çağırma ile cümle

çağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.”وما صليت بعدك صلاة إلا وأنا أذكر قولك».
Kendisi askerleri çağırmaya gider.ويمكن ان تجعل الجنود يأتون إليك.
Hüddam ilmi cin çağırma ve tutsak etme ile ilgilenir.يما السجن مهما علي - مهداة إلى الأسرى .
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.بهذا تحافظ السيارة على البقاء في خط السير الذي يريده السائق.
Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.”Eu não vim para convocar justos, mas sim pecadores'".
Doktor, Tzim-Sha'ya geri çağırma aygıtını atar ve onu uzağa ışınlar.A Doutora empurra o dispositivo de recordação em Tzim-Sha e ele se transporta para longe.
Bir süre sonra, Joffe Yamauchi ofisine onu çağırma bir telefon aldı.Depois de algum tempo, Joffé recebeu um telefonema convocando-o para o escritório de Yamauchi.
Tatile gitmek için telefonla bir tatil jipi (Vacation Van) çağırmak yeterli.Tirar um período para repouso (férias).
İslam dinine göre ruh çağırma günahtır.No Islã a blasfêmia é considerada um pecado.
İkinci filmde onun büyük kardeşi, Vuruş Zirvesi onu "Bubba" adıyla çağırmasından bilinir.Seu irmão mais velho o chama de "Bubba".
1629: Charles parlamentoyu lağveder ve 1640 yılına kadar da yeniden toplantıya çağırmaz.1629 — Carlos I de Inglaterra dissolve o Parlamento e não voltaria a convocá-lo pelos próximos onze anos.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Seu nome de guerra é Starbuck.
Soyutlama ve işlev çağırmaya dayanmaktadır.Refere-se ao recrutamento e seleção de pessoal.
Gettoda, halkı toplantıya çağırmak için kullanılan bir çanın olduğu bir belediye sarayı da vardı.Tinha no cimo do edifício um sino que servia para indicar as reuniões municipais.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Het gaf Augustus het recht om de Senaat bijeen te roepen.
Bu ek paket oyuncuların evde parti vermelerine ve çok sayıda arkadaşı birden çağırmalarına olanak sağlıyor.Het geeft spelers de mogelijkheid om thuis feestjes te geven en een grote hoeveelheid vrienden te ontvangen.
Gardiyanlar Juan'ı 211 numaralı hücreye bırakırlar ve yardım çağırmaya giderler.Hij wordt naar cel 211 gebracht, terwijl er hulp wordt gehaald.
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.De agent vroeg de chauffeur om zijn rijbewijs.
Rönesansla birlikte Avrupa'da nekromansi, kara büyü ve ruh çağırma ile bir tutulmaya başlandı.Vooral sinds de renaissance wordt necromantie geassocieerd met zwarte magie en het oproepen van demonen.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Hij is onervaren en laat zich telkens de les lezen door de kinderen.
Ayrıca, PKK'yı "daha aktif" bir faaliyete çağırmaktadır.Hij riep ook de moslimwereld op tot het nemen van een 'agressievere houding'.
Megafonu alıp Arif'i çağırmaya başlar.Hij neemt haar medaillon mee en neemt contact op met Korsky.
Önemli olmasa seni çağırmazdım.Ik had je niet geroepen als het niet belangrijk was.
Birlik kongresini çağırmak.Przyjdź na kongres .
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Yeonggo to przedstawienie odgrywane na bębnach, a mające na celu przywołać duchy.
Rönesansla birlikte Avrupa'da nekromansi, kara büyü ve ruh çağırma ile bir tutulmaya başlandı.W Europie średniowiecznej wierzono, że czosnek chroni przed czarną magią i wampirami.
O günkü bu olayın akabinde müdür beni çağırdı ve babamı çağırmamı söyledi.Królewna opowiedziała o tym ojcu, który kazał go wezwać.
Buna rağmen Naziler birliği aynı isimde çağırmaya devam ettiler.Działały one w republikach związkowych poprzez komisariaty o tej samej nazwie.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Rodzice nazwali go Stuartem.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Odpowiedź brzmiała, żeby swą prośbę do senatu skierował.
Aslında onu annesi çağırmamıştır.Eftersom jag inte har ringt mamma än.
Soyutlama ve işlev çağırmaya dayanmaktadır.Stöd med att hitta och söka jobb.
Dua, bir İlah ya da ruhani varlıkla ilişkiyi etkinleştirmeyi amaçlayan çağırma veya eylemdir.Budskapet är att uppriktig omvändelse och bön om förlåtelse är vägen till försoning med Gud.
Genellikle anne kedilerin, yavrularını çağırmakta kullandıkları sestir.Generellt gråter spädbarn när de vill dia.
Fakat dostlarının onu "Skie" diye çağırmasına izin verir.Його друзі дали йому прізвисько «Чила».
Çocuklara kaçmalarını ve polis çağırmalarını söyler, dolaba saklanır.Діти тікають, а сестрам наказують заховатися у ванній.
Von Spee, Pasifik'te dağınık vaziyette seyir halindeki hafif kruvazörlerini geri çağırmak üzere emir verdi.Фон Шпеє наказав легким крейсерам і транспортам розходитися в різних напрямах.
Birlik kongresini çağırmak.Вступив до Конгрегації місій.
Accio: Çağırma büyüsü.Accio Přivolávací kouzlo.
Gettoda, halkı toplantıya çağırmak için kullanılan bir çanın olduğu bir belediye sarayı da vardı.Ghetto získalo vlastní radnici s malou zvoničkou sloužící ke svolávání zasedání.
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Ta odpoví, že ve spaní slyšela, jako by někdo volal její jméno.
Danny, hiçbir yardım çağırmamış ve teslim olmamıştır.On sám nebyl nijak varován ani vyzván, aby se vzdal.
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.Požádá taxikáře, aby zastavil.
Leonardo, il Salaino'yu "Küçük Şeytan" olarak çağırmaya devam etmiştir.Sánchez mai este cunoscut după apelativul „El Niño Maravilla” (Micuțul Minunat).
Güvenliği çağırmaktan rahatsız olma.Nu te deranja să chemi paza.
Herr Kavalier, Ochs'un bağırıp çağırması Marie Theres!...John Thaw - Kiálts szabadságot!
Ancak, vergi izni alabilmek için 1640 yılında parlamentoyu tekrar toplanmaya çağırmak zorunda kaldı.Ezért kénytelen volt 1640-ben összehívni a parlamentet.
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.Megijed, ezért a taxisofőrnek azt mondja, hogy menjen tovább.
Amacı telefonla yardım çağırmaktır.Azért mennek a házba, hogy telefonon kérjenek segítséget.
1960'larda ismen çağırma sistemiyle Avrupa'ya gidenler için ikili anlaşmalar yapıldı.1962-ben az addig amerikai mintára számozott utcanevek nevet kaptak.
İkinci filmde onun büyük kardeşi, Vuruş Zirvesi onu "Bubba" adıyla çağırmasından bilinir.Hänen isoveljensä ”Chop Top” kutsuu häntä ”Bubbaksi” elokuvasarjan toisessa osassa.
Taksi çağırmana gerek yoktu.Ei sinun olisi tarvinnut ottaa taksia.
Prezidium, aynı zamanda, TsIK'i olağanüstü toplantıya çağırma yetkisine sahipti.Το Προεδρείο επίσης είχε την εξουσία να συγκαλεί έκτακτη σύνοδο της TSiK.
Aslında onu annesi çağırmamıştır.Η μητέρα του όμως δεν την θέλει.
Accio: Çağırma büyüsü.Εκάτη : Θεά της μαγείας.
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Ο νεαρός θυμάται ότι έτσι τον ονόμαζε η μητέρα του όταν εμφανιζόταν στα όνειρά του.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Αυτός έδωσε εντολή στην σύγκλητο να τον ανακρίνει.
Bu değişiklikten sonra hiçbir geri çağırma olmamıştır.Έκτοτε δεν έχει αλλάξει ούτε μια λέξη.
Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.”Jeg skal sandelig ikke ringes op af en hvilken som helst urtekræmmer!"
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Han erindrer nu, at dette navn er det navn, som hans mor brugte for ham, når hun dukkede op i hans drømme.

İlgili Sayfalar