çılgın ile cümle

çılgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Herkes sadece birazcık çılgın.Everyone is just a little bit mad.
"Şu çılgın kadına bakın."That crazy woman.
Dolayısıyla, bu teori sadece çılgın bilim adamı şakaları bağlamında ortaya atılıyor.So we never hear the case put for it, except in jocular references to people on the lunatic fringe.
Ama sonunda araştırmacılardan biri ortaya çılgınça bir fikir attı.But then finally, one of the researchers threw out this crazy idea.
Telefon seksi yaparken çılgınca şeyler yaptım.I've done crazy things during phone sex.
Çılgına dönecekler.They'll go crazy.
Oh, çılgınca bir aşk mı yaşıyorsun?Oh, you're in a crazy love?
Negroponte bunun çılgınca olduğunu söyler.And Negroponte says this is crazy.
Çılgın öğretmen -- soldaki benimThe crazy teacher -- that's me on the left,
Ona şöyle dedim: "Bay Brahimi, evrensel bir ateşkesi denemek sizce çılgınlık mı?And I said to him, "Mr. Brahimi, is this nuts, going for a global truce?
Hiçbirşey hakkında konuşmak çılgınca geliyor.It seems mad to talk about nothing.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.The English went into a selling frenzy to get rid of worthless English money.
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --I would have never imagined that. Not in my wildest dreams did I think --
Çılgınlık yapmaya bayılıyorumGet what I mean?
Ama isin asli su, bu cilgin davalar sayica az. Cogunlukla kazanmiyorlar.But the reality is, these crazy cases are relatively rare.
Ve ben "Çek git başımdan, bu çılgınca" gibi oldum.And I was like, "Get the fuck out of here.
Biraz çılgın bir yerdi.And it was a slightly crazy place.
Ve bir gün, çılgın bir bankerin aklına bir fikir geldi.Right? Now, one day, some crazy banker had an idea.
Bu konuyu biliyor olabilirsiniz. Biliyorum biraz çılgınca.And you may or may not already be familiar with it--I know it's kind of whacky.
Bu çılgın bir grafiksel nota yazımı.It's a bunch of crazy pictographic notation.
Büyük Lakota savaşçısı ve şefi Çılgın At, Fort Robinson'da teslim oldu.The great Lakota warrior and chief named Crazy Horse surrendered at Fort Robinson.
"Durun" dedim, "çılgınlık bu." (nuts: 'çılgınlık', aynı zamanda 'testisler')I said, "Stop. This is nuts."
Sana diyorum, adamım, çılgın bir zamanda yaşıyoruz...I'll tell you, boy, crazy times we live in...
En iyi,saçmasapan çılgın gazete manşetlerinde geçen ifadelerin incelenmesi ile anlaşılabilir.And it's best understood through example as the science of those crazy, wacky newspaper headlines.
Bu çok çılgın.This is wild.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.It's not crazy; it's actually happening right now.
"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim.""The craziest thing was, I'd never seen any of that before, except bread.
Ama, esas çılgın değişiklik bu da değil.But that's not the really crazy change that we're living in the middle of.
Böyle çılgın işlemler yapabilirsiniz.And you can go crazy like this.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".This man, Joel Salatin, they call him a lunatic farmer because he grows against the system.
Bence dışarıda bir yerde çılgın şeylerle uğraşan bütün çocukların hayallerini desteklemeliyiz.And I think we need to support all of the dreams of the kids out there doing these crazy things.
Bu da elbette diğerleri gibi çılgınca bir fikirdi.Which was another insane idea, obviously.
Bu çok çılgınca bir şey.It is crazy.
Seni çılgın piç!You crazy bastard!
Bütün bu çılgın şeyleri... ...kavramak çok zor.It's very hard to imagine All the crazy things
Bu metodla ilgili çılgınca olan şeyse gerçekten işe yarıyor olması.Now the crazy thing about this method is that it actually really works.
Çılgın oda.Crazy room.
Çılgın bir gadjo!He's a crazy gadjo!
SK: Los Altos, biraz çılgıncaydı.Los Altos, it was kind of crazy.
-Bir kez çılgına dönerse, kontrol edilemez.Once it goes berserk, it's unmanageable.
Diğerleri benliklerinden çılgınlıklarla kurtuluyor.Others overcome their self at raves.
Bu çok çılgınca.It's so strange.
Bilirsiniz, bu, eşim ve bizim çılgın miras projemiz.You know, as for me, my wife and I have our own crazy legacy project.
Bu en çılgın, en büyük hayallerimizden vazgeçelim demek değil.This isn't to say we give up our wildest, biggest dreams.
Sanırım bu şimdilerde gençler arasında bir çılgınlık.I think that's a craze among teens right now.
Ateş her dindikçe, onlara çılgın alevi artırırız.Every time (its fire) subsides We will intensify its flame.
Allah kafirlere la'net etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.Verily God has cursed the infidels, and prepared a blazing fire for them.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.In that case we shall he in error and insane.
Suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içindedir.Surely the sinners are misguided and insane.
O çılgın ateş halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır!Deprived (of all joys) will be the inmates of Hell.
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar, çılgın ateşin arkadaşlarıdırlar.But those who disbelieve and deny Our revelations are residents of Hell.
Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.Every time (its fire) subsides We will intensify its flame.
Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.Verily God has cursed the infidels, and prepared a blazing fire for them.
Onlardan kim Bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık.Anyone of them who turned from Our command was made to taste the torment of blazing fire.
O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.He only calls his faction to be the residents of Hell.
Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü.He looked down and saw (his friend) in the midst of Hell.
Şüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar.It is a tree that grows at the bottom of Hell.
Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.Then to Hell they will surely be returned.
Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz).Except one who is (destined) to burn in Hell.
Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."In that case we shall he in error and insane.

İlgili Sayfalar