çıkmaz ile cümle
çıkmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Arnavutluk'taki siyasi yaşam, Haziran 2009 seçimlerinden bu yana çıkmaza girmiş durumda.Political life in Albania has been mired in an impasse since the June 2009 elections.
Maç neredeyse çıkmaza girmişken, farkı belirleyen hatalar ve penaltılar oldu.With the match seemingly at an impasse, errors and penalties finally made the difference.
Çıkmaz sürüncemeye girerken, Brüksel Romanya'yı hareket geçmeye ve yasayı düzeltmeye çağırdı.With the impasse dragging on, Brussels urged Romania to take action and correct the legislation.
Bir diğer endişe konusu da Bosna Hersek'te devam eden siyasi çıkmaz.The on-going political stalemate in BiH is another area of concern.
Karadağ CoE'ye katılmak istiyor ancak bunun için önce anayasa çıkmazını aşması gerekiyor.Montenegro is seeking to join the CoE, but must first resolve the constitutional impasse.
Stavreski, hükümetin sorunları ortaya çıkar çıkmaz gidereceğini söyledi.Stavreski said the government would iron out the glitches as they occurred.
İlişkilerin mevcut durumu, liderleri çıkmazdan çıkış yolları aramaya itti.The current state of affairs has left leaders searching for a way out of the impasse.
Fakat Iğsız ile ilgili çıkmazın sürmesi yüzünden Koşaner'in ataması da durduruldu.However, Kosaner's appointment was also held up as the deadlock over Igsiz continued.
Müzakere süreci aylardır çıkmaza girmiş durumda ve uzlaşma umutları zayıf görünüyor.The negotiations process has been deadlocked for months, and prospects for a compromise appear slim.
BH'li siyasilere polis reformu konusundaki çıkmaza son verme çağrısıBiH politicians urged to end impasse over police reform
Anlaşmaya varma çabaları iki yıldan uzun süredir çıkmaza girmiş durumda.Efforts to reach a deal have been deadlocked for more than two years.
Kıbrıs cumhurbaşkanı: Müzakerelerden sonuç çıkmazsa göreve yeniden aday olmayacağımCypriot president says no re-election bid if talks fail
Kıbrıs Çıkmazı AB'nin Genişlemesi ve Türkiye'nin Üyeliğini KarmaşıklaştırdıCyprus Impasse Complicates EU Enlargement, Turkey's Accession
SETimes'a konuşan Vrayolli, "Bu tür iddialar ve şüpheler durduk yerde çıkmaz."Such allegations and doubts do not come unexpected.
Türkiye'de ordu-hükümet çıkmazı sona erdiArmy, government deadlock ends in Turkey
Önemli askeri mevkilerdeki terfilerle ilgili çıkmaz, yargıda manipülasyon suçlamalarına yol açtı.An impasse over promotions to key military posts has raised accusations of judicial manipulation.
Priştine ve Belgrad, Kosova'nın gelecekteki statüsü konusunda hâlâ çıkmazdaPristina and Belgrade still at impasse over Kosovo's future status
Türkiye ve AB, Kıbrıs konusundaki çıkmaza son vermeyi deniyorTurkey, EU try to break deadlock over Cyprus
Bu meningokokkal hastalıkta menenjit genellikle ortaya çıkmaz.In this form of meningococcal disease, meningitis generally does not occur.
Kanunla yasaklanmıştır ve boşanma davası ortaya çıkmaz.It has been proscribed by law and the act does not ensue in divorce.
"Taştan kan çıkmaz.""You can’t get blood out of a stone."
Tüzün ve Hamdaniler çıkmaza girdi.Tuzun and the Hamdanid were stalemated.
Bunun yerine liderler, siyasi çıkmazı sona erdirmek için diyalog çağrısında bulunmaktadır. [1]Instead, the leaders call for dialogue to end the political deadlock.[1]
1491 Osmanlı-Memluk Savaşı (1485-1491) bir çıkmazla sonuçlandı.1491 The Ottoman–Mamluk War (1485–1491) ends in a stalemate.
Orduların içine düştüğü çıkmaz, sonsuz sayıda insan ve cephane gerektiriyordu.The stalemate required an endless supply of men and munitions.
Çok fazla yıkımın ardından savaş bir çıkmazla sona erdi.After much destruction, the war ended with a stalemate.
Tom asla daha yaşlı kadınlarla çıkmaz.Tom macht nie ein Rendezvous mit älteren Frauen aus.
İstasyondan çıkar çıkmaz sola dön.Halte dich links, sobald du den Bahnhof verlassen hast.
Soy Kitabı gerekli olmadıkça ortaya çıkmazlar.Seine koranexegetischen Schriften sind nicht erhalten.
Fakat, modern astronotlar bu çıkmaza cevap olabilecek bir açıklama getirdiler.Astronomen haben mittlerweile eine mögliche Erklärung dafür gefunden.
Güneş batana kadar çıkmazlar.Ich esse nichts nach Sonnenuntergang.
Öyleyse, onlar nede iyi ve neye yararlı olacaklar? gibi sorularla bir çıkmaza girerler.Die Gebenden betrachten ihr Schenken als eine Glück bringende Gunst.
Hades genellikle bu imparatorluğundan dışarıya çıkmaz.Hades verlässt sein Reich nur äußerst selten.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.2001 geriet der Verein in finanzielle Not und sah sich gezwungen, seine besten Spieler zu verkaufen.
Ancak bu albüm hiçbir zaman piyasaya çıkmaz.Das Album kam nie auf den Markt.
Çıkmazsa tıbbi yardım sağlanır (112).Ein Hausbesitzer hat wohl aufgegeben (112).
Gece yiyecek arayışında fazla yükseklere çıkmaz, daima yerden 2 metre yüksekliğin altında hareket ederler.In der Nacht begeben sie sich auf Nahrungssuche, wobei sie sich oft nur in 1 bis 2 Metern Höhe aufhalten.
Mesela hiç çıkmaz sokak yoktur.Es gibt zu den Fällen keinen Wanderweg.
Çünkü bunlar hiçbir zaman ufkun üstüne çıkmaz.Doch nie passiert mal was Aufregendes.
Ancak Hitler’den sonrasında pek ses çıkmaz.Von Hitler schien er nichts mehr zu halten.
İkisi de hem aşıktır, hem de girdikleri çıkmazda acı çekmektedir.Beide verliebten sich ineinander und zogen sogleich zusammen.
Genellikle yavaş hareket ederler ve yaşama alanlarının dışına çıkmazlar.Gewöhnlich verbringen sie die Zeit bei sich und verlassen ihr Zuhause nicht.
2006'nın Ölüm Çıkmazı filminin devamı.2006: Leben über den Tod hinaus...
Güneş batana kadar çıkmazlar.Il arrive avant le lever du soleil.
1941-1942 kışında, Wehrmacht Doğu Cephesi'nde bir çıkmazın içine düşmüştür.À l'hiver 1941-1942, sa division est envoyée sur le Front de l'Est.
İyi tasarım fazla öne çıkmaz.Le prix ne me parut pas exagéré.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Au fil des ans, le club a donné sa priorité aux économies et vend donc ses meilleurs joueurs.
3 ay evden çıkmaz ama daha sonra çıkmak zorunda kalırlar.Dégagé 3 mois plus tard, il ne sera pas remis en service.
Ne var ki Angela bakire çıkmaz.Dominique ne sait pas patiner.
Can çıkar, huy çıkmaz.El zorro pierde el pelo pero no las mañas.
Soy Kitabı gerekli olmadıkça ortaya çıkmazlar.Sin embargo, no se han encontrado signos de escritura.
Bu etki makro boyutlardan mikro boyutlara gitmeyle ortaya çıkmaz.Este efecto no se ponen en juego al ir desde las dimensiones macro a las dimensiones micro.
Çocukluk günlerindeki bayramların verdiği neşe ve mutluluk akıllardan kolay kolay çıkmaz.De su niñez y adolescencia no habla con mucho gusto.
Fakat sorgulamalardan bir sonuç çıkmaz.No formaban parte de los interrogatorios.
Çıkmaz Sokak Çocukları (2008).Cuando los hijos se van (2008).
Ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz.La mayoría de las personas no expresan lo mucho que quieren caer en el amor.
Yangın çıkmazken, yolcu ve mürettebatın tamamı kurtuldu.A medida que el fuego quedaba fuera de control, los oficiales y la tripulación se vieron obligados a evacuar.
Güneş batana kadar çıkmazlar.Hasta que se ponga el sol.
Şaşıfelek Çıkmazı - Sinema Türk sayfası.Salto al vacío, película española.
Cezayir Sokağı ya da Cezayir Çıkmazı.Calle de Calleja y Zurita.