çıkmaz ile cümle

çıkmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Rumen siyaseti şimdilik çıkmaza girdiRomanian politics deadlocked for now
Plan üzerine yapılan müzakereler Mart 2003'te çıkmaza girmişti.Talks on the plan failed in March 2003.
"Umarım sorun çıkmaz; partiler için birbirimizle kavga etmeye değmez.""I hope there will be no problems; it's not worth it to fight each other for parties," she says.
Kocianciç, "Çıkmaza son vermek amacıyla yoğun bir çaba sarfediliyor."An intensive effort is under way to find the way out of the stalemate.
Başbakan Haşim Taki'nin partisi PDK çıkmaz yaşanan iki belediyede galip görünüyor.Prime Minister Hashim Thaci's PDK appears victorious in two deadlocked municipalities.
Arnavutluk'taki siyasi çıkmaz hayati reformları ve AB üyeliği yolundaki ilerlemeyi geciktirdi.Albania's political stalemate has delayed vital reforms and progress towards EU integration.
Peki Sosyalistlerin en son önerisi çıkmaza son verebilecek mi?Will the Socialists' latest proposal help break the impasse?
Arnavutluk'ta devam eden siyasi çıkmaz nihai AB üyeliği için gereken reformları da aksattı.Albania's ongoing political impasse has crippled reforms required for eventual EU accession.
Sonuç olarak, Hırvatistan'ın üyelik müzakereleri geçen yılın Ekim ayına kadar çıkmazda kaldı.As a result, Croatia's membership talks remained deadlocked until October of last year.
İşte tam bu noktada merkez bankaları açısından oldukça önemli bir politika çıkmazı söz konusu.And here lies a major policy dilemma for central banks.
Tiran'da Cuma günü yapılan görüşmelerde devam etmekte olan siyasi çıkmaz üzerinde duruldu.Talks in Tirana on Friday focused on the ongoing political stalemate.
Bu çıkmaz yüzünden AB, 2006 yılında 35 müzakere faslının sekizini dondurdu.Because of the deadlock, the EU froze eight of 35 accession negotiation chapters in 2006.
Pan-Balkan karayolu henüz proje aşamasında çıkmaza girdiPan-Balkan highway hits snags along the road
Şimdilerde ülke, bu çıkmazı aşmak için adımlar atıyor.Now the country is taking steps to tackle the dilemma.
Fakat yine de hükümet, gelir yetersizliği ve siyasi çıkmazların kıskacında.Still, the government remains constrained by scarce revenues and political gridlock.
Arnavutluk'un AB üyelik süreci siyasi çıkmaz ortamında durduAlbania's EU bid stalled amid political deadlock
BH'deki siyasi çıkmaza son verme çabaları yine başarısızBid to end BiH political stalemate fails again
Sosyolog, "Bu, talepleri olmayan bir hareket ve bu da çıkmaz anlamına geliyor." dedi."It is a movement without demands, and that means a deadlock," he said.
BH'de siyasi çıkmaz devam ediyorPolitical deadlock continues in BiH
Türkiye'nin arabuluculuk çabaları Lübnan'da çıkmaza girdiTurkey's moderator efforts stuck on Lebanon
Siyasi çıkmaz ve ekonominin durumu BH'deki her kesimi olumsuz etkiliyorPolitical impasse, economic situation hurts all in BiH
Kosova'nın kuzeyindeki barikatlar dururken, Belgrad ve Priştine çıkmazda.As barricades in northern Kosovo continue, Belgrade and Pristina come to an impasse.
Fakat Karadağ hükümetindeki çıkmazın bu sorunlara bir faydası olmayacak." şeklinde konuştu.But the gridlock in the Montenegrin parliament will not help matters," Morrison said.
Bosnalı liderler, Alman lider Merkel ile siyasi çıkmaz konusunda görüşecekBosnian leaders to meet with Germany's Merkel about deadlock
KCK davası çıkmaza girdiKCK trial at an impasse
BH seçimleri: siyasi çıkmaza son verecek mi?BiH election: will it break the political deadlock?
Moldova: Yeni parlamento ama hâlâ aynı çıkmazMoldova: new parliament, continuing deadlock
ICG'den Kıbrıs meselesinde çıkmaza son verme çağrısıICG urges efforts to end Cyprus stalemate
Litra, "İttifakın çıkmaza çözüm bulmasını umuyoruz."We hope that the alliance finds a solution for the deadlock.
10 Aralık'ta sona ermesi beklenen müzakereler aylardır çıkmaza girmiş durumdaydı.The negotiations, which must end by December 10th, have been deadlocked for months.
Devam eden siyasi çıkmaz yüzünden meclisin çalışmaları durdu.[Reuters]The ongoing political impasse has stalled parliament's work.[Reuters]
Müzakereler emekli maaşları sorunu yüzünden Ekim ayında çıkmaza girmişti.Negotiations had broken down in October over the issue of pensions.
Arnavutluk'taki siyasi çıkmazda ufukta çözüm görünmüyorNo end in sight for Albania's political gridlock
Nikollaj, "Görüşmelerden sonuç çıkmazsa, grevler gelir."When negotiations fail, strikes follow.
Çözüm kendiliğinden ortaya çıkmaz; üzerinde çalışılması, tartışılması gerekiyor.The solution will not come by itself; it has to be sought, to be negotiated.
BM başkanı, Kosova çıkmazının devamının getireceği riskler hakkında uyardıUN chief warns of risks from prolonged impasse over Kosovo
Durumun, 12 Haziran seçimlerine kadar çıkmazda kalması bekleniyor.The situation is expected to remain deadlocked until the June 12th elections.
Bulgaristan'da Büyük Koalisyon Anlaşması, Siyasi Çıkmazı Sona ErdirdiGrand Coalition Deal Ends Political Stalemate in Bulgaria
Anlaşmayla, ülkenin 2007 yılında AB üyeliğine engel tehdidinde bulunan siyasi çıkmaz da son buldu.The deal ended a political stalemate that threatened to stall the country's EU entry in 2007.
Fakat çıkmazın tarafları geri adım atmamakta direniyorlar.Both sides in the stalemate are refusing to back down.
AGİT ve AB'den, Arnavutluk'taki siyasi çıkmaza son verme çağrısıOSCE, EU call for end to political stalemate in Albania
AB: Arnavutluk'taki siyasi çıkmaz sona ermeliEU: Albania's political stalemate must end
Arnavut siyaseti: ölümcül bir çıkmazAlbanian politics: a deadly stalemate
Bu da, başka sorun çıkmazsa bu haftanın başlarında gerçekleşebilir.This could happen as early as this week, provided there are no new challenges.
Siyasi çıkmaz Arnavutluk'a ayak bağıPolitical stalemate holds Albania back
AGİT Dönem Başkanı BH'nin AB'deki Geleceğini Vurguladı, Polis Reformu Çıkmazına Son Vermeye ÇağırdıOSCE Chairman-in-Office Stresses EU Future for BiH, Urges End to Police Reform Stalemate
Ristovski, bunun nedeninin Yunanistan ile devam eden çıkmaz olduğunu söylüyor.The reason for that, says Ristovski, is the ongoing impasse with Greece.
Aralık 2006'da Brüksel, Kıbrıs'la ilgili bir çıkmaz nedeniyle sekiz faslın açılmasını dondurdu.In December 2006, Brussels froze the opening of eight chapters because of a Cyprus-related impasse.
Arnavut halkı son siyasi çıkmaz sonrasında gerginAlbanian public on edge after recent political stalemate
Halk, siyasi çıkmazın Arnavutluk'un AB üyelik sürecini geciktirdiğinden endişeleniyor. [Reuters]Citizens worry that the political stalemate is delaying Albania's EU integration path. [Reuters]
Sırbistan’ın nüfus çıkmazıSerbia's demographic dilemma
Dinkiç, gecikmeye gerekçe olarak son iki yıldır yaşanan siyasi çıkmazı gösterdi. [AFP]Dinkic attributed the delay to political turmoil over the past two years. [AFP]
İki firma anlaşma sağlayamazsa, RATEL anlaşmayı canlı tutmak için çıkmaza son verecek.If the two companies cannot reach agreement, RATEL will break the stalemate to keep the deal alive.
Yetkili, BH'nin dört yıl daha sürecek bir çıkmazı kaldıramayacağı konusunda uyardı.He warned BiH cannot afford another four-year stalemate.
Sırbistan ekonomisi çıkmaza girdiSerbia's economy caught in a bind
Arnavutluk yerel seçimler konusunda çıkmaza girdiAlbania in a deadlock over local elections
Kitap, piyasaya çıkar çıkmaz ülkenin edebiyat camiasında büyük yankı uyandırdı.It immediately became a literary sensation in the country.
Atina ile Üsküp, isim müzakerelerinde girilen çıkmaz konusunda birbirlerini suçladılarAthens, Skopje trade accusations over deadlocked name talks
Inzko, Mostar belediye başkanlığı konusundaki çıkmaza müdahale edecekInzko to intervene in Mostar's mayoral stalemate
Fakat polis ve medya reformları çıkmaza girmiş durumda.However, a stalemate continues over police and media reforms.

İlgili Sayfalar