çıkmak ile cümle
çıkmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir içki için benimle çıkmak ister misin?Do you want to go out for a drink with me?
Tom'la çıkmak istemememin nedeni bu.That's why I didn't want to go out with Tom.
Biraz taze hava için dışarı çıkmak istiyorum.I want to go outside for a breath of fresh air.
Biri bizi görmeden önce buradan çıkmak istiyorum.I want to get out of here before anyone sees us.
Buradan canlı çıkmak istiyorsan, beni izle.If you want to get out of here alive, follow me.
Belki bir ara benimle dışarı çıkmak ister misin?Would you maybe want to go out with me sometime?
Pek çok çocuğun seninle dışarı çıkmak istediğini biliyorum.I know that plenty of guys want to go out with you.
Buradan canlı çıkmak istiyorsan beni dinle.If you want to get out of here alive, listen to me.
Tom senin istediğinden daha fazla Mary ile çıkmak istiyordu.Tom wanted to go out with Mary even more than you did.
Ebeveynlerim bana çıkmak istediğim kişiyle çıkmama izin vermezdi.My parents wouldn't let me date who I wanted to date.
Bu havada dışarı çıkmak çılgınlık.It is bonkers to go out in this weather.
Bazen sabahleyin yalnızca yataktan çıkmak istemem.I sometimes just don't want to get out of bed in the morning.
Yılın hangi zamanında sefere çıkmak istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to take a cruise?
Kesinlikle yapmak istediğin tek şey hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmak.One thing you definitely don't want to do is to go out alone after dark.
Muhtemelen benimle çıkmak istemediğini biliyorum ama ben seninle çıkmak istiyorum.I know you probably don't want to go out with me, but I'd love to go out with you.
Aynı kapıya çıkmaktadır.That boils down to the same thing.
O, yola çıkmak üzere.He's about to leave.
Dışarı çıkmak zorunlu.It's imperative to go out.
Eiffel Kulesi'nin tepesine çıkmak istiyorum.I want to go to the top of the Eiffel Tower.
Sen çıkmak zorunda değilsin.You don't get to quit.
Çabucak Boston'dan çıkmak zorundaydım.I had to get out of Boston quickly.
Ben evden çıkmak zorunda kaldım.I had to get out of the house.
Oradan çıkmak zorundaydım.I had to get out of there.
Köpeğe çarpmayı engellemek için yoldan çıkmak zorunda kaldım.I had to swerve to avoid hitting the dog.
Çıkmak üzere olduğumuz sırada deprem başladı.When he was just about to leave, an earthquake started.
Bir horozun öttüğünü duydum ve yakında yataktan çıkmak zorunda kalacağımı biliyordum.I heard a rooster crow and knew I'd soon have to get out of bed.
Yürüyüşe çıkmak istiyorum.I want to take a walk.
Gerçekten Tom'la çıkmak istemediğini yeterince iyi bildiğini biliyorum.I know you well enough to know that you didn't really want to go out with Tom.
Benimle bir yürüyüşe çıkmak ister misin?Do you want to go for a walk with me?
Tam da dışarı çıkmak üzereydi.She was just about to go out.
Telefon çaldığında Tom tam dışarı çıkmak üzereydi.Tom was just about to go out when the phone rang.
Tom ve Mary'nin birbiriyle çıkmaktan vazgeçtiğini bilmekle ilgilenebileceğini düşündüm.I thought you might be interested to know that Tom and Mary have quit dating each other.
Kızınla çıkmak için iznini istiyorum.I'd like your permission to date your daughter.
Şimdi oradan çıkmak zorundasın.You've got to get out of there right now.
Bir süre dışarı çıkmak umurumda değildi.I wouldn't mind going out for a while.
Şimdi buradan çıkmak zorundasın.You've got to get out of here now.
Boston'dan çıkmak zorundasın.You've got to get out of Boston.
Buradan çıkmak zorundasın.You've got to get out of here.
Tom arabayla gezintiye çıkmak istedi.Tom wanted to go for a drive.
Ben buradan çıkmak istiyorum.I'd like to get out of here.
Şimdi çıkmak zorundasın.You've got to come out now.
Bu gece dışarı çıkmak istiyorum.I want to go out tonight.
Yola çıkmak üzereydim.I was about to head out.
Buradan çıkmak istiyoruz.We want out of here.
Dışarı çıkmak istiyorum.I want to go out.
Yarın çıkmak için hazır olacak mısın?Will you be ready to leave tomorrow?
Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?When will you be ready to leave?
Canın yürüyüşe çıkmak istiyor mu?Do you feel like taking a walk?
Tom ve Mary'nin tatile çıkmak için zamanı ya da parası yok.Tom and Mary don't have the time or the money to take a trip.
Tom Mary'yi John'la çıkmaktan vazgeçirmeye çalıştı.Tom tried to discourage Mary from going out with John.
Tom neden işten çıkmak istediğini söyledi mi?Did Tom say why he wanted to quit?
Bu tek başına başa çıkmak zorunda olduğun bir iş.That's a problem you have to handle by yourself.
Ben bir yürüyüşe çıkmak havasında değilim.I'm not in the mood to go for a walk.
O, ABD vatandaşlığından çıkmak istedi.She wanted to renounce her U.S. citizenship.
Bu kadar soğuk olduğunda canım dışarı çıkmak istemiyor.When it's this cold, I don't like going outside.
O, zaten dışarı çıkmak istemiyordu.She didn't want to go out anyway.
Tom Mary ile çıkmak istemiyordu.Tom had no desire to go out with Mary.
İşten sonra dışarı çıkmak ister misin?Would you like to go out after work?
Şimdi yola çıkmak zorundayım.I have to head out now.
Arabayla gezintiye çıkmak ister misin?Do you want to go for a drive?