çıkmak ile cümle

çıkmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlardan hangi sınamanın ne zaman kullanılması gerektiği sorusu hemen ortaya çıkmaktadır.Hierbij wordt bepaald welke taak op welk tijdstip uitgevoerd mag worden.
Bu sayı bolluk dönemlerinde 12 milyon ata çıkmaktaydı (MS.Dit bestand zou twaalf jaar standhouden (zie Twaalfjarig Bestand).
Zamanla bazı heykeltıraşlık ekolleri ortaya çıkmaktadır.Van tijd tot tijd verschijnen er themanummers.
Bu takımlar genellikle antrenman ve hazırlık maçlarına çıkmaktadır.Deze riem wordt vooral gebruikt bij trainingen en wedstrijden.
Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.Ze stormt naar buiten en vertrekt alleen.
Spencer ile çıkmaktadır.Hiermee week hij af van Spener.
Rusya bu sisteme karşı çıkmaktadır.Rusland protesteert fel.
Vize, bir ülkeye girmek veya bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin.Een visum is een officiële toestemming een land binnen te reizen en in dat land te verblijven.
Yaz mevsiminde sebzecilik yapanların gelmesiyle nüfus 2500 civarına çıkmaktadır.In de winterperiode zijn hier tot tweeduizend broedparen te vinden.
İlk yaylamız Çökercük(Sameyil yurdu)'e çıkmakla başlamıştır.Toen bracht hij de eerste slag toe.
Günümüzde yaylacılık ekonomik boyutundan ziyade kültürel bir özellik olarak ön plana çıkmaktadır.Heden ten dage wordt eerder gekozen voor een multiculturele benadering.
1994 yılından beri bazen iki sayı bir arada olmak üzere düzenli olarak çıkmaktadır.Beiden draaiden sinds 2010 al af en toe als duo.
Görme kaybı ortalama olarak 75 yaşında ortaya çıkmaktadır.De verwachting is dat dit gemiddeld eenmaal in 75 jaar zal gebeuren.
Zira dünyayı tehdit eden güçlü bir düşman yola çıkmak üzeredir.Nu bedreigt een nieuwe vijand de Verrezen Wereld.
Bir kıyafetini çıkarıp atsa bile altından yeni bir kıyafet çıkmaktadır.Voor het koorgebed trekken ze over hun kleding nog een kovel.
Ancak 74. dakikada sakatlanıp oyundan çıkmak zorunda kaldı.Hij raakte in die wedstrijd geblesseerd in de 74 minuut.
Bunun yanında kimi yıllar hayvancılık da önemli bir geçim kalemi olarak öne çıkmaktadır.Na al die jaren blijft de vrachtwegen een ware legende.
5 tane aynı kağıdı çıkmak mantıklı değildir.Alle vijf de kleuren zijn niet zonder meer gemakkelijk te onderscheiden op een enkel exemplaar.
Bu problem Cosmo's Cosmic Adventure ve Duke Nukem II'de de karşımıza çıkmaktadır.Het wordt gezien als het vervolg op Duke Nukem en Duke Nukem II.
Bu türkü ayrıca her yıl 20 Eylül günü televizyona çıkmaktadır.Het wordt ook elk jaar op 23 december uitgezonden op de Noorse televisie.
Tabi kamera tam donanımla alındığında fiyat 35.000 - 50.000 aralığına çıkmaktadır.Een nieuwe bundel werd meteen gedrukt in een oplage van 35.000 tot 50.000 exemplaren.
Balneário Camboriú, popüler bir turistik yeri olup yaz aylarında nüfusu 1 milyona kadar çıkmaktadır.Tramore is een populaire toeristische bestemming in de zomer, en heeft kilometers strand.
Dışarı çıkmak istediğinde kapı bir türlü açılmaz.Dat wil zeggen dat de lift niet vertrekt als er ergens een deur open blijft staan.
Hristiyan Birlik (ChristianUnion - CU) ise daha merkezde yer alan tutumuyla öne çıkmaktadır.Binnen de ChristenUnie zou De Boer later ook een centrale positie innemen.
Dondurmacı Çırağı'da da benzer bir açıksözlülük vardır: "Çocuklarla balığa çıkmak istiyorum.Zoals een Amerikaans piloot het verwoordde: "het leek op schieten op vissen in een vissenkom".
Kasabanın rakımı 450 metreye kadar çıkmaktadır.De gemeente ligt op 445 meter hoogte.
İki yıl sonra Akademi'den sahneye çıkmak için ayrıldı.In het tweede jaar van de academie stopte ze.
Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?Wanneer ben je klaar om te vertrekken?
Yürüyüşe çıkmak ister misin?Wil je misschien gaan wandelen?
Soğuk sabahlarda yataktan çıkmak zordur.Het is moeilijk om uit bed te komen op koude morgens.
Benimle çıkmak mı istiyorsun?Jij wilt met mij uit?
Bunlar bir araya getirildiklerinde büyük boşluklar ortaya çıkmaktadır.Idąc najszerszym z nich (dolnym), dochodzi się do rozgałęzienia.
Kısa bir süre sonra üretim fazlası ortaya çıkmaktadır.Produkcja ta ukaże się w późniejszym czasie.
Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.Nie zgadza się również na małżeństwa jednopłciowe.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.On zaś decyduje się wyruszyć z bratem na poszukiwanie ojca.
Bu nedenle uygun bir koruma olmaksızın dışarı çıkmak için tehlikeli bir zamandır.Z tego powodu wymagana jest odpowiednia izolacja chroniąca przed zwarciem układu.
Binaların birkaçı daha çok öne çıkmaktadır.Jedynie kilka budynków jest wyższych.
Gazete pazar günleri hariç haftanın her günü çıkmaktadır.Gazeta ukazuje się codziennie, z wyjątkiem niedziel.
Eve girip-çıkmakta, atları hazırlamaktaydılar.Kiedy wsiada do powozu, płoszą się konie.
18.000 olan kapasitesi konserlerde 20.000'e kadar çıkmaktadır.Jej pojemność wynosi do 17.000 podczas wydarzeń sportowych oraz do 20.000 w przypadku koncertów.
İkisi birlikte sudan çıkmakta zorlanırlar ve ikisinin imdadına Daniel yetişir.Mają ryzyko zatonąć, na szczęście Catherine wydostaje ich obu.
Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.Samotnie opuszcza bezpieczne miejsce i wychodzi na zewnątrz.
Bu mekanizma genellikle karşımıza sunucu olarak çıkmaktadır.Zazwyczaj właśnie takie rzeczy wychodzą z moich ust.
Miraç: Göğe çıkmak.Wyprawa do raju.
Bu arazi için bir yol haritası yoktur ... ve orayı keşfe çıkmak acı verebilir.Do żadnego z obiektów nie prowadzi szlak turystyczny, a odszukanie ich może przysporzyć trudności.
1788'den beri bu isimle çıkmaktadır.Nazwisko notowane od 1786 roku.
Bunlardan WOSM, WAGGGS, WOIS ve WFIS üye sayıları ve faaliyetleriyle öne çıkmaktadır.Większość organizacji członkowskich należących do WOSM i WAGGGS używa tego samego zawołania.
Yazın adanın nüfusu binlerce kişiye çıkmaktadır.W sezonie letnim populacja wyspy sięga 3000 ludzi.
Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Używa do tego celu swojego Clown Coptera.
İstanbul’un ilk otobüsleri tramvayların çıkmakta zorlandığı yokuşlarda hizmet vermeye başladı.Pojawienie się pierwszych sieci tramwajowych spowodowało, że pociągi powoli odchodziły w zapomnienie.
Güldem ise okulun en yakışıklı çocuğu Ersin ile çıkmaktadır.Kiedy nabiera wprawy, sprawia, że staje się najładniejsza dziewczyną w szkolę.
Dışarı çıkmak istiyorlardı, böylece vizelerini almalarına izin verdim."Wyprowadź ich do nas, abyśmy mogli z nimi poswawolić! (w.
Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan kaçınır.Możesz trzymać się z dala od walki i ciągle być mężczyzną.
Kulübün maddi sıkıntılarını gidererek amatör kulüpler liginde 3. lige çıkmak için yarışmasına olanak sağladı.Ze względów finansowo-organizacyjnych klub zrezygnował z występów w III lidze .
Televizyonlara çıkmak ister.Wtedy wychodzi z telewizora.
En önemlisi de risklerin nihai olarak oluşma olasılığı ve şiddeti olasılıksal olarak ortaya çıkmaktadır.Istotnym faktem jest także całkowite wykluczenie sytuacji i związanego z tym ryzyka sytuacji kryzysowych.
Macera oyunlarının büyük çoğunluğu bilgisayar platformuna çıkmaktadır.Sprowadził grę fabularną na platformę komputerową.
Gazete haftada bir kez çarşamba günü çıkmaktadır.Gazeta wychodziła co tydzień w soboty.
Ancak karaya çıkmak mümkün olmaz.Zejście na ląd nie powiodło się jednak.
12 Eylül’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı ama yazma azmi sürdü.12 września wygłosił exposé, w trakcie którego zasłabł.

İlgili Sayfalar