çıkmak ile cümle
çıkmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Böylece Vyhovsky yönetimine karşı artan muhalefetle başa çıkmak zorunda kaldı.Thus Vyhovsky was left to deal with the growing opposition to his rule.
Bugün bu kuleye girip tepeye çıkmak mümkündür.Today it is possible to enter this tower and climb to the top.
Pek çok projesi arasında Aşvan Kalesi ve Tille Höyük'teki kurtarma kazıları öne çıkmaktadır.Among the many projects, salvage excavations at Aşvan Castle and Tille Höyük stand out.
Durum, başa çıkmak için onları bir araya getirmek yerine aksine birbirinden uzaklaştırıyor."[1]The situation is pulling them apart instead of drawing them together to deal with it."[1]
Ayrıca Musul'un Hamdani emiri Ebu Tağlib ile başa çıkmak için bir strateji de verdi.He also gave a strategy for dealing with the Hamdanid emir of Mosul, Abu Taghlib.
Zenginlik dönemiydi, ancak siyasi krizler kontrolden çıkmak üzereydi.The era was prosperous but political crises were escalating out of control.
Jayewardene, militanlarla başa çıkmak için ezici bir güce ihtiyacı olduğunu belirtti.Jayewardene claimed he needed overwhelming power to deal with the militants.
Yurt dışına çıkmak istiyorum.Ich möchte ins Ausland gehen.
Tom her zaman Fuji Dağı'na çıkmak istemişti fakat şimdiye kadar, bunu yapmak için zaman bulamamıştı.Tom wollte immer schon den Fujiama besteigen. Aber bislang hatte er nicht die Zeit dafür gefunden.
Kimse yukarı çıkmak istiyor mu?Will jemand zusteigen?
Yani filmin keyfi kişisel mizah anlayışına bağlı olarak çıkmaktadır.Der Genuss des Films sei also sehr vom individuellen Sinn für Humor abhängig.
Bunlar bir araya getirildiklerinde büyük boşluklar ortaya çıkmaktadır.Diese kehren enttäuscht um, als sie die Gestalten in der Höhe wahrnehmen.
Mefisto ortaya çıkmaktadır; fakat şeytanla antlaşma yoktur.Mephisto tritt auf, aber der eigentliche Teufelspakt fehlt.
İlçede günlük olarak 2 yerel gazete çıkmaktadır.In Freising erscheinen zwei Tageszeitungen als Lokalausgaben.
Hastalık çoğunlukla 20 ile 40 yaş arasında ortaya çıkmaktadır.Die Krankheit manifestiert sich meist zwischen dem 20. bis 40. Lebensjahr.
Gerek İslam alimleri, gerekse Kur'an'ın kendisi böyle bir iddiaya şiddetle karşı çıkmaktadır.Dadurch machte sich der Kalif vor allem bei denen Feinde, die den Koran auswendig konnten (siehe: Hafiz).
Günümüzde, dünya ticareti, karşımıza küreselleşme bağlamında çıkmaktadır.Heute steht der Welthandel im Kontext der Globalisierung.
Düşünce, öğüt ve sözler baştan çıkmaktadır.Zur Mahnung und zum Gedenken.
Alpha'nın hisleri yeni yeni ortaya çıkmaktadır.Das Altarbild stammt aus neuerer Zeit.
Ayrıca Eşcinsel evliliğe karşı çıkmaktadır.Er lehnt außerdem gleichgeschlechtliche Ehen ab.
Bolkar Dağları göllerine çıkmak için Adana, Pozantı ilçesi, Darboğaz mahallesi uygundur.Die Grashalme und Palmen verdecken einen Teil der Berge, welche wiederum den Mond teilweise verdecken.
Aynı zamanda yazar yıldız falcısı sahnesinde “Şair dostu Hermann” (Thu-Fu) olarak ortaya çıkmaktadır.Außerdem taucht der Verfasser als „Dichterfreund Hermann“ (Thu Fu) in der Sterndeuter-Szene auf.
Asansöre biner ve üst kata çıkmak ister.Sie wollen über den Fahrstuhl nach unten fahren.
Ancak karaya çıkmak mümkün olmaz.Er geht aber nicht an Land.
Miklo'da 1980 senesinde tecilli hapishaneden çıkmak için izin ister ama bu reddedillir.Miklo hat 1980 ebenfalls ein Bewährungsgesuch eingereicht, das jedoch abgelehnt wurde.
Stannis'in küçük erkek kardeşi, Renly de tahta sahip çıkmaktadır.Auch Stannis jüngerer Bruder Renly hat Anspruch auf den Eisernen Thron erhoben.
Mahallede sürekli olaylar çıkmaktadır.In unserer Straße ist immer was los.
Vertikal dağılışı, 1800 m'ye kadar çıkmaktadır.Die vertikale Verbreitung endet bei 1600 Metern.
Klingsor’un kendini beğenmişliği kendine ait resimleri değerlendirirken de ortaya çıkmaktadır.Zum Ausdruck kommt Klingsors Narzissmus auch in der Bewertung seiner eigenen Malerei.
Gazete pazar günleri hariç haftanın her günü çıkmaktadır.Die Tageszeitung erschien täglich außer Sonntags.
Jason'da bu duruma karşı çıkmak ister.Jason läuft im Streit davon.
Bazı kahramanlar ekibe girip çıkmaktadır.So bleiben sie und werden Teil der Mannschaft.
Carlos’un ceketinin cebinden deste deste para çıkmaktadır.Es stellt sich heraus, dass Charlie unter seiner Kleidung einige Geldsäcke versteckte.
İlk yaylamız Çökercük(Sameyil yurdu)'e çıkmakla başlamıştır.I Ran (So Far Away) wurde als erste Single ausgekoppelt.
Ösmek fiili, yükselmek, yukarı çıkmak anlamına gelir.Prellen bedeutet ursprünglich stoßen, aufschlagen, hochschleudern.
Bu seride eskisi gibi her şeyin sonunda işten Kakılmış değil, İtilmiş zararlı çıkmaktadır.Diesmal ist die Stadt aber nicht wie bei den letzten Malen funktionsfähig, sondern völlig leer.
Gazete 1919 yılında kurulmuştur ve 1921 yılında bu yana günlük olarak sabahları çıkmaktadır.Die Zeitung erscheint täglich und wurde im Jahre 1924 gegründet.
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.Für die Teilnahme an der Spielshow verschob Hermann seine Hochzeitsreise.
Ölüm cezasını desteklemekte eşcinsel evliliklerine karşı çıkmaktadır.Er unterstützt sie in ihrer Haltung gegen die gleichgeschlechtliche Ehe.
1 Ekim 1994'ten beri çıkmaktadır.Er besteht seit dem 1. Oktober 1991.
İnanç biçimininde sorgulandığı bir kitap olması nedeniyle öne çıkmaktadır.Anstelle eines Beils bekam er als Zeichen der Glaubensbotschaft ein Buch in die Hand.
Orphe, Eurydice’e yeryüzüne tekrar çıkmak için acele etmesini söyler.Er erhält die Erlaubnis, mit Eurydike auf die Erde zurückzusteigen.
1999'dan bugüne kadar da yılda 9 kez çıkmaktadır.Der Zug ist seit 1994 jährlich neun Monate unterwegs.
Long, United States Şampiyonu Chris Benoit ile maça çıkmak zorunda olduğunu söyledi.Danach begann Burke eine Fehde mit dem US-Champion Chris Benoit.
Ayrıca Notre-Dame-des-Landes'da Büyük Batı Havaalanı yapılmasına karşı çıkmaktadır.Der Flughafen Nantes soll durch einen Neubau Aéroport du Grand Ouest bei Notre-Dame-des-Landes ersetzt werden.
Burnu kırılan Ba, 43. dakikada oyundan çıkmak zorunda kaldı.Aufgrund von Ausschreitungen wurde das Spiel in der 44. Spielminute abgebrochen.
Bir süre sonra siyasal nedenlerle yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.Einige Jahre später musste er aus politischen Gründen ins Exil nach Brasilien.
Miraç: Göğe çıkmak.Beim Auftauchen der Himmel.
Jackson'un şarkıdaki vokal aralığı G3 den B4e kadar çıkmaktadır.Jacksons Stimmumfang im Lied reicht von G3 bis E5.
1.sayı 16 sayfa haftalıktı ve cuma günleri gazete eki olarak parasız çıkmaktaydı.Erscheinen sie weniger als einmal die Woche und Wochenschriften innerhalb der Grafschaft waren frei.
5 tane aynı kağıdı çıkmak mantıklı değildir.Bei fünf Karten dürfen also nicht insgesamt 5 Stiche getippt werden.
Asıl sorun uzayda uzun süre kalındığı zaman ortaya çıkmaktadır.Damit würde der Ausstieg im Weltraum auf später verschoben.
Departmanlarda çeşitli eski sistemlerin yarattığı uyum sorunları sıklıkla ortaya çıkmaktadır.Die Einordnung der alten Regelungen in das heutige Rechtssystem bereitet häufig Schwierigkeiten.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.Ben beschließt, sich auf die Suche nach seinem Vater zu begeben.
Fakat denizdeki olumsuz sebeplerden dolayı tekrar su üstüne çıkmak zorunda kaldı.Sie mussten wegen Unruhen im Süden aber schnell wieder umkehren.
Matilda Haziran ayında tahta çıkmak üzere Londra üzerine yürür.Im Juni reiste Matilda in der Absicht sich krönen zu lassen nach London.
Kışları kar kalınlığı 1 metreye kadar çıkmakla birlikte genellikle 60-80cm arasında olur.Oft fallen an einem Tag bis zu 20 cm Schnee.
Ama bazı işler, bu tarz giydirmeye karşı çıkmaktadırlar.Dort herrschen aber dermaßen schlechte Umstände, dass sie sofort wieder ausziehen.
Köyden her yıl yaklaşık olarak 2000 ton üzüm çıkmaktadır.Jährlich muss die Provinz etwa 2 Millionen Tonnen Getreide aus anderen Provinzen beschaffen.
Binaların birkaçı daha çok öne çıkmaktadır.Einige Gebäudeteile sind jedoch deutlich älter.