Fakat II. Dünya Savaşı öncesinde o da kısıtlamayı çiğnedi.Tudi v 2. svetovni vojni je vas plačala svoj krvavi davek.
Çiğneme tütününe tat vermek için katılır.Korenino so žvečili za lajšanje zobobola.
Çığır Sahne'de oynadı.Jis norėjo būti lavonu ant scenos.
Filin tipik yaşam süresi boyunca çiğneme dişleri altı kere değişir.Per visą gyvenimą dantys pasikeisdavo 6 kartus.
Genç bir adam kızın çığlıklarını duymuştur.P. Gudynas išgirdo verkiantį vaiką.
Çığrale, çağır hele, çağırır mısın.Priedainis Skambėk, mūs mokykla, skambėk!
Ciğer otları nemli yerlerde yaşarlar.Vabalai gyvena drėgnose vietose.
Ailesinin adının Öpüçoviç veya Cığaliç olduğu bildirilmektedir.Ši pavardė kilusi iš vyriškos giminės pavardės Poška arba Poškus.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.Tačiau neretai jis auginamas ir kaip vaistinė žaliava.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Garsas šaižus, toli girdimas.
Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı.Johanas Gutenbergas išranda knygų spausdinimo aparatą.
Ağzı açan tek çiğneme kasıdır.Tai vienintelis raumuo, plečiantis balso plyšį.
Artık ciğerleriyle hava soluyabiliyorlardı.Oras traukiamas į plaučius.
Genelde çift veya grup halinde çığlık çığlığa uçarlar.Dažniausiai pučiamas porose ar grupėse.
Neden çığlık atmaya başladıklarını bilmiyorum.Taip pat neaišku, dėl ko jie pradėjo migruoti.
Hayvanlar için yeni ihtiyaçlar: Köpek için çiğneme, kedi için tırmalama ihtiyacı geldi.Aklimatizuoti gyvūnai: dėmėtasis elnias, usūrinis šuo.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Ant gerklės skersinės baltos juostos.
Vokal olarak genellikle tiz çığlıklar kullanılır.Diktantui dažniausiai pasirenkami grožinės literatūros tekstai.
Başka bir araştırmaya göre de sakız çiğnemenin iştah açıcı etkisini ortaya koymuştur.Tyrimai rodo, kad jo priedas gerina nugriebto pieno skanumą.
Özellikle son 2 bölümde büyük savaş büyük bir çığır açmıştır.)Antrojo pasaulinio karo pabaigoje čia vyko smarkūs mūšiai.
Bu solucanların genelde sadece başlarını çiğneyip bırakırlar.Puošni kabučių apvara dažniausiai juosė tik kaktą ir galvos šonus.
2 –çığаrılışı. – Bişkеk, -Оş, 1999.Kas girelėj ošia. – Vilnius: Asveja, 1999.
Biz sık sık balığı çiğ yedik.Mes dažnai valgėm žalią žuvį.
Bir ciğeri vardır.Sul on kõht kinni.
Bizi gördüklerinde savaş çığlıkları atmaya başladılar.Neid nähes jooksid löögimehed laiali.
Alarm için ise tsit çığlığı kullanılır.Sel juhul pannakse ütte järele hüüumärk.
Taze yaprakları salata olarak ya da yufkaya sarılıp çiğ olarak da yenir.Värskeid võrseid ja pungi süüakse salatina ja isegi marineeritakse.
Bu yöntem çiğ köfteye de uygulanmaktadır.See tehe kehtib ka kaalutud juhu korral.
Çiğneme dişleri olan diğer dişleri ile birlikte toplam 16 dişi vardır.Tavaliselt on ühes peristoomis 16 sellist hammast.
Meyveleri ayrıca doğuma yardımcı olması için kadınlarca çiğnenir.Riitsinuseõli soodustab ka sünnitustegevust.
Günlerden bir gün kızının çığlığını duyar.Kolm päeva oli kuulda laste kõlatut häält.
Kuralları hiç çiğnemez.Kummalgi juhul rikub ta reeglit.
Aynı zamanda film şeritleri esnasında eğlenceli zamanlarda çığlık atabilen genç bendim.Samas laskeväljal filmiti ka mängufilmi Noored kotkad lahingustseenid.
Söylenir ki, kuşun çığlığı çok güzel bir şarkı gibidir.Laulurästa laulu peetakse üheks meeldivamaks linnulauluks.
Özellikle son 2 bölümde büyük savaş büyük bir çığır açmıştır.)Kirjutas peamiselt Teisest maailmasõjast (Suurest Isamaasõjast).
Bu rahatsızlıkta hastanın çiğnemesi ve konuşması zordur.Patsientidel esinevad häired liikumises ja kõnes.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.11 éves voltam akkor. Nem felejtem: arra ébredtem reggel, hogy az öröm hangjai töltik be a házat.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.제가 11살이었을 때 어느 날 아침 집에서 기뻐하는 소리에 잠에서 깨어난 적이 있습니다.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Als ich 11 Jahre alt war, wurde ich eines Morgens von den Klängen heller Freude geweckt.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Când aveam 11 ani îmi amintesc cum m-am trezit într-o dimineață într-o atmosferă de bucurie.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Cuando tenía 11 años, recuerdo haberme despertado una mañana con el sonido del júbilo en mi casa.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Da jeg var 11, kan jeg huske at jeg vågnede en morgen til lyden af glæde i mit hus.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Gdy miałam 11 lat, pewnego ranka obudził mnie okrzyk radości w moim domu.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.J'avais 11 ans, je me souviens qu'un matin j'ai été réveillée par des cris de joie dans toute la maison.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Když mi bylo jedenáct, pamatuji si, že mě jednoho rána u nás doma probudily radostné výkřiky.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Keď som mala 11, spomínam si, ako som sa jedného rána zobudila na radostné zvuky v mojom dome.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Khi tôi 11 tuổi, Tôi nhớ một buổi sáng tôi thức dậy khi nghe tiếng hân hoan trong căn nhà của tôi.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Ko mi je bilo 11 let, se spomnim, da sem se nekega jutra prebudila in v hiši se je slišalo zvoke veselja.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.När jag var 11, minns jag att jag vaknade en morgon till ljudet av glädje i mitt hus.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Quando avevo undici anni ricordo di essermi svegliata un mattino in un'atmosfera gioiosa a casa mia.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Quando eu tinha 11 anos, lembro-me de acordar uma manhã com o som de alegria na minha casa.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Saat berusia 11 tahun, saya ingat suatu pagi saya terbangun karena sorakan gembira di rumah.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Toen ik 11 was, werd ik op een ochtend wakker door vreugdekreten in huis.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Όταν ήμουν 11, Θυμάμαι πως ξύπνησα ένα πρωί με ήχους χαράς στο σπίτι.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Когда мне было 11 лет, я помню, как проснулась утром от радостных возгласов в моём доме.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Коли мені було 11, пам'ятаю, як прокинулась від радісного гомону в будинку.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.Спомням си, че когато бях на 11 години, се събудих една сутрин от радостен шум в къщата.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.כשהייתי בת אחת עשרה התעוררתי בוקר אחד לקול צהלות שמחה בביתי.
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.عندما كنت في الحادية عشره .. أتذكر أني استيقظت على حس السعاده في أحد الأيام
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.ある朝 家中に湧き上がった 歓声に目を覚ましました 父はグレーの小型ラジオで