Günlerden bir gün kızının çığlığını duyar.Момент по-късно се чува нейният писък.
Ticaret kurallarını çiğneyerek tüccarlarını Hun topraklarına göndermiştir.Оттам те изпращат контрабандно крадени стоки за Родината.
İnanılmaz büyük bir çığlık atar.Има изумително силен, пронизителен писък.
Aleyhindeki tanıkları sakız çiğneyerek dinledi.Рапърите са обвинени по чл.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Когато спят хъркането им се чува на огромни разстояния.
Çiğdemliye yerleşen şahısa da Deli Osman denilmektedir.Самият човек, който се намира в това състояние на ограничение се нарича инвалид.
Quaq : Çiğ olarak dondurulmuş et ya da balık.Обикновено се сервира като студена гарнитура на месо или риба. разширите.
Bulgaristan'da, çiğ sucuk dilimlenerek rakının yanında meze olarak sunulur.В България кръстовищата са маркирани като много линии успоредни на пътя.
Hem çiğ hem pişmiş olarak tüketilebilir.И двете части могат да се ядат сурови или сготвени.
Belirgin bir çiğneme yüzeyi yoktur.Не се наблюдава наличие на ключов камък.
Bir havuç, bir pancar ve bir brokoliye ihtiyacımız var. Onlar çiğ olmalı, pişirilmiş değil.Имаме нужда от един морков, едно цвекло и броколи. Те трябва да са сурови, а не сготвени.
Aspirin çiğnemek kötü bir fikirdir.Дъвченето на аспирин е лоша идея.
Biberler önceden kavrulmuş ve soyulmuş veya çiğ kesilmiş olabilir.Чушките могат да бъдат предварително опечени и обелени или нарязани в суров вид.
Her iki alanda da çığır açmıştır.U oba područja je briljirao.
Yapraklar, çiçekler ve genç sürgünler çiğ veya pişirilerek yenir.Pupoljci i mladi cvjetovi mogu se jesti sirovi ili kuhani.
Bunlara göre maza hem pişmiş hem de çiğ olarak servis edilebilirdi.Kao što joj i ime kaže, ova gljiva se može jesti i sirova.
Dünyanın en çok kazandıran atı olarak anılan Cigar 1999'da emekli olmuştu.Bio je proglašen za najboljeg rukometaša na svijetu 1999. godine.
Maw (Ankara çiğdemi).Anka Kršić (mađ.
Taze yaprakları da, çiğ olarak, veya pişirilerek sebze yemeği olarak yenebilir.Korijen se može kuhati, kao svako drugo povrće.
Teyzesi çığlık attı ve birkaç kişi tuvalete girdi.Ceremoniji je nazočilo puno ljudi, a u crkvu su ulazili s pozivnicom.
Her gün de dergâha üç ciğer getireceksin!"Prosječno se uoči tri bljeska dnevno.
Geleceği Eskitmek(İletişim, 2014) ^ "Prof. Dr. Ahmet ÇİĞDEM"."Prdoprah Doktora Proktora" kao Doktor Proktor (2014.)
Çığlık (Özgün adı: Scream), Wes Craven'ın yönettiği 1996 ABD yapımı korku filmi.Vrisak je horor film iz 1996. redatelja Wesa Cravena.
Ropotamo'nun aşağı çığırı, 1940'lardan beri doğal rezerv ve koruma altında bölgedir.Donji dio toka rijeke je proglašen zaštićenim područjem i od 1940. godine je prirodni rezervat.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Na vratu mu se vide i kralješci.
Ve o andan itibaren muhabirler peşine düştü ve her şey çığ gibi büyüdü."Dok sam ja radio kao novinar sve je još bilo neizvjesno, a danas je to sve postalo totalno neefikasno".
Bestelerinde halk müziği öğelerini etkin biçimde kullanarak bando müziği besteciliği alanında çığır açmıştır.U posljednje vrijeme, mediji mnogo pozornosti posvećuju plagijatima na području zabavne glazbe.
Çığlık, birkaç yüksek profilli sanat hırsızlığının hedefi olmuştur.Výkrik sa stal niekoľkokrát terčom profesionálnych zlodejov umenia.
Ropotamo'nun aşağı çığırı, 1940'lardan beri doğal rezerv ve koruma altında bölgedir.Spodná časť Ropotama je od roku 1940 prírodnou rezerváciou a chráneným územím.
2004'te, Çığlık ve Madonna'nın her ikisi de Munch Müzesi'nden çalındı ve iki yıl sonra bulundu.V roku 2004 bola verzia z Munchovho múzea spolu s Výkrikom odcudzená a neskôr nájdená.
Fakat İngilizler bu maddeyi dikkate almayıp bu yasaklıları şehre kabul edip antlaşmayı çiğnemiş oldu.Kráľovské mestá toto ustanovenie neuznali a sťažovali sa u kráľa.
Çiğnemekten çok hoşlanır.Veľmi rada sa slní.
10 Ocak'ta, Jül Sezar kıdemli ordusuyla (Roma yasalarını çiğneyerek) Rubikon'u geçti ve Roma'ya yürüdü.10. január – Julius Caesar so svojou armádou prekročil rieku Rubikon, začiatok Rímskej občianskej vojny
O sırada çığlık atmaya başlarlar ve vücutlarından duman tüter.Zničoho nič začnú kričať a pôjde z nich dym.
İki yıl boyunca Avrupa'yı altüst edecek olan, işçi devrimleri çığırı açıldı.Dva roky organizovaného priemyslu zmenili USA navždy.
Filin tipik yaşam süresi boyunca çiğneme dişleri altı kere değişir.Človeku sa v priebehu života vymenia dva typy zubov.
Belirgin bir çiğneme yüzeyi yoktur.Bezpečné nie je ani pozorovanie cez zadymené sklo.
Bu sonuçlar kozmik ışınların incelemesinde çığır açtı.Preslávil sa objavom pozitrónu pri štúdiu kozmického žiarenia.
Matt'in çığlıkları artık eskisi kadar uzun değildir.Jeho život v Anglicku už zďaleka nebol taký plodný ako predtým.
Çığlık serisinin ikinci filmi.Druhá séria televízneho seriálu Mr.
Uygur edebiyatında budist çığırın en çok işlediği konu dini metinlerdir.Jeho umelecké meno znamená v budhistickom slangu najnižšiu úroveň pekla.
Her iki alanda da çığır açmıştır.V obeh mestih je tudi razstavljal.
Valens 363 yılında yapılan antlaşmayı çiğnemiş ve ardından yaptığı ihlali başarıyla savunmuştu.Valens je s tem prekoračil mirovno pogodbo iz leta 363 in nato uspešno obranil svoje osvojitve.
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.Tisto noč slišita Joshove krike, vendar ga ne moreta izslediti zaradi teme.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Njegov gromoviti zvok se sliši na velike razdalje.
KOAH "sigara içicisi ciğeri" olarak anılır.KOPB se pogosto pojmuje kot »kadilčeva pljuča«.
Hem çiğ hem pişmiş olarak tüketilebilir.Korenje lahko uživamo tako surovo kot kuhano.
Çocuklardan biri Kristen'ın bedenine yaklaşır ve elini ona uzatır iken Kristen uyanır ve çığlık atar.En fant stopi do Kristen in se je dotakne, nakar se ona zbudi in zakriči.
Benim bu mezarlıkta yatan can ciğer arkadaşlarım vardı.Verjetno je bilo v tem skupinskem grobu tudi kaj Medancev.
Boone, Shannon'ın korkunç çığlığıyla uyanır.Sandwell se obupan zgrudi ob Jennyjinem truplu.
Çığlık Geçidi'nde öldürüldüler.Med obleganjem so ga umorili.
MISTER - YOU ALWAYS GONNA BE FOREVER çığlıkları atmasıydı.Slednji so 'vedno tudi obžagovali' lipo.
Bu yasakları çiğneyenlere cezai yaptırımlar uygulanır.Zapisane so tudi ustrezne kazni za kršilce teh predpisov.
Diş çıkarmaya yardımcı oyuncaklar verilmezse, mobilyaları ve etrafındaki diğer sert cisimleri çiğner.Če grobi delci niso odstranjeni, lahko vstopijo v cevi in druge gibljive dele obdelovalnega postopka.
Ciğer kebabında sıklıkla maydanoz ve soğan kullanılır.V svojih jedeh pogosto uporabljajo banane in mušnice.
Bu şekilde Musa Kanunu'nun çiğnenmesine son verilmiş olacaktır.Knjiga se konča z mojzesovo smrtjo.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Na vratu so sledovi obročev.
Teyzesi çığlık attı ve birkaç kişi tuvalete girdi.Potem so se odprla vrata in vstopil je bratec.
Eğer kedi veya köpek ihtiyaçlarını karşılayamazsa eşyanızı çiğner veya tırmalar.Ko mačka ob drevesu ali pohištvu brusi svoje kremplje, jih lupi in krajša.
Matt'in çığlıkları artık eskisi kadar uzun değildir.Ko Tobi odraste, ni več tako poslušen kot včasih.