Ana içeriğe geç
Sözlük

çığ ile cümle

çığ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
İştar, doğum yapan bir kadın gibi çığlık attı.Zuvor hat sie eine Tochter zur Welt gebracht, die als Ziehkind von einer anderen Frau großgezogen wird.
Giuseppe Zais'den eğitim almasıyla ünlü olup, Vittorio Amadeo Cignaroli'yi etkilemiştir.Zu seinen Schülern zählen Giuseppe Zais und Vittorio Amadeo Cignaroli.
Ayrıca ciğerlerinden de sorunu vardır.Ferner litt er an einer Erkrankung der Leber.
Yaşlı kadın neredeyse çiğneniyordu.La vieille femme s'est presque fait rouler dessus.
Doktor, Hipokrat Yemini'ni çiğnedi.Le médecin a violé son serment d'Hippocrate.
Onun annesi çığlık atmaya başladı.Sa mère s'est mise à crier.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Ses hurlements de souffrance sont entendus de loin.
Gelin görün, ben de ciğere bayılırım.J'aime les seins et j'aime les bites...
Altaylardaki Çıgat ve Çıgandık adlı topluluklar var.Ses habitants sont appelés les Wegscheidois et les Wegscheidoises.
Ve korkunç çığlıklar.Des cris retentissent.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Certains ont ri, certains ont pleuré.
Mastodonlar bunları yedikleri otları çiğnemekte kullanırlardı.Ils tireraient ce pigment des copépodes qu'ils consomment.
Keçili deresi, Küpeli ve Patır'dan gelip, Çiğdem'e, oradan da Yapalı'daki baraja dökülmektedir.Mets sur lui des pierres rugueuses, et aigües, enveloppe-le de ténèbres, et qu'il demeure là à perpétuité.
Çiğ et alırlar.Les viandes rouges grillées.
Çiğneme dişleri olan diğer dişleri ile birlikte toplam 16 dişi vardır.Il possède au moins seize dents sur chaque os dentaire.
Ümit kitabını şöyle tarif eder: "Bu kitap bir çığlık.À propos du livre: «Qu’est-ce que tu lis ?»
Yasağı çiğnemenin cezası ise ölümdü.Le châtiment pour la violation de cette loi est la mort.
Genç bir adam kızın çığlıklarını duymuştur.Il affirme également avoir entendu une jeune femme crier.
Hiçbir şekilde basit göz (ocelli) yoktur ve ağzının bölümleri çiğnemek için uyarlanmıştır.For none shall live whom they have seen. (trad. litt. : Et la bête fut marqué au fer, du sceau des siens.
3. Sahiplenilen hayvan çiğ et ile beslenmelidir.L'animal adopté doit manger cru.
Kuhn çığ şarkısını besteler.Petit ruisseau, chante encore.
Çok sinirlendiği zaman çığlık atar.Leur force augmente extrêmement quand ils s'énervent.
Etoburlar genelde çok az çiğnerler ve besinlerini tüm ya da büyük parçalar halinde yutarlar.Ils le font, par contre, avec les invertébrés, stockant leur proie entière ou en morceaux.
Edebi akımlarını ise "edebiyat çığırları" olarak incelemiştir.Pour les livres, il doit s'être apparemment agi de « textes de magie ».
Partagás aynı zamanda Mini ve Club adında 2 tane, makine üretimi cigarillo üretmektedir.Cohíba produit aussi deux cigarillos faits à la machine : le Mini et le Club.
Bir kez süt emip sonra çiğ et yemiştir.Paris : La viande est désormais rationnée.
Teyzesi çığlık attı ve birkaç kişi tuvalete girdi.Deux femmes entrent à leur tour dans les toilettes et sont interrompues par un homme.
1982'de, Bruce Day ve Steve Warrior ile çığır açıcı Hellhammer grubunu kurdu.Avec Bruce Day et Steve Warrior, il forme Hellhammer en 1982.
Portekiz’deki lakabı ‘Ciganito’ yani ‘Küçük Çingene’dir.La lettre "Z" signifiant Zigeuner, « Tsigane » en allemand.
Yine de bazı eleştirmenlere göre Yaşayan Ölülerin Gecesi çığır açan bir filmdi.Ses voisins indiquent avoir entendu des hurlements pendant la nuit.
Belki her Allah’ın günü dört tekerleğimle onları dört defa çiğniyorum.Au cours de la nuit, quatre cavaliers effectuent ensemble quatre rondes.
Tava ciğerin kendine has aromasının sırrı kızartma yağıdır.Le cheval se sert de son odorat pour trouver de l'eau.
Kabak çiğ olarak rendelenip salatalara da katılabilir.On peut aussi le manger cru, dans une salade.
2004'te, Çığlık ve Madonna'nın her ikisi de Munch Müzesi'nden çalındı ve iki yıl sonra bulundu.Une version appartient au musée Munch d'Oslo : elle a été volée en 2004 et retrouvée deux ans plus tard.
Tabletler çiğnenmemeli bütün olarak yutulmalıdır.Ces tablettes n'ont pas été déchiffrées.
Ardından Çiğli ipek fabrikası işçileri, fabrika kapılarını kapatarak barikatlar kurdu.Midas se débarrassa ensuite des employés en robotisant les usines.
Çiğiltepe'nin oyundaki rejisi de, çeşitli övgüler aldı.Les graphismes du jeu ont quasi-unanimement reçu des louanges.
Bu olayı tasvir eden başka bir tablo İtalyan sanatçı Giambettino Cignaroli tarafından yapılmıştır.Un tableau représentant cet événement a été peint par le peintre Giotto.
Orta Asya'da, çığ sırasında ölür.Les bourses asiatiques s'effondrent lors de la crise asiatique.
Cameo: Çığlık sesi Adam Sandler'in.Le Chant de la cloche, de Schiller.
Jarmusch'un en önemli projelerinden biri, seri kısa filmlerden oluşan Coffee and Cigarettes'tir.De plus, il tient un rôle dans le film Coffee and Cigarettes de Jarmusch.
Bu yasakları çiğneyenlere cezai yaptırımlar uygulanır.On inflige un châtiment à celui qui transgresse les lois.
Birçok Perulunun koka yapraklarını çiğneme adeti vardır.Muchos peruanos tienen el hábito de mascar hojas de coca.
Yaşlı kadın neredeyse çiğneniyordu.La anciana casi fue atropellada.
Sessizlik bir çığlık ile bozuldu.El silencio se rompió con un grito.
Senin çığlıkların beni korkutuyor.Me asustaron tus gritos.
Çiğ yumurta yiyemem; pişmiş olmalılar.No puedo comer huevos crudos; deben estar cocidos.
Tom çiğ balık yemez.Tom no come pescado crudo.
Çığlığın özgürlüğünü Alacakaranlığın ilk ışıklarında söyleyin; Beninli çocuklar ayağa kalkın!La libertad de un grito de sonido canta la primera luces del alba; Los niños de Benín, de pie!
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.Esa noche, oyen a Josh gritar en la oscuridad, pero no son capaces de encontrarlo.
Bir sonraki yıl, 1876’da, insani düşüncesinin gelişiminde çığır açıcı bir noktaydı.El año siguiente, 1876, era un punto fundamental en el desarrollo del pensamiento humano.
Özcan, Çiğdem (Ed.).Transgresión y disputa».
Ropotamo'nun aşağı çığırı, 1940'lardan beri doğal rezerv ve koruma altında bölgedir.La sección inferior de la Ropotamo es una reserva natural y un área protegida desde 1940.
Amerikan kartalının Pasifik Okyanusu üzerinde çığlık atmasını istiyordum." diyordu.Quería que el águila norteamericana fuera gritando sobre el Pacífico.
Çocuklardan biri Kristen'ın bedenine yaklaşır ve elini ona uzatır iken Kristen uyanır ve çığlık atar.Uno de los chicos va hacia Kristen y agarra su brazo ligeramente, lo que la despierta, gritando con terror.
Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer.Se escondió en una caverna en las Montañas Nubladas la cual convirtió en su morada.
Bu mitingde "Sessiz Çığlık" adını verdiği bir deklerasyon yayınlandı.A esto se le suma la revelación de aqué horrible nombre.
Çığlık atarken dudaklar ve kulaklar geriye doğru çekilir.Durante los gritos retraen los labios y las orejas.
Bu çığırtkan herhangi bir parça sırasında çekilip çiftleri müzikle baş başa da bırakabiliyordu.El caller se podía retirar durante una pieza y dejar solas a las parejas y a la música.
Çeviren: Çiğdem Öztekin, 288 sayfa.Tapa dura, 288 páginas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod