Spectre helikopteri yok, gece değil gün ışığında... tam öğle vakti hepsi kat çiğneyip azmışken...And I will coordinate ground forces. Colonel Matthews.
Ciğer, kalp, dil, taşlık, uykuluk gibi sakatatları haftada bir kez yiyin.Therefore have organ meats like liver and onions, heart, tongue, gizzard, sweetbreads once a week.
LEGO ürünü için bu,çığır açan birseydi.This was ground breaking for the LEGO product.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Likewise, if you look at the thought of anger, it will vanish like frost under the morning sun.
Favori yemeklerim, kalp, ciğer ve dalaktır.My favorite dish is haggis. Heart, lungs, liver.
Nefesini tut, yoksa ciğerlerin donar!Hold breath, or lung freezes!
"İnternetinizi bir sincap çiğniyor." (Kahkahalar)A squirrel is chewing on your Internet." (Laughter)
Yani bir sincabın onu çiğneyemeyeceği su götürmez bir gerçekti.It was unequivocally not something a squirrel could chew on.
Bir sincap gerçekten de İnternet'imi çiğneyivermişti.A squirrel had in fact chewed on my Internet.
Ve o kız da çığlık atacakAnd she's gonna scream out: "This is great' (Oh my god, this is great)
Kulağı sağır eden çığlıklar bir saldırıyı zamanlarPiercing calls synchronize an assault
11 yaşındayken bir sabah evimdeki sevinç çığlıklarıyla uyandığımı hatırlıyorum.When I was 11, I remember waking up one morning to the sound of joy in my house.
Kalanlarsa bu asteroid yüzünden 30 yıldır çığlık atıyorlar ve sağ diyor ki, "Ha?The left has been screaming about this asteroid for 30 years now, and the right says, "Huh, what?
Tazmanya canavarı adını geceleri attığı korkutucu çığlıktan alır.The Tasmanian devil got its name from the terrifying nocturnal scream that it makes.
(Çığlıklar) (Gülüşmeler)(Screaming) (Laughter)
Bunu bizden almak ise güzel bir çığlıktır."Buying it from us screams good taste."
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Believe me, I was worried because I was breaking the rules.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Soldiers sitting in the corner of a sandbag wall, shaking and screaming.
Çiğneyip bitiren ilk keçi diyor ki, "Biliyor musun, bu film çok kötü."And the first goat, chewing away, says, "You know, this film is not bad."
Ama bu çigi yalnızca bir kovalent bağı gösteriyor.But that line just means a covalent bond.
Sonra çığlıklar atarak evinin etrafında koşuyordu.Then he started running around his home, screaming.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.The flash is like a scream for help.
Bu bir yardım çığlığı; dikkat çekmek amacıyla yapılıyor.It's a scream for help; it's meant to attract attention.
Çiğ malzemeler olarak alıyorlar.They'd buy it from the shop as raw ingredients.
Bu sefer İKİ küçük çığlıkları vardı ve kırık cam daha fazla duyulur.This time there were TWO little shrieks, and more sounds of broken glass.
'Yılan!' Güvercin çığlık attı.'Serpent!' screamed the Pigeon.
Ben onlar için çiğ sevmiyorum '.I don't like them raw.'
Kraliçe çığlık 'bu kapalı tutun.'Leave off that!' screamed the Queen.
Alice kahkaha küçük bir çığlık attı.Alice gave a little scream of laughter.
'Yaka Fındık faresi,' Kraliçe çığlık attı.'Collar that Dormouse,' the Queen shrieked out.
Bunun ne kadar önemli bir çığır açtığını herkesin anlayabileceği şekilde açıklar mısınız lütfen?Could you explain, in layman's terms, how significant a breakthrough this is please?
Evet, şimdi benim orta yaş ciğerlerim 25 yıl bu bileşenleri soluyor.Okay, I spent 25 years, in my middle-age lungs now, breathing various concentrations of that.
Çok güzel, ve orada benim eski, yaşlı ciğerlerim - onlara böyle demeyi seviyorumVery nice, and there my older, senior lungs, as I like to call them,
Telefonu kapattım, yüzümü ellerimle kapattım, ve o sessiz çığlığı attım.And I hung up the phone, and I put my face in my hands, and I screamed this silent scream.
Çünkü bu hissettiğim şeyin ilkel bir çığlık olduğu aklıma geldi.Because the thought that came to my mind was that the feeling that I had was like a primal scream.
"Biz çıkmak istiyoruz" demek için balonları çiğniyor.She chews on her balls to tell us, "We want out."
Aynı zamanda sessizlik, insanlığın sessiz çığlığı."It is actually about silence, the silence of humanity."
CD'yi MP3'e dönüştürüp aynı bilgisayarda çalın. İşte bir yasayı çiğnediniz.You've just broken a law.
Kaz ciğeri gibiydi -- biftek bile denmezdi.It's like foie gras -- it's not even like steak.
İki çığır açan cerrahtan nakil eğitimi alma ayrıcalığına eriştim:So I was privileged to train in transplantation under two great surgical pioneers:
İşler biraz çığrından çıktı.But things got a little crazy.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.But eventually when things got really crazy, they fired into the crowd.
Annenin çığlıkları."Anna!
Bu hücreler de benim ciğerlerime dönüşecek şeylere farklılaşır vb.These cells here differentiate into things that will turn into my lungs and so forth and so on.
İyi çiğne.Chew it well
O zamanlar, sunmakta olduğum bacaklar protezde çığır açmışlardı.At the time, the legs I presented were groundbreaking in prosthetics.
Bakır kapta çokca taze çiğ kayabalığı.With a lot of fresh raw oyster.
İki tane deniz ürünlü erişteyle bakır kapta çokca taze çiğ kayabalığı.Two seafood noodles with a lot of fresh raw oyster.
Ve jöle şekeri ağzınıza atın ve bir ya da iki kez çiğneyin.And put that small bean in your mouth and chew it once or twice.
Ve, anger'd ponponları uzakta, oradan, çiğ bırakarak güneye yüzünün açılması.And, being anger'd, puffs away from thence, Turning his face to the dew-dropping south.
Tybalt, maharet o kazanlar, diye yüksek sesle çığlıklar RomeoIt back to Tybalt, whose dexterity Retorts it: Romeo he cries aloud,
Capulet güneş batarken, hava erdirmez gezdirilir çiğ Ama ağabeyimin oğlu günbatımıCAPULET When the sun sets, the air doth drizzle dew; But for the sunset of my brother's son
Ölümlüler yaşayan, işitme, deli çalıştırmak Yani toprak yırtılmış mandrakes gibi ve çığlıklar;And shrieks like mandrakes torn out of the earth, That living mortals, hearing them, run mad;--
Distill'd gözyaşları ile inliyor, isteyen, Veya; Hangi tatlı su ile gece ben çiğ olacakWhich with sweet water nightly I will dew; Or, wanting that, with tears distill'd by moans:
Capulet ne olmalıdır, bunu yurtdışında çığlığa?CAPULET What should it be, that they so shriek abroad?
Onun ciğerlerini görünce... ..sigara içmeyi bıraktım.I saw his lungs. I haven't smoked since.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.The bubble gum was chewed up by pop star Britney Spears and sold for several hundreds of dollars.
Evet ama sadece Molly onu çiğniyordu biraz dikkatli ol sen.Yeah except Molly shew it so be more carefully.
Sakız çiğnemeyi keser misiniz? Dikkatim dağılıyor.Could you stop chewing the gum?
Sessiz çiğnerim o halde.I'II chew quietly then.