çözmek ile cümle

çözmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Buna ek olarak, daha karmaşık olan OSPF protokolü bu sorunu çözmektedir.Noțiunea de nivel de zbor rezolvă și acest aspect.
Kombinatorik problemleri çözmek için Catalan sayılarını ortaya koydu.Számos kombinatorikai probléma megoldása során alkalmazhatóak a Catalan-számok.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.A matematikusok már az ókori görögök ideje óta próbáltak megoldást találni ezekre a kérdésekre – mindhiába.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Események vagy hibák továbbküldése.
Bu sorunu çözmek için 1825 yılında bir kongre toplandı.1882-ben a kormány pályázatot írt ki a probléma megoldására.
Konsül krizi çözmek yerine daha da karmaşıklaştırmıştı.A lány a bonyolult műveletsor elvégzése helyett egyszerűen összetöri a dobozt.
1980li yılları boyunca konut sorununu çözmek için bu ilçe kuruldu.Az 1980-as években sikerült is megakadályoznia az ide tervezett lakónegyed felépítését.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Erheitä ja virheitä.
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Hänen ensimmäinen asemapaikkansa oli Milano Italiassa.
Kekkonen, kamuoyu tartışmalarına mahal vermeden konuyu sessizce çözmek istemişti.Kekkonen ei halunnut kysymystä esille julkisesti.
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Jako on pikemminkin kasvattanut kuin poistanut hallinnon ongelmia.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Moskeijaan astuttaessa jalkineet on riisuttava.
E-posta planlanması ile yalıtılmış sorunları çözmek.Hänellä on ongelmia sähköpostin lähettämisen kanssa.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.Οι μαθηματικοί είχαν μάταια προσπαθήσει να λύσουν όλα αυτά τα προβλήματα από την εποχή των αρχαίων Ελλήνων.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Ανίχνευση και διόρθωση σφαλμάτων
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Η κυριαρχία των νέων αρχών επιδείνωνε την κρίση στη χώρα, αντί να την περιορίσει.
Rechenberg, karmaşık mühendislik problemlerini çözmek için evrim stratejileri kullanmıştır.Η ομάδα του Rechenberg ήταν σε θέση να επιλύει πολύπλοκα προβλήματα μηχανικής μέσω στρατηγικών εξέλιξης.
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.Προκειμένου ακούγοντάς με να καταλάβετε τι λέω, χρειάζεται να επεξεργαστείτε περίπου 60 bit ανά δευτερόλεπτο.
Lefty ise sorunu tek başına çözmek istiyodur.Ο CJ αποφασίζει να τον αντιμετωπίσει μόνος του.
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Η ειρηνική επίλυση διαφορών μεταξύ των κρατών μελών.
Gerildiğinde bir daha çözmek sorun haline gelebilir.Όταν θα επανέλθει, η παρεξήγηση θα λυθεί.
Sorunu çözmek benim için kolaydı.Ήταν εύκολο για μένα να λύσω το πρόβλημα.
Benim için sorunu çözmek kolaydı.Ήταν εύκολο για μένα να λύσω το πρόβλημα.
Aynı anda Birleşik Devletler ile husumetini çözmek için son diplomatik çözüm olanaklarını kullandılar.Samtidig gjorde hans regering en sidste indsats for at nå en diplomatisk løsning på deres uenigheder med USA.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Identificere og rette fejl i produktionen.
Bu problemi yalnız Make kullanarak çözmek pratik değildir.I praksis er det derfor ikke noget problem at sigte med apparatet i fri hånd.
Kombinatorik problemleri çözmek için Catalan sayılarını ortaya koydu.Han introduserte også Catalantallene for å løse et matematisk problem.
Aynı anda Birleşik Devletler ile husumetini çözmek için son diplomatik çözüm olanaklarını kullandılar.Samtidig gjorde hans regjering en siste innsats for å nå en diplomatisk løsning på deres uenigheter med USA.
Genelde bu eşitlik, lineer problemleri çözmek için kullanılır.Notasi Euler ini sering digunakan dalam menyelesaikan persamaan diferensial linear.
Bu sorunu çözmek için 1825 yılında bir kongre toplandı.Kongres Berlin diadakan pada tahun 1878 untuk membahas permasalahan ini.
Bundan dolayıdır ki gösterim, sayının bazı tam sayı kuvvetini yükselterek çözmektir.Untuk sederhananya, mari kita asumsikan kita sedang mengurutkan bilangan asli.
Gizemli ve karışık davaları çözmekle uğraşır.Dia bekerja untuk menyelesaikan kasus-kasus rumit dan gaib.
Şifreli metni çözmek için bu çevrimler ters sıra ile uygulanır.Untuk memecahkan sandi tersebut gunakan cara sebaliknya.
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Pemerintah yang baru hanya memperparah krisis negara itu dan bukan menyelesaikannya.
Samsung ve Microsoft, yükseltme sorununu çözmek için telefonlar için güncellemeler sunmaya çalıştı.Samsung và Microsoft cùng làm việc chung để giải quyết vấn đề cập nhật đến vấn đề nâng cấp điện thoại.
Bu durumda Hubert kendi yöntemleri ile sorunları çözmek zorunda kalır.Trong khi đó, Simon quyết định sẽ xử lý các vấn đề theo cách của hắn.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.Các nhà toán học đã tốn công vô ích để giải tất cả các bài toán này từ thời Hy Lạp cổ đại.
Kendileri çok iyi bir araştırmacılardır ve her gizemi çözmektedirler.Nhân vật chính thường là một cao thủ tài ba và phá án tài tình có nhiệm vụ giải mã những vụ án bí ẩn.
Herhangi bir çözücü bu profillerden en az birini çözer, ancak her birini çözmek zorunda değildir.Một bộ giải mã giải mã cụ thể ít nhất một, nhưng không nhất thiết tất cả các cấu hình.
EPR paradoksunu çözmek için çeşitli yollar vardır.Có nhiều phương pháp khác nhau để điều chỉnh vòng lặp PID.
Ancak konsil kararı kargaşalığı çözmek bir yana daha da büyütür.Tuy nhiên lời cảnh cáo này có vẻ chỉ làm cho người biểu tình cương quyết hơn mà thôi.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Tìm và sửa chữa bất kỳ vấn đề thiết kế nào.
En sevdiği hobisi polisiye olayları çözmektir.好きな戦法は相掛かり。
Bu kayaçlar, Ay'ın jeolojik evrimini çözmekte paha biçilmez olduklarını ispat ettiler.これらの月試料は、月の地質学的進化を読み解く上で、計り知れないほど貴重なものである。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.建物の中に入る時は玄関で靴を脱いで上がる。
Ana anahtarın şifresini çözmek için gereken anahtara "kullanıcı anahtarı" denir.このマスターキーの暗号化を解くために必要とされる鍵は“ユーザキー”と呼ばれている。
Bu yardımcı önermeyi kullanarak bulmacayı iki soruda çözmek kolaydır.この補題を使うと、2つの質問でパズルを解くことが簡単になる。
Biyomimetik insanların karmaşık problemlerini çözmek için model, sistem ve doğa unsurlarının taklididir.「バイオミメティクス」や「バイオミミクリー」は、複雑な人間の問題を解決するために、自然の模型や構造、要素を模倣するものである。
Kendileri çok iyi bir araştırmacılardır ve her gizemi çözmektedirler.筋金入りの遺跡研究家であり、それ以外の謎にはあまり興味を示していない。
Lefty ise sorunu tek başına çözmek istiyodur.ストーリーではルフィ1人で挑むことになる。
Bu ortaklık, G1G1 2007 programının dağıtım konularını çözmek için özel olarak seçilmiştir.このシーンは、2007年R-1DVDの特典映像に収録されている。
Bu durumda sorunu çözmek için komutu durdurmamız/geciktirmemiz gerekir).従って、状況に応じて予防/対処するしかない。
Dünyadaki açlık sorununu çözmek benim işim değil.世界の飢餓問題の解決は私の仕事ではない。
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.而自古希腊以来数学家就在尝试解决这三个难题了。
Nitekim Richard Leakey, bu tartışmayı çözmek için fosil kanıtların yetersiz olduğu görüşündedir.理查李基(英语:Richard Leakey)認為化石證據並不充足,無法解決這個爭論。
Rockstar Games, sorunları çözmek için 5 Ekim'de teknik bir düzeltme eki yayınladı.10月5日,Rockstar就相关问题发布技术补丁。
Babalarını güvenli bir yerde bıraktıktan sonra Michael ve Lincoln komployu çözmek için ordan ayrılır.为完成各自目标兄弟俩在短暂的分开后迈克尔和林肯再次一起逃亡。
Hükûmetin değişik organları arasındaki çıkan anlaşmazlıkları çözmek çok zordur.这必然在政府各部门之间引发利益分配的争论。
Herhangi bir çözücü bu profillerden en az birini çözer, ancak her birini çözmek zorunda değildir.一个特定的解码器至少支持一种,但不必支持所有的。
Meseleyi diplomasi yoluyla çözmek için Tangut kralına elçi gönderildi.他们要求英皇采取外交措施来达到这个目的。

İlgili Sayfalar