çözme ile cümle
çözme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu büyük bir gizemdi ve bunu çözmeye niyetlendi.Dette ble en mystisk effekt han valgte å beholde.
Kral iki kent arasındaki anlaşmazlığı hakemlik yoluyla çözmeyi önerdi ancak Atinalılar reddetti.Kongen foreslo å avgjøre striden mellom de to byene ved voldgiftsdom, men Athen avslo.
Kombinatorik problemleri çözmek için Catalan sayılarını ortaya koydu.Han introduserte også Catalantallene for å løse et matematisk problem.
Aynı anda Birleşik Devletler ile husumetini çözmek için son diplomatik çözüm olanaklarını kullandılar.Samtidig gjorde hans regjering en siste innsats for å nå en diplomatisk løsning på deres uenigheter med USA.
Çocuklara problemlerini çözmelerinde yardımcı olur.Karakteren hjelper barna.
Charlie'nin annesi, Maria Keever, en küçük oğlunun ölümünü çözmeye çalıştı.Mores datter Margaret klarte senere å redde hodet.
Yılmaz bu kararın parti grubundan geçirilmesi işini çözmeyi üstlendi.Derfor bestemte de ni seg nå til å ta ut felles rett.
Genelde bu eşitlik, lineer problemleri çözmek için kullanılır.Notasi Euler ini sering digunakan dalam menyelesaikan persamaan diferensial linear.
Bu sorunu çözmek için 1825 yılında bir kongre toplandı.Kongres Berlin diadakan pada tahun 1878 untuk membahas permasalahan ini.
Bundan dolayıdır ki gösterim, sayının bazı tam sayı kuvvetini yükselterek çözmektir.Untuk sederhananya, mari kita asumsikan kita sedang mengurutkan bilangan asli.
Bu araştırmacıların uzun zamandır çözmeye çalıştıkları bir problemdi.Sejak itu, banyak peneliti yang mendalami permasalahan ini.
Gizemli ve karışık davaları çözmekle uğraşır.Dia bekerja untuk menyelesaikan kasus-kasus rumit dan gaib.
İlk olarak 1854 yılında İngiliz matematikçi Charles Babbage Vigenère şifrelemesi çözmeyi başardı.Pada tahun 1854, Charles Babbage menemukan cara untuk memecahkan sandi Vigenère.
Şifreli metni çözmek için bu çevrimler ters sıra ile uygulanır.Untuk memecahkan sandi tersebut gunakan cara sebaliknya.
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Pemerintah yang baru hanya memperparah krisis negara itu dan bukan menyelesaikannya.
Samsung ve Microsoft, yükseltme sorununu çözmek için telefonlar için güncellemeler sunmaya çalıştı.Samsung và Microsoft cùng làm việc chung để giải quyết vấn đề cập nhật đến vấn đề nâng cấp điện thoại.
Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar.Họ lý giải tính đúng đắn hay sai lầm của các giả thuyết bằng các chứng minh toán học.
Kasaba halkı bu sorunu Çanak Anten alarak çözme yoluna gitmektedir.Hội đồng thành phố muốn giải quyết vấn đề này bằng một cuộc tranh luận thứ hai.
İki çeşit soru tipi vardır: problem çözme ve veri yeterliliği.Có hai loại câu hỏi: giải quyết vấn đề và hoàn chỉnh dữ liệu.
Oedipus bulmacayı çözmeyi başarır: "O yaratık insandır.Oedipus liền nói: "Đó là con người".
Bu durumda Hubert kendi yöntemleri ile sorunları çözmek zorunda kalır.Trong khi đó, Simon quyết định sẽ xử lý các vấn đề theo cách của hắn.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.Các nhà toán học đã tốn công vô ích để giải tất cả các bài toán này từ thời Hy Lạp cổ đại.
Bogomolny denklemlerini çözmenin iki yolu vardır.Có hai cách giải thích cho định luật Hubble.
Askerler bir teğmenin gelip sorunu çözmesini beklerken sohbet ederler.Các quan coi thi phải điều lính đến mới dẹp yên.
Kendileri çok iyi bir araştırmacılardır ve her gizemi çözmektedirler.Nhân vật chính thường là một cao thủ tài ba và phá án tài tình có nhiệm vụ giải mã những vụ án bí ẩn.
Herhangi bir çözücü bu profillerden en az birini çözer, ancak her birini çözmek zorunda değildir.Một bộ giải mã giải mã cụ thể ít nhất một, nhưng không nhất thiết tất cả các cấu hình.
EPR paradoksunu çözmek için çeşitli yollar vardır.Có nhiều phương pháp khác nhau để điều chỉnh vòng lặp PID.
İlk önce mayetik alanı çözmemiz gerekiyor.Đầu tiên là việc ra quân thần tốc.
Ancak konsil kararı kargaşalığı çözmek bir yana daha da büyütür.Tuy nhiên lời cảnh cáo này có vẻ chỉ làm cho người biểu tình cương quyết hơn mà thôi.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Tìm và sửa chữa bất kỳ vấn đề thiết kế nào.
Biz çözmezsek başka kimse çözemez." dedi.天意に従わなければ禍は免れられない」と応えた。
Basında verilen bilgiye göre NASA bu problemi Mart 2008’e kadar çözmeyi arzuladıklarını dile getirdiler.NASA職員は、2007年秋にはこの問題について認識しており、記者発表で2008年3月までには解決を期待していると述べている。
İlk önce mayetik alanı çözmemiz gerekiyor.まず金本位制を離脱した。
En sevdiği hobisi polisiye olayları çözmektir.好きな戦法は相掛かり。
Hikaye oyuncunun çözmesi gereken birtakım garip olayları konu edinmektedir.数々の怪事件を解決する凄腕。
Lorentz, temel hidrodinamik denklemlerinden yola çıkarak meseleyi hesap yoluyla çözmeyi önerdi.ローレンツは流体力学の基本的方程式を出発点として、問題を数値的に解くことを提案した。
Bu kayaçlar, Ay'ın jeolojik evrimini çözmekte paha biçilmez olduklarını ispat ettiler.これらの月試料は、月の地質学的進化を読み解く上で、計り知れないほど貴重なものである。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.建物の中に入る時は玄関で靴を脱いで上がる。
Kombinatorik içinde numaralandırma sorunlarını çözme ve çözümleri kodlama.組合せ論における数え上げ問題を解いて、それらの解を結びつける。
Ana anahtarın şifresini çözmek için gereken anahtara "kullanıcı anahtarı" denir.このマスターキーの暗号化を解くために必要とされる鍵は“ユーザキー”と呼ばれている。
Bu yardımcı önermeyi kullanarak bulmacayı iki soruda çözmek kolaydır.この補題を使うと、2つの質問でパズルを解くことが簡単になる。
Biyomimetik insanların karmaşık problemlerini çözmek için model, sistem ve doğa unsurlarının taklididir.「バイオミメティクス」や「バイオミミクリー」は、複雑な人間の問題を解決するために、自然の模型や構造、要素を模倣するものである。
Kendileri çok iyi bir araştırmacılardır ve her gizemi çözmektedirler.筋金入りの遺跡研究家であり、それ以外の謎にはあまり興味を示していない。
Lefty ise sorunu tek başına çözmek istiyodur.ストーリーではルフィ1人で挑むことになる。
Bu ortaklık, G1G1 2007 programının dağıtım konularını çözmek için özel olarak seçilmiştir.このシーンは、2007年R-1DVDの特典映像に収録されている。
Ama çözmesini de Bilir.それも解決したいと考えている。
Bir problemi bu şekilde çözmeye çalışmak modüler programlama ya da birimsel programlamadır.これはプログラミングあるいはデバイスドライバの設定により挙動を変更できる。
Sadece araştırma değil sorun çözmeye yönelik çalışmaları da vardır.戦いではなく話し合いによって解決を試みることも多い。
Aksi halde, verimli bir çözme işlemi gerçekleşemez.それでなければ本当の事業はやれるもんじゃない。
Bu durumda sorunu çözmek için komutu durdurmamız/geciktirmemiz gerekir).従って、状況に応じて予防/対処するしかない。
Dünyadaki açlık sorununu çözmek benim işim değil.世界の飢餓問題の解決は私の仕事ではない。
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.而自古希腊以来数学家就在尝试解决这三个难题了。
Nitekim Richard Leakey, bu tartışmayı çözmek için fosil kanıtların yetersiz olduğu görüşündedir.理查李基(英语:Richard Leakey)認為化石證據並不充足,無法解決這個爭論。
Rockstar Games, sorunları çözmek için 5 Ekim'de teknik bir düzeltme eki yayınladı.10月5日,Rockstar就相关问题发布技术补丁。
İki kral mektup alış verişi yaptı fakat bu hiçbir şeyi çözmedi.清廷給予这两位庶出子荫生的身份,但是他们並没有出仕。
Babalarını güvenli bir yerde bıraktıktan sonra Michael ve Lincoln komployu çözmek için ordan ayrılır.为完成各自目标兄弟俩在短暂的分开后迈克尔和林肯再次一起逃亡。
Çözme şifresi veya jetonu (token) ile geri dönüşüm sağlanabilir.轉化,屬修辭的一種,主要是將抽象或無生命的事物以具體事例代替。
Hükûmetin değişik organları arasındaki çıkan anlaşmazlıkları çözmek çok zordur.这必然在政府各部门之间引发利益分配的争论。
Herhangi bir çözücü bu profillerden en az birini çözer, ancak her birini çözmek zorunda değildir.一个特定的解码器至少支持一种,但不必支持所有的。
Maddeyi çözebilmeli safsızlıkları çözmemelidir.如果樣品不是不可溶的,則使樣品溶解。