çözme ile cümle

çözme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çocuklara problemlerini çözmelerinde yardımcı olur.Ale od řešení problémů přece bráchové jsou, ne?
1849 yılında Macaristan mültecileri olayını çözmek için görevlendirildi.Roku 1849 byl přidělen do Prahy do komise pro vypořádání zrušení poddanství.
İlk önce mayetik alanı çözmemiz gerekiyor.Nejdříve je nutné zkalibrovat přístroj.
Hikaye oyuncunun çözmesi gereken birtakım garip olayları konu edinmektedir.Marně se snaží soudci vykreslit poslední podivné události.
Gizemli bir cinayeti çözmeye çalışan iki dedektifin hayatı ve çevrelerinde gelişen olayları konu alıyor.Nyní se agenti vydávají rozluštit záhadu toho, co se kolem děje.
Problem çözmede frontal korteks aktif rol oynar .Na původně rovné frontální linii se utvoří záhyb.
Çünkü diğer mucitler sorunu mekanik sistemlerle çözmeye çalışıyordu.Ale to jen do chvíle, kdy je vyřadily mechanické potíže.
İç borç sorununu derhal çözmek.Komplexně vyřešit problém zadlužení rozvojových zemí.
Bilişsel davranışçı terapi, astrafobiyi çözmek için yaygın kullanılan bir terapidir.Terapia cognitivă comportamentală este, de asemenea, adesea utilizată pentru a trata astrafobia.
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Această concurență între autoritățile revoluționare a agravat criza din țară, în loc să o rezolve.
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Statele membre urmau să-și ia angajamentul de a soluționa toate divergențele exclusiv prin mijloace pașnice.
Buna ek olarak, daha karmaşık olan OSPF protokolü bu sorunu çözmektedir.Noțiunea de nivel de zbor rezolvă și acest aspect.
Yeni anayasa Mısır'ın sorunlarını çözmeyecek.Noua constituție nu va rezolva problemele Egiptului.
Kombinatorik problemleri çözmek için Catalan sayılarını ortaya koydu.Számos kombinatorikai probléma megoldása során alkalmazhatóak a Catalan-számok.
Antcontrib, bu sorunu çözmeye yarayan bir değişken görev sunmaktadır.Az Antcontrib változó task kal megoldható ez a probléma.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.A matematikusok már az ókori görögök ideje óta próbáltak megoldást találni ezekre a kérdésekre – mindhiába.
Bu sınavda ilk kez problem çözme de test edilmiştir.Ilyen szélsőséges körülmények között ez a megoldás most először vizsgázott.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Események vagy hibák továbbküldése.
Bu sorunu çözmek için 1825 yılında bir kongre toplandı.1882-ben a kormány pályázatot írt ki a probléma megoldására.
Hodgkin, 35 yıllık bir çalışmanın ardından 1969'da insülinin yapısını çözmeyi başarmıştır.Hodgkinnak 1969-re sikerült elvégeznie az inzulin háromdimenziós elemzését is.
Konsül krizi çözmek yerine daha da karmaşıklaştırmıştı.A lány a bonyolult műveletsor elvégzése helyett egyszerűen összetöri a dobozt.
1980li yılları boyunca konut sorununu çözmek için bu ilçe kuruldu.Az 1980-as években sikerült is megakadályoznia az ide tervezett lakónegyed felépítését.
İlk sezonda Jane'in Red John'ı arayışı ve cinayetleri çözmesi anlatılmaktadır.Egy alkalommal a rendőrség a segítségét kérte Red John, a sorozatgyilkos felkutatásában.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Erheitä ja virheitä.
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Hänen ensimmäinen asemapaikkansa oli Milano Italiassa.
Oyuncu, gitmesi gereken yolda birçok engel ve çözmesi gereken bulmacalarla karşılaşır.Matkalla he kohtaavat monia esteitä ja vaikeuksia, joista heidän tulee selviytyä.
Kekkonen, kamuoyu tartışmalarına mahal vermeden konuyu sessizce çözmek istemişti.Kekkonen ei halunnut kysymystä esille julkisesti.
SF Triadları çetelerle olan sorunları barışçı bir yöntemle çözmeye çalışır.Artikla 6: Valtioiden on ratkottava erimielisyydet rauhanomaisesti.
Çocuklara problemlerini çözmelerinde yardımcı olur.He päättävät auttaa lapsia selviytymään.
Kitaptaki matematik bilmecelerini çözmeleri gerekir.Hän julkaisi tutkimuksensa kirjassa Kombinatorische Mathematik.
Kasaba halkı bu sorunu Çanak Anten alarak çözme yoluna gitmektedir.Siirtokuntalaiset lähtevät etsimään ratkaisua Helalta.
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Jako on pikemminkin kasvattanut kuin poistanut hallinnon ongelmia.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Moskeijaan astuttaessa jalkineet on riisuttava.
Bu çevirmenin çözmesi gereken bir ikilem olmaktadır.Kääntäjällä on kuitenkin käytössään useita keinoja tällaisen käännösongelman ratkaisemiseksi.
Geçmiş deneyimlerimiz, genel olarak problem çözme becerimizi arttırır.Ongelmallisissa tilanteissa ratkaisuksi esitetään sosiaalisen toimintakyvyn yleistä lisäämistä.
Bulmacaları çözmede doğa olaylarının etkisi olacak.Polut esittelevät kaskeamisen vaikutuksista luontoon.
E-posta planlanması ile yalıtılmış sorunları çözmek.Hänellä on ongelmia sähköpostin lähettämisen kanssa.
Buna çok sinirlenen Doktor, eğer bunu çözmezse sokağı yıkmakla Ben'i tehdit eder.Benin yritettyä saada rehtori eroamaan, tämä uhkaa tuhota Alexin elämän jos Ben puhuisi asiasta.
Clark Kent'in sırrını çözmeyi saplantı haline getirmiştir.Lanaa taas hiertää Clarkin pimittämä salaisuus.
İyi kuramlar, sadece bir ya da birkaç problem-çözme taktiği içermektedir.Toimintaterapiaryhmä on yhden tai useamman toimintaterapeutin ohjaama ryhmä.
Bu araştırmacıların uzun zamandır çözmeye çalıştıkları bir problemdi.Hän pyrki selittämään siinä monia ongelmia, joita tutkijat olivat siihen asti pitäneet mahdottomina ratkaista.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.Οι μαθηματικοί είχαν μάταια προσπαθήσει να λύσουν όλα αυτά τα προβλήματα από την εποχή των αρχαίων Ελλήνων.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Ανίχνευση και διόρθωση σφαλμάτων
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Η κυριαρχία των νέων αρχών επιδείνωνε την κρίση στη χώρα, αντί να την περιορίσει.
Özellikle etkilenen bölgeler hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır.Γνωστικές περιοχές που επηρεάζονται είναι η μνήμη, η προσοχή, η γλώσσα και η επίλυση προβλημάτων.
Bucaklar yerel sorunları çözmede inisiyatife sahiptir.Επίλυση τοπικών ζητημάτων.
Rechenberg, karmaşık mühendislik problemlerini çözmek için evrim stratejileri kullanmıştır.Η ομάδα του Rechenberg ήταν σε θέση να επιλύει πολύπλοκα προβλήματα μηχανικής μέσω στρατηγικών εξέλιξης.
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.Προκειμένου ακούγοντάς με να καταλάβετε τι λέω, χρειάζεται να επεξεργαστείτε περίπου 60 bit ανά δευτερόλεπτο.
Problem Çözme Teknikleri.Επίλυση προβλημάτων.
Lefty ise sorunu tek başına çözmek istiyodur.Ο CJ αποφασίζει να τον αντιμετωπίσει μόνος του.
İlk önce mayetik alanı çözmemiz gerekiyor.Κατ' αρχήν το μαγνήσιο είναι αναφλέξιμο.
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Η ειρηνική επίλυση διαφορών μεταξύ των κρατών μελών.
Gerildiğinde bir daha çözmek sorun haline gelebilir.Όταν θα επανέλθει, η παρεξήγηση θα λυθεί.
Sorunu çözmek benim için kolaydı.Ήταν εύκολο για μένα να λύσω το πρόβλημα.
Benim için sorunu çözmek kolaydı.Ήταν εύκολο για μένα να λύσω το πρόβλημα.
Aynı anda Birleşik Devletler ile husumetini çözmek için son diplomatik çözüm olanaklarını kullandılar.Samtidig gjorde hans regering en sidste indsats for at nå en diplomatisk løsning på deres uenigheder med USA.
Hataları tespit etmek ve çözmek.Identificere og rette fejl i produktionen.
Kasaba halkı bu sorunu Çanak Anten alarak çözme yoluna gitmektedir.Byens forvaltning arbejder på at løse dette overløbsproblem.
Bu problemi yalnız Make kullanarak çözmek pratik değildir.I praksis er det derfor ikke noget problem at sigte med apparatet i fri hånd.
İki kral mektup alış verişi yaptı fakat bu hiçbir şeyi çözmedi.De to kongene utvekslet brev, uten at det løste konflikten.

İlgili Sayfalar