Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yumuşama

yumuşama

TR → EN
"yumuşama" kelimesinin İngilizcesi: détente, lenition. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldétente
Genellenition

Tanım

•dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silâhların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti, detant
•sert ünsüzlerin yumuşak ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu, ötümlüleşme
•yumuşamak işi
•Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti
•Ötümsüz ünsüzlerin ötümlü ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu

Diğer Dillerde

AlmancaEntspannungspolitik, Lenierung, Lenisierung (dişil) /ɛntˈʃpanʊŋspoliˌtiːk/
policy of detente, detente policy, détente
çekim: çoğul Entspannungspolitiken · tamlayan Entspannungspolitiken
köken: Entspannung + -s- + Politik
"Sehr gut, dann." Ich wartete einen Augenblick, aber er wollte nicht entspannen. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Fransızcaadoucissement, lénition, mutation adoucissante (eril) /a.du.sis.mɑ̃/
sweetening, mellowing, softening
çekim: çoğul adoucissements
köken: From adoucir (“to sweeten; to soften”) + -ment.
"Très bien, alors." J'ai attendu un moment, mais il ne serait pas déplier. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
İspanyolcalenición, lenificación (dişil) /leniˈθjon/
lenition
çekim: çoğul leniciones
Sin embargo, las relaciones entre los dos países comenzaron siendo hostiles. — Fakat sonra iki ülke arasındaki ilişkiler yumuşamaya başladı.
İtalyancadistensione, lenizione, mutazione dolce (dişil) /dis.tenˈsjo.ne/
relaxation · stretching, distension · détente
çekim: çoğul distensioni
eş: allungamento, allentamento, stiramento, rilassamento, riposo, relax
köken: From Late Latin distentiōnem.
"Molto bene, allora." Ho aspettato un momento, ma non avrebbe distendere. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Rusçaлени́ция, разря́дка
"Очень хорошо, то." Я ждал момента, но он не разгибаются. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Arapçaانفراج دولي
"جيد جدا ، ثم" انتظرت لحظة ، لكنه لا استقام. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Farsçaدتانت
Azericedetent
Felemenkçelenitie, verzachting
vermindering van een opgelegde straf
"Goed, dan. 'Ik wachtte een moment, maar hij wilde niet ontspannen. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Portekizcelenição, lenização (dişil) /le.niˈsɐ̃w̃/
lenition (weakening of a consonant)
çekim: çoğul lenições
zıt: fortição
köken: From lenir + -ção.
Entretanto, o relacionamento entre ambos começou a esfriar. — Fakat sonra iki ülke arasındaki ilişkiler yumuşamaya başladı.
Japoncaデタント, 子音弱化 /de̞tã̠nto̞/
détente
köken: Borrowed from French détente.
発熱を伴わないケースもある。 — Sıcakta yumuşamayan bir madde meydana gelir.
Korece데탕트, 연음화 /te̞tʰa̠ŋtʰɯ/
détente
köken: Borrowed from French détente.
"좋아, 그럼."나는 잠시 기다렸다가, 그러나 그는 잡다 안 것입니다. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
İsveççeavspänning, avspänningspolitik
"Mycket bra, då." Jag väntade en stund, men han ville inte räta. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Lehçelenicja (dişil) /lɛˈɲi.t͡sja/
lenition (weakening of articulation causing a consonant to become lenis (soft))
çekim: tamlayan lenicji
köken: Etymology tree Latin lēniō Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *-Hō Proto-Indo-European *-tiHō Proto-Italic *-tiō Latin -tiōlbor. Polish -cja Polish lenicja From Latin lēniō + Polish -cja.
"Bardzo dobrze, potem." Czekałem na moment, ale on nie chciał wyprostować. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Ukraynacaрозря́дка
"Дуже добре, то." Я чекав моменту, але він не розгинаються. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Hintçeतनावशैथिल्य
Finceliennytys, pehmeneminen /ˈlie̯nːytys/
détente, reconciliation, de-escalation · appeasement (giving in to demands in order to preserve the peace)
çekim: çoğul liennytykset · tamlayan liennytyksen
köken: liennyttää + -ys
aile: liennytyspolitiikka
"Hyvä sitten." Odotin hetken, mutta hän ei suoristua. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Çekçedétente
"Dobře, tak." Čekal jsem na chvíli, ale nechtěl propustit. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Rumencedestinderea
"Foarte bine, atunci." Am aşteptat un moment, dar el nu s-ar îndrepta. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Macarcaenyhülés, gyengülés, gyöngülés, leníció, mássalhangzó-gyengülés
"Jól van, akkor." Vártam egy pillanatot, de ő nem kiegyenesedik. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
İbraniceדֶּטַנְט \ דטאנט, החלשות עיצורים
הם עוזרים למתן את הטמפרטורות באזור הממוזג שלנו ונותנים מזג אויר יציב. — Ilıman bölgelerde sıcaklığın yumuşamasına yardımcı olur ve bize ılıman hava verirler.
Latincelenitio (dişil) /ɫeːˈniː.ti.oː/
assuaging
çekim: çoğul lēnītiōnēs · tamlayan lēnītiōnis
köken: Etymology tree Latin lēniō Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *-Hō Proto-Indo-European *-tiHō Proto-Italic *-tiō Latin -tiō Latin lēnītiō From lēniō (“to soothe, alleviate”) + -tiō (noun-forming suffix).
For quotations using this term, see Citations:lenitio.
Dancaafspændingspolitik, detente (nötr)
détente
çekim: çoğul detenter · tamlayan detentes
köken: From French détente.
"Godt, så." Jeg ventede et øjeblik, men han ville ikke unbend. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Norveççeavspenningspolitikk, lenisering, lenisjon
Vietnamcalơi hóa
"Rất tốt, sau đó." Tôi chờ đợi một thời điểm, nhưng ông sẽ không thẳng ra. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Bulgarcaразведря́ване
"Много добре, тогава". Чаках момента, но той няма да се отпускам. — "Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
Estoncapingelõdvendus
Ringkonna halduskeskus on riigi pealinn Thimphu. — Ülke yönetimi(belli bir ölçüde yumuşama olmakla birlikte) mutlak monarşi, ülkenin başkenti Thimphu'dur.
Taycaการผ่อนคลายความตึงเครียด

Örnek Cümleler

Kosova konusunda yumuşama yok
No thaw over Kosovo
Kuru nohut yumuşaması için önceden suya yatırılır.
Dries the soil before seeding.
Kemiklerde yumuşama ve böbrek yetmezliği yaşadılar.
They experienced softening of the bones and kidney failure.
"Çok iyi, sonra" Ben bir an bekledi, ama yumuşamak olmaz.
"Very well, then." I waited a moment, but he wouldn't unbend.
Kaizen faaliyetlerini yürütmek için yumuşamadan gayret sarf edin.
Relentlessly strive to conduct kaizen activities.
Gizli söylev, Kruşçev döneminde gözlemlenen yumuşamanın bir parçasıdır.
The sedation is lifted slowly during the critical part of the surgery.
Nişan olarak bilinen bir süreçte meyveler şeker oluştururken yumuşamaya başlar.
In a process known as engustment, the berries start to soften as they build up sugars.
Ilıman bölgelerde sıcaklığın yumuşamasına yardımcı olur ve bize ılıman hava verirler.
They help moderate the temperature in our temperate zones and give us stable weather.
Daha sonra etin yumuşaması ve tüm lezzetleri çekmesi için karışıma hardal ve su eklenir.
Mustard and water are later added to the mix for the meat to tenderize and soak up all the flavours.
Batı hükûmetleri yumuşama döneminin başında insan hakları konularına çok fazla odaklanmadılar.
Western governments did not emphasize human rights ideas in the early détente period.
yumuşama ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod