Tanım
•araca binmek üzere yolüstünde durmak
•herhangi bir şeyi esas almak, oradan başlamak
•yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak, harekete geçmek
•Araca binmek üzere yolüstünde durmak
•Bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak
•Herhangi bir şeyi esas almak, oradan başlamak
•Önermede bulunmak
Örnek Cümleler
O, yola çıkmak üzere.
He's about to leave.
Yola çıkmak üzereydim.
I was about to head out.
Yola çıkmak istiyorum.
I want to hit the road.
Yola çıkmak istiyor musun?
Do you want to leave?
Eğer yola çıkmak üzereysen
If you're on your way
Eğer yola çıkmak üzereysen,
If you're on your way
Şimdi yola çıkmak zorundayım.
I have to head out now.
Hemen yola çıkmak zorundayız.
We have to leave at once.
Acele et! Tren yola çıkmak üzere.
Hurry up! The train is about to leave.
Ben yola çıkmak için hazır değildim.
I wasn't ready to leave.
En kısa sürede yola çıkmak istiyorum.
I'd like to get under way as soon as possible.
Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?
When will you be ready to leave?
yola çıkmak ile daha fazla örnek cümle →