Yola çıkmak istiyor musun?Do you want to leave?
O, yola çıkmak üzere.He's about to leave.
Yola çıkmak üzereydim.I was about to head out.
Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?When will you be ready to leave?
Şimdi yola çıkmak zorundayım.I have to head out now.
Hemen yola çıkmak zorundayız.We have to leave at once.
En kısa sürede yola çıkmak istiyorum.I'd like to get under way as soon as possible.
Acele et! Tren yola çıkmak üzere.Hurry up! The train is about to leave.
Yola çıkmak istiyorum.I want to hit the road.
Ne zaman yola çıkmak için hazırlanmaya başlayacaksın?When will you start getting ready to leave?
Ben yola çıkmak için hazır değildim.I wasn't ready to leave.
Fransa’da da bir tümen yola çıkmak için hazırlanmaktadır.In France, the remains were used to produce a spirit as well.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.She herself sets out to find her father.
Bir savaş yüzünden yola çıkmak zorunda kalan Amphitryon'la yeni evlenmiştir.However, she is happily married to General Amphitryon, who is away fighting battles.
Eğer yola çıkmak üzereysenIf you're on your way
Eğer yola çıkmak üzereysen,If you're on your way
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.Ben beschließt, sich auf die Suche nach seinem Vater zu begeben.
Yola çıkmak üzereydim.J'étais sur le point de partir.
Bunun için Pelleas yola çıkmak istemektedir.C'est Philippe qui doit partir.
Zira dünyayı tehdit eden güçlü bir düşman yola çıkmak üzeredir.Après tout, c'est un étranger menaçant qui s'en va.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.Dichiara di stare cercando suo padre.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.فعليه هجر عائلته لكى يحقق طموحه.
Fransa’da da bir tümen yola çıkmak için hazırlanmaktadır.Além destas, uma parada se encontram em planejamento.
Zira dünyayı tehdit eden güçlü bir düşman yola çıkmak üzeredir.Nu bedreigt een nieuwe vijand de Verrezen Wereld.
Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?Wanneer ben je klaar om te vertrekken?
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.On zaś decyduje się wyruszyć z bratem na poszukiwanie ojca.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.När de är där så letar de efter hans pappa.
Bunun için Pelleas yola çıkmak istemektedir.Γ. Παύλου: Ήρθαμε για να μείνουμε!
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.她的目的地其實是要去找爸爸。
Ayrıca Fransa’dan bir tümen yola çıkmak için hazırlanmaktadır.В един момент става необходимо да напусне Франция.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.По съвет на майка си, се отправил да търси баща си.
TED'in çalışmalarıyla nasıl örtüştüğünden yola çıkmak istedim.전반적인 관점에서 시작하려 해야 한다 생각했죠.
TED'in çalışmalarıyla nasıl örtüştüğünden yola çıkmak istedim.וכיצד זה מתחבר עם מה שהם (TED) מנסים לעשות.
TED'in çalışmalarıyla nasıl örtüştüğünden yola çıkmak istedim.وكيف تتناسب مع ما يحاولون فعله.
TED'in çalışmalarıyla nasıl örtüştüğünden yola çıkmak istedim.我々の住む世界は 周知のように相互依存関係にありますが