Çin Lokantası modeli ise yayılmacıdır. 🔊
The Chinese restaurant model spreads. 🔊
Savaş imparatorluğun yayılmacı eğilimlerini kontrol etti. 🔊
The battle checked the empire's expansionist tendencies. 🔊
Kızıl sincaplar, yayılmacı türlerle rekabet edemeyebilir. 🔊
Their seedlings cannot compete against surrounding weeds. 🔊
Pan-milliyetçilik Yayılmacı milliyetçilik Etnik milliyetçilik 🔊
North Eastern Province Pan-nationalism Irredentism Ethnic nationalism 🔊
İmparatorluk komşularının yayılmacı eğilimlerin bir sonucu olarak düştü. 🔊
The empire fell as a result of the expansionist tendencies of its neighbors. 🔊
Sonra 1916 yılında Alman yayılmacılığına karşı bir deklarasyon imzaladı. 🔊
Then in 1916 he signed a declaration against German annexationism. 🔊
Borso, devleti için yayılmacı, ailesine soylulaştırma politikası izledi. 🔊
Borso followed an expansionist policy for his state, and one of ennobling for his family. 🔊
Akwamu, 17. ve 18. yüzyıllarda yayılmacı bir imparatorluğa liderlik etti. 🔊
The Akwamu led an expansionist empire in the 17th and 18th centuries. 🔊
Siam, Batı yayılmacılığının baskısını ilk kez onun saltanatı sırasında hissetti. 🔊
Siam first felt the pressure of Western expansionism during his reign. 🔊
Bu uluslar kendini beğenmiş ve yayılmacı güçlerin hegemonyasını kabul etmektedir; 🔊
It is the nations that accept the hegemony of arrogant and expansionist powers; 🔊
Araki, Şova döneminde militarizmin ve yayılmacılığın ana savunucularından biriydi. 🔊
Araki was one of the main proponents of militarism and expansionism during the Shōwa era. 🔊
Dadiani'nin siyasi hırsları ve bölgesel yayılmacılığı Gurieliler için bir endişe kaynağıydı. 🔊
Dadiani's political ambitions and territorial expansionism was a source of concern for the Gurieli. 🔊
yayılmacı ile daha fazla örnek cümle →