yayılan

C2 seviye
TR → EN
"yayılan" kelimesinin İngilizcesi: expansive. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelexpansive
Görsel
Evrendeki Gizemli Gezegenin Çekirdeğinden Yayılan Büyüleyici IşıkMerkezden Yayılan Işık Huzmeleriyle Büyüleyici Soyut Dijital FonMerkezdeki Karanlık Boşluktan Yayılan Renkli Soyut Işık DemetleriMerkezden Yayılan Renkler: Soyut Suluboya Mürekkep Patlaması Sanatı
Diğer Dillerde
Almancaausdehnbar, ausdehnungsfähig, beredt, expandierbar, expansiv, freundlich /bəˈʁeːt/
eloquent · meaningful · expressive
çekim: karşılaştırma beredter · üstünlük am beredtesten
eş: beredsam, eloquent, gesprächig, kommunikativ, mitteilsam, redefreudig
köken: From beredet.
> Umsetzung der Strategie der Gemeinschaftzur Minderung der CO2-Emissionen von — > Otomobillerden Yayılan CO2
Fransızcaexpansible
expansible; expandable
C'est quelque chose qui s'est répandu à une vitesse incroyable. — Çok hızlı yayılan bir şey oldu bu.
İspanyolcaexpandiente, expansivo /eɡspanˈsibo/
effusive, emotive · expansive · extensive
Es algo que se ha extendido increíblemente rápido. — Çok hızlı yayılan bir şey oldu bu.
expandable, expansible, collapsible · open-ended
köken: From espandere + -ibile.
aile: espandibilità
> Attuare la strategia comunitaria per ridurrele emissioni di CO2delle autovetture - — > Otomobillerden Yayılan CO2
Felemenkçeomvattend
comprehensive, inclusive
Het is iets dat zich ongelooflijk snel verspreid heeft. — Çok hızlı yayılan bir şey oldu bu.
İsveççeomfattande
present participle of omfatta
çekim: karşılaştırma mer omfattande · üstünlük mest omfattande
aile: allomfattande, alltomfattande, landsomfattande, riksomfattande, vittomfattande, världsomfattande
Jag kallar denna trend för kollaborativ konsumtion. — Bunu yayılan işbirlikçi tüketim olarak adlandırıyorum.
Latincelātus
Bulgarcaобширен, просторен, разширяем
Съвет по околна среда — > Otomobillerden Yayılan CO2
Galiçyacaexpansíbel
Sanskritçeपृथु /pr̩.tʰú/
broad, wide, expansive, extensive, spacious, large · great, important · ample, abundant
köken: From Proto-Indo-Iranian *pr̥tʰúš, from Proto-Indo-European *pléth₂us, from *pleth₂- (“flat”). Cognate with Avestan 𐬞𐬆𐬭𐬆𐬚𐬎 (pər^əθu), Ancient Greek πλατύς (platús), Old Armenian յաղթ (yałtʻ), English flat.
Örnek Cümleler
Çok hızlı yayılan bir şey oldu bu.
It's something which has spread incredibly fast.
O dönemde... ...yayılan aralık zaten buydu.
Maybe in the microwave frequency range, and we'll see that that was the range it was emmitting in.
Beta parçacığı aslında yayılan elektrondur.
And a beta particle is really just that emitted electron.
Şu an elimizde 50 seneye yayılan uyarılar var.
Now we've had 50 years of warnings.
Mutfaktan yayılan kahvenin kokusu cezbediciydi.
The aroma of coffee wafted in from the kitchen alluringly.
Yalnızca her yöne yayılan büyük bir hava boşluğu.
It's basically one big volume of air that just oozes out in every direction.
Yayılan hapishane kompleksi yerleşkelere bölündü.
The sprawling prison complex was divided into compounds.
Bu düzlemde yayılan ışınlara teğet ışınlar denir.
Rays that propagate in this plane are called tangential rays.
Uzun zamana yayılan yeni modeller de zorlayıcıdır.
New models that extend long periods of time are hard.
Bu düzlemde yayılan ışınlara sagital ışınlar denir.
Rays propagating in this plane are called sagittal rays.
Leyla geniş bir alana yayılan bir çiftlikte yaşıyordu.
Layla lived on a sprawling ranch.
Bunu yayılan işbirlikçi tüketim olarak adlandırıyorum.
I call this "groundswell collaborative consumption."
yayılan ile daha fazla örnek cümle →