Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yaralanma

yaralanma

noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"yaralanma" kelimesinin İngilizcesi: lesion, lesion. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genellesion
Genellesion

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yaralanmayı
Yönelme (-e)yaralanmaya
Bulunma (-de)yaralanmada
Çıkma (-den)yaralanmadan
Tamlayan (-in)yaralanmanın
Çoğul (-ler)yaralanmalar

Tanım

isim: Yaralanmak işi

Diğer Dillerde

lesion
çekim: çoğul Läsionen · tamlayan Läsionen
eş: Blessur, Verletzung
Niemand wurde verletzt.Kimse yaralanmadı.
Fransızcablesser, lésion /blɛ.se/
to wound, to injure · to hurt one's feelings, to offend · to injure oneself
çekim: geçmiş blessé · ortaç blessé · şimdiki blesse · ulaç blessant
eş: offenser
köken: Inherited from Middle French blesser, from Old French blecier (“to injure, hurt”), from Frankish *blaitijan.
aile: c'est là que le bât blesse
Pas de blessure ?Yaralanmadınız ya?
Il a été blessé par un coup de poignard au niveau des muscles abdominaux.
Je me suis blessé le pied droit.
İspanyolcalesión, lesión enorme, lesión enormísima (dişil) /leˈsjon/
lesion; injury
çekim: çoğul lesiones
köken: Borrowed from Latin laesiōnem.
aile: autolesión, lesionar
Infección de herida.Toksik Yaralanma.
İtalyancalesione (dişil) /leˈzjo.ne/
damage · injury · lesion
çekim: çoğul lesioni
eş: danno, offesa, violazione, torto, pregiudizio, ferita
köken: Borrowed from Latin laesiōnem.
Non si è fatta niente?Yaralanmadınız ya?
Они не отражают статистику серьёзных повреждений.Ağır yaralanmaları değil.
Felemenkçebenadeling, kwetsen, laesie, verwonden (dişil) /bəˈnaːˌdeː.lɪŋ/
disadvantaging, the act or process of wronging someone or something
çekim: çoğul benadelingen
köken: From benadelen + -ing.
Je bent niet eens gewond.Yaralanmamışsın bile.
Portekizcelesão, lesão enorme (dişil) /leˈzɐ̃w̃/
lesion, wound
çekim: çoğul lesões
köken: Borrowed from Latin laesiōnem. Compare the inherited doublet aleijão.
¿No estás herida?Yaralanmadınız ya?
İsveççelesion
Inga personer skadades.Hiç kimse yaralanmadı.
Mam nadzieję, że nic ci się nie stało.Umarım yaralanmadın.
Fincevamma /ˈʋɑmːɑ/
handicap, disability (physical or mental disadvantage) · injury (damage to the body of a living thing, especially one caused externally and usually one that is an impairment)
çekim: çoğul vammat · tamlayan vamman
köken: Borrowed from Proto-Norse *ᚹᚨᛗᛗᚨᛉ (*wammaʀ), from Proto-Germanic *wammaz (“spot, stain, blemish”).
aile: vammainen, vammata, vammauttaa, vammautua, aistivamma, aivovamma, asennevamma, CP-vamma, jalkavamma, kallovamma
Kukaan ei loukkaantunut.Kimse yaralanmadı.
Çekçeléze, zranění (dişil) /ˈlɛːzɛ/
lesion
çekim: çoğul lézí · tamlayan lézí
köken: Derived from Latin laesio.
Nejste ani zraněný.Yaralanmamışsın bile.
Rumenceleziune, rană (dişil)
lesion, wound, injury
çekim: çoğul leziuni
köken: Borrowed from French lésion, from Latin laesiō.
Sper cã nu þi-au fãcut rãu.Umarım yaralanmadın.
Dancalæsion /lɛˈsjoˀn/
A wound or injury, especially internally through external force.
çekim: çoğul læsioner · tamlayan læsions
köken: From Latin laesiō (“injury”).
Jeg havde hovedskader.Kafa yaralanmalarım vardı.
Endonezcelesi /ˈlesi/
lesion, · an infected or otherwise injured or diseased organ or part
çekim: çoğul lesi-lesi
eş: belur, lesion
köken: From Dutch lesie, laesie (“lesion”), from Latin laesiō (“injury”).
aile: lesi prakanker, lesi primer, lesi sekunder
Tidak terluka?Yaralanmadınız ya?
Bulgarcaпоражение
Пострадали няма.Kimse yaralanmadı.
Slovakçalézia (dişil) /leːzia/
lesion
köken: Derived from Latin laesio.
Nikto nebol zranený.Kimse yaralanmadı.
Katalancalesió, lesionar (dişil) /lə.ziˈo/
lesion
çekim: çoğul lesions
köken: Borrowed from Latin laesiōnem.
Esperantolezo

Örnek Cümleler

Tom yaralanmadı.
Tom didn't get hurt.
Toksik Yaralanma.
Physical injury.
Ben yaralanmadım.
I wasn't injured.
Kimse yaralanmadı.
Nobody was injured.
Kötü yaralanmadım.
I didn't get badly hurt.
Tayfa yaralanmadı.
The crew was uninjured.
Yaralanmadınız ya?
Yes. Not hurt?
Başkan yaralanmadı.
The president was not injured.
Hiç yaralanmamışsın.
You have no injuries.
Tom hiç yaralanmadı.
Tom was never harmed.
Yaralanmalar sıktır.
Injuries are frequent.
Kazada yaralanmadım.
I wasn't injured in the accident.
yaralanma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod