Yakacak bir şey yoktu.
There was nothing to burn.
"Aşkın Ateşi yakacak".
"Aşkın Ateşi yakacak".
Tom yakacak odun kırıyor.
Tom is chopping firewood.
Tom biraz yakacak odun kesti.
Tom chopped some firewood.
Yakacak odun için sandalyeyi kırdı.
He broke up the chair for firewood.
Daha çok yakacak oduna ihtiyacımız var.
We need more firewood.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.
The fat of the sin offering he shall burn on the altar.
Tom baltasıyla biraz yakacak odun kırdı.
Tom chopped some firewood with his ax.
Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar.
Set fire to him and he'll burn.
Tom yakacak odunu evin arkasına istif etti.
Tom stacked the firewood behind the house.
Tom bütün öğleden sonra yakacak odun doğradı.
Tom chopped firewood all afternoon.
Tom yakacak odunu odunluğun içine istif etti.
Tom stacked the firewood inside the woodshed.
yakacak ile daha fazla örnek cümle →