Holmboe ile Abel yakın dost oldu.
Holmboe and Abel became close friends.
Nikah törenine yakın dostları katıldı.
Their close friends attended the marriage ceremony.
Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)."
An evil comrade!
Akrabalarım uğramaz oldu, Yakın dostlarım beni unuttu.
My relatives have gone away. My familiar friends have forgotten me.
Beraberlerinde yakın dost oldukları 4 kişi daha vardır.
Near them were four other women, who were laughing.
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.
And no friend inquires after friend
Bütün yakın dostlarım benden iğreniyor, Sevdiklerim yüz çeviriyor.
All my familiar friends abhor me. They whom I loved have turned against me.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.
So, I would like to start by telling you one of my greatest friend, Okuloma.
Erdemlilerin dışında, o gün yakın dostlar birbirlerine düşman kesilecek.
Friends will turn into enemies on that day, except those who fear and follow the straight path.
Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır.
However, you may show kindness to your guardians.
Son arzusu, cenazesine yalnızca ailesi ve en yakın dostlarını katılması oldu.
His last wish was that only his family and closest friends should attend his funeral.
En yakın dostlar birbirlerinin halini sormaz/bir dost bir dostundan bir şey isteyemez.
And no friend inquires after friend
yakın dost ile daha fazla örnek cümle →