yaşayabilir

C1 seviye
TR → EN
"yaşayabilir" kelimesinin İngilizcesi: viable. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelviable
Diğer Dillerde
Almancaentwicklungsfähig, lebensfähig, machbar, überlebensfähig
viable
zıt: lebensunfähig
köken: Leben + -s- + fähig
aile: Lebensfähigkeit
Ich kann ohne Wasser leben. — Susuz yaşayabilirim.
İspanyolcaviable /ˈbjable/
viable
aile: inviable, viabilidad
Pueden llegar a vivir entre 15 y 20 años. — 15-20 yıl yaşayabilir.
İtalyancaattuabile, fattibile, praticabile, vivibile /at.tuˈa.bi.le/
feasible, possible
eş: realizzabile, fattibile, possibile, effettuabile, concretizzabile
zıt: inattuabile
köken: From attuare + -abile.
aile: attuabilità
Non muoio per così poco. — Bununla yaşayabilirim.
Rusçaвозмо́жный, жизнеспосо́бный, осуществи́мый
Ну да ладно. Не суть важно. — Bununla yaşayabilirim.
Felemenkçelevensvatbaar, uitvoerbaar /ˌleː.vənsˈfɑt.baːr/
viable (all senses)
çekim: karşılaştırma meer levensvatbaar · üstünlük meest levensvatbaar
köken: From leven + -s- + vatbaar.
Ik kan ermee leven. — Bununla yaşayabilirim.
Portekizceviável /viˈa.vew/
viable · feasible, practicable
zıt: inviável
köken: Borrowed from French viable. Doublet of vitável.
aile: inviável, viavelmente
Tudo bem. Posso viver com isso. — Bununla yaşayabilirim.
viable
Αχ, νομίζω πως μπορώ να ζήσω τώρα. — Sanırım yaşayabilirim.
βιώσιμη ανάπτυξη
Japonca生きられる, 生き残れる
はいっ? — Birlikte yaşayabiliriz.
viable, usable (capable of being gainfully used) · walkable (capable of being walked, of a path or the like)
köken: gång + -bar
Jag kan leva med det. — Bununla yaşayabilirim.
Det där är ingen gångbar plan
Han hade slut på pengar, men tobak visade sig vara gångbar valuta
Ukraynacaжиттєзда́тний
Можуть жити 10-20 років. — 15-20 yıl yaşayabilir.
Finceelinkelpoinen, mahdollinen /ˈelinˌkelpoi̯nen/
viable (able to live on its own) · life-sustaining (capable of sustaining life) · Goldilocks
çekim: karşılaştırma elinkelpoisempi · üstünlük elinkelpoisin
köken: elin- + kelpoinen
aile: elinkelpoistaa, elinkelpoisuus
Ne pystyvät elämään tyhjössä. — Havasız yerlerde yaşayabilirler.
elinkelpoinen vyöhyke
elinkelpoinen planeetta
Çekçeživotaschopný /ˈʒɪvotasxopniː/
viable
çekim: karşılaştırma životaschopnější · üstünlük nejživotaschopnější
zıt: neživotaschopný
köken: From život + schopný.
aile: životaschopnost
Ale to nevadí. Dá se to přežít. — Bununla yaşayabilirim.
Macarcaéletképes, járható /ˈjaːrɦɒtoː/
passable (that may be passed or traversed) · practicable, workable, feasible (capable of being accomplished)
çekim: karşılaştırma járhatóbb · üstünlük legjárhatóbb
zıt: járhatatlan
köken: From jár (“to go”) + -ható (“-able, -ible”, adjective-forming suffix).
aile: járhatóan, járhatóság
Most már életben maradok. — Sanırım yaşayabilirim.
İbraniceאפשרי, בעל היתכנות, בר־חיות, בר־קיימה /efʃaˈri/
possible
köken: From אֶפְשָׁר (efshár, “possible”) + ־י (-i, “forming adjectives”)
טעה בתאריך, אבל זה בסדר. — Bununla yaşayabilirim.
בִּלְתִּי אֶפְשָׁרִי
Dancalevedygtig
viable, able to live
çekim: karşılaştırma levedygtigere · üstünlük levedygtigst
köken: leve (“live”) + -dygtig (“capable”)
De yngre, måske ikke. — Gençler problem yaşayabilir.
Bulgarcaвъзмо́жен, жизнеспосо́бен, осъществи́м
Защо не ?е ос?ави да живея с ?еб? — Burada yaşayabilirdim.
Estoncaelluviidav, elujõuline, eluvõimeline
Põõsas tervikuna võib elada üle 100 aasta vanaks. — Ağaç 100 yaşına kadar yaşayabilir.
Esperantofarebla, vivebla, vivipova /faˈrebla/
viable, doable, feasible
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *dʰeh₁k- Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *dʰh₁kyéti Proto-Italic *θakjō Proto-Italic *fakjō Latin facio Old French faire Middle French faire French fairebor. Italian farebor. Esperanto fari Proto-Indo-European *-dʰlom Proto-Indo-European *-dʰlis Proto-Italic *-ðlis Latin -bilis Latin -ābilis Old French -ablebor. Middle English -able English…
aile: nefarebla
Belarusçaжыццяздо́льны
Örnek Cümleler
Susuz yaşayabilirim.
I can live without water.
Onsuz yaşayabilirim.
I can live without it.
Onunla yaşayabilirim.
I can live with it.
Bununla yaşayabilirim.
I could live with that.
Bununla yaşayabilirim.
I can live with that.
Sanırım yaşayabilirim.
Now, I feel like I'll live.
Burada yaşayabilirdim.
I could've just lived here.
Birlikte yaşayabiliriz.
We can live together!
O düzenle yaşayabilirim.
I can live with that arrangement.
Ben onunla yaşayabilirim.
I can live with that.
Biz onunla yaşayabiliriz.
We can live with that.
Burada yaşayabilir miyiz?
Can we live here?
yaşayabilir ile daha fazla örnek cümle →