Ana içeriğe geç
Sözlük
/
popülist

popülist

/po.py.list/
adj
TR → EN
↔ ters çevir
"popülist" kelimesinin İngilizcesi: populist, populist. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpopulistadj
Genelpopulistnoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)popülisti
Yönelme (-e)popüliste
Bulunma (-de)popülistte
Çıkma (-den)popülistten
Tamlayan (-in)popülistin
Çoğul (-ler)popülistler

Tanım

•Halkın yararı için uğraşan kimse

Diğer Dillerde

populist (male or of unspecified sex) (usually in a negative sense, one who opportunistically takes advantage of current popular opinions or emotions)
çekim: çoğul Populisten · tamlayan Populisten
aile: Linkspopulist, Populistin, populistisch, Rechtspopulist
Die erste Vision ist populistisch, die zweite elitär. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Fransızcapopuliste
populist
La première, du moins, est populiste, et la deuxième est élitiste. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Rusçaнаро́дник, наро́дница, наро́днический, попули́ст, попули́стка, попули́стский
Первый можно назвать популистским, второй - элитарным. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
πρόσωπο, συνήθως της δημόσιας ζωής, που κολακεύει το λαό και υιοθετεί απόψεις ευχάριστες αλλά όχι ωφέλιμες για το λαό, με σκοπό να κερδίσει την υποστήριξη και την εύνοιά του
eş: δημαγωγός
Η πρώτη, τουλάχιστον, είναι για τον πολύ κόσμο, ενώ η δεύτερη για τους ελίτ. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Korece대중주의자, 포퓰리스트
첫번째것은 포퓰리즘적이고 두번째 것은 엘리트적입니다. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Lehçepopulistka
forma żeńska: populista
Pierwsze przynajmniej jest popularne, drugie - elitarne. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Ukraynacaнаро́дниця, народо́вець, популі́ст, популі́стка, популі́стський
І сформульована ціль була підвищити підтримку народу щодо Афганського уряду. — Bahsedilen hedef Afganistan hükümeti için populist desteği arttırmaktı.
Hintçeजनवादी /d͡ʒən.ʋɑː.d̪iː/
populist
democrat · Democrat (a member, ally or MP of a Democratic Party in some country)
çekim: çoğul demokraatit · tamlayan demokraatin
köken: From French démocrate, ultimately formed from the same word that is the origin of demokratia.
aile: demokraattinen, kansandemokraatti, Kristillisdemokraatit, kristillisdemokraatti, ruotsidemokraatti, sosiaalidemokraatti
Ensimmäinen on populistinen, toinen elitistinen. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Çekçedemokrat, populista, populistický (eril) /ˈdɛmokrat/
democrat · Democrat
çekim: çoğul demokraté · tamlayan demokrata
Ta první je přinejmenším populistická, druhá elitářská. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
İbraniceפופוליסט, פופוליסטי
הראשונה היא לפחות פופוליסטית, והשניה היא אליטיסטית. — Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
Latinceplebicola (eril) /pɫeːˈbɪ.kɔ.ɫa/
populist (politician, judge etc.)
çekim: çoğul plēbicolae · tamlayan plēbicolae
köken: Etymology tree Latin plēbs Latin -cola Latin plēbicola From plēbs + -cola.
Dancapopulist
Taycaประชานิยม /pra˨˩.t͡ɕʰaː˧.ni˦˥.jom˧/
populist (of, relating to, or characteristic of populism or its adherents).
köken: From Sanskrit प्रजा (prajā, “people”) + नियम (niyama, “precept; principle; theory; etc.”).
Ermeniceպոպուլիստ /popuˈlist/
populist
çekim: çoğul պոպուլիստներ
köken: From Russian попули́ст (populíst).
aile: պոպուլիստական
Esperantopopolisto
Belarusçaпапулі́ст, папулі́стка, папулі́сцкі

Etimoloji

From French populiste.

Örnek Cümleler

Popülistler kazandı.
The populists won.
Hareket dini ve popülisttir.
The movement is religious and populist.
Birincisi, en azından popülist, ikincisi ise elitist.
The first at least is populist, and the second is elitist.
MÖ 50'li yıllarda, Cicero popülist Milo'yu Clodius'a karşı destekledi.
During the 50s BC Cicero supported Milo, who at the time was Clodius' chief opponent.
Popülist siyaset, babası olan son lider Andreas Papandreu'nun kozuydu.
Populist politics were the stock-in-trade of his father, the late Andreas Papandreou.
Bahsedilen hedef Afganistan hükümeti için populist desteği arttırmaktı.
And the stated goal was to increase popular support for the Afghan government.
Parti ise kendisini merkez sağ ve popülist bir parti olarak tanımlamaktadır.
In its party program, the party identifies itself as progressive and leftist.
Şimdi diğer siyasetçiler de daha spontane, popülist bir tavır takınmaya başladılar.
Now other politicians are adopting a more spontaneous, populist manner.
Bogoljub Kariç'in siyasi partisi popülist söylemiyle destek kazandı. [Getty Images]
Bogoljub Karic's political party has won support with its populist rhetoric. [Getty Images]
Jakobenler başlangıçta ılımlı cumhuriyetçilerdi ve Cordelierler radikal popülistti.
The Jacobins were initially moderate republicans and the Cordeliers were radical populist.
Lider, yeni PASOK'un "popülist, radikal ve vatansever" olması gerektiğini de ekledi.
The new PASOK should be "populist, radical and patriotic", he added.
CHP kendisini onarıcı popülist bir güç olarak sunmaya çalıştı. [Amy Schlegel/SETimes]
CHP has tried to paint itself as a restorative populist force. [Amy Schlegel/SETimes]
popülist ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod