Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kelep

kelep

TR → EN

Görsel

kelepçeli genç kadın polis memurları tarafından sokakta gözaltına alınırkenNeon Işıklı Fantastik Kirpi: Dijital Sanat Kelepçesinde Gizemli Bir Yaratık

Tanım

•isim, ağızlardan: Büyük iplik çilesi
•Bağlam, demet

Diğer Dillerde

Rusçaбобина ниток, связка (dişil) /ˈsvʲaskə/
binding, tying together · bunch, sheaf, bundle · rope team (group of people moving one after the other, as in the mountains, connected together by a safety line)
çekim: çoğul свя́зки · tamlayan свя́зки
eş: связывание, пучок, вязанка, копула
köken: связа́ть (svjazátʹ, “to tie”) + -ка (-ka)
Я только мешаю тебе. — Sana kelepçe oldum.
Парня в горы тяни — рискни! Не бросай одного его — Пусть он в связке в одной с тобой — Там поймёшь, кто такой.

Örnek Cümleler

Tom kelepçeli.
Tom is handcuffed.
Bu bir kelepir.
It's a steal.
Sami kelepçeli.
Sami is handcuffed.
Bu ürün kelepir.
This product is a bargain.
Tom kelepçeliydi.
Tom was handcuffed.
Ona kelepçe takın.
Put handcuffs on him.
Bir kelepir aldım.
I got a bargain.
Sami kelepçelendi.
Sami was handcuffed.
Ellerim kelepçeli.
Using Handchimes.
Ona kelepçe taktım.
I put handcuffs on him.
Onlar kelepçeliler.
They're handcuffed.
Onu kelepçelediler.
They handcuffed him.
kelep ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod