Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kıkırdak

kıkırdak

TR → EN
"kıkırdak" kelimesinin İngilizcesi: cartilage. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcartilage

Tanım

•kakırdık
•kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu
•kıkır kıkır gülen kişi ya da böylesi bir ruh durumu
•sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça
•Kemiklerin bağlantı yerlerinde bulunan, katı, esnek ve saydam doku
•Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça

Diğer Dillerde

Almancaknorpel (eril) /ˈknɔʁpl̩/
cartilage
çekim: çoğul Knorpeln · tamlayan Knorpels
köken: From Middle High German knorpel- (“cartilage.”). Cognate with Hunsrik Knorvel, Dutch knobbel, Low German knusperknaken (“cartilaginous bone”).
Es wir hier mit Knorpel bepflanzt. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Fransızcacartilage (eril) /kaʁ.ti.laʒ/
cartilage
köken: Borrowed from Latin cartilāgō.
Elle est en train d'être ensemencée avec du cartilage. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
İspanyolcacartilágine, cartílago, ternilla (eril) /kaɾˈtilaɡo/
cartilage (dense connective tissue)
çekim: çoğul cartílagos
eş: ternilla
köken: Borrowed from Latin cartilāgō.
Primero se cubre con cartílago. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
İtalyancacartilagine (dişil) /kar.tiˈla.d͡ʒi.ne/
cartilage, gristle
çekim: çoğul cartilagini
aile: cartilagineo, cartilaginoso
Lo stanno disseminando con cartilagine. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Rusçaанат. хрящ
Вот хрящ покрывается клетками. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Arapçaغُضْرُوف
و هي الان تزرع بالمادة الغضروفية — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Farsçaغُضروف, کُرجَن
Azericeqığırdaq
cartilage, gristle
çekim: çoğul qığırdaqlar · tamlayan qığırdağın
köken: Cognate with Turkish kıkırdak, Salar xığırdaq.
Kazakçaшеміршек, шеміршек ұлпасы
cartilage
Özbekçekemirchak, togʻay
Tatarcaкимерчәк
Felemenkçekraakbeen (nötr)
cartilage · a piece of gristle
çekim: çoğul kraakbeenderen
köken: From kraken (“to crack”) + been (“bone”).
aile: kraakbeenfistel, kraakbeenkapsel, kraakbeenlijm, kraakbeensnede, kraakbeenvis, kraakbeenvlies, kraakbenig, bekerkraakbeen, hoefkraakbeen, netkraakbeen
Nu wordt hij bezaaid met kraakbeen. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Portekizcecartilagem (dişil) /kaʁ.t͡ʃiˈla.ʒẽj̃/
cartilage (elastic and resistant tissue that is found at the ends of bones and can make up the skeleton of certain animals)
çekim: çoğul cartilagens
köken: Learned borrowing from Latin cartilāgine-.
Está a ser semeado com cartilagem. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Yunancaχόνδρος (eril) /ˈxon.ðɾos/
cartilage, gristle, cartilaginous skeletal material · groats
çekim: çoğul χόνδροι · tamlayan χόνδρου
köken: Borrowed from Ancient Greek χόνδρος (khóndros, “groat, cartilage”).
4 Κουίντος Κούρτιος Ρούφος, iv. — Kıkırdak kalus oluşumu iv.
Japonca軟骨 /nã̠ŋko̞t͡sɨ/
cartilage
ガラクタでできている。 — Kıkırdaktan yapılmıştır.
Korece연골 /ˈjɘ(ː)nɡo̞ɭ/
cartilage (dense connective tissue)
köken: Sino-Korean word from 軟骨 (“cartilage”)
지금 연골 조직세포를 도포하고 있는 모습이고요. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
İsveççebrosk (nötr)
cartilage, gristle
çekim: çoğul brosks · tamlayan brosks
köken: From Old Swedish brusk, from Old Norse brjósk (“gristle, cartilage”), from Proto-Germanic *breuską, *breutską, from Proto-Indo-European *bʰrews- (“to swell, break forth, sprout”). Cognate with Danish brusk, Icelandic brjósk.
aile: revbensbrosk
Det blir nu sått med brosk. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
billigt kött med en massa brosk
Lehçechrząstka (dişil) /ˈxʂɔw̃st.ka/
elastyczna tkanka stanowiąca część wielu narządów, np. nosa, krtani, stawów itp.
çekim: çoğul chrząstki · tamlayan chrząstki
eş: tkanka chrzęstna
köken: Etymology tree Old Polish chrzęścić Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Old Polish chrąska Polish chrząstka Inherited from Old Polish chrąska. By surface analysis, chrzęścić + -ka.
Tutaj jest pokrywane tkanką chrzęstną. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Hintçeउपास्थि, कार्टिलेज
Fincerusto, rustokudos /ˈrusto/
cartilage (tough connective tissue) · cartilaginous · gristle (cartilage, when present in meat)
çekim: çoğul rustot · tamlayan ruston
köken: Unknown. Possibly related to Veps rustkane.
aile: rustikka, rustoinen, rustokas, rustokki, rustottua, rustoutua, kannurusto, kilpirusto, kylkirusto, nenärusto
Siihen laitetaan rustoa. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
rustokala
Çekçechrupavka (dişil) /ˈxrupafka/
cartilage
çekim: çoğul chrupavky · tamlayan chrupavky
köken: From chrupavý + -ka.
aile: chrupavčitý
Dušan, Štěpán Uroš IV. — Kıkırdak kalus oluşumu iv.
Rumencecartilaj (nötr) /kartiˈlaʒ/
cartilage
çekim: çoğul cartilaje · tamlayan cartilajului
köken: Borrowed from French cartilage.
Despre ridicol. — Kıkırdaktan yapılmıştır.
Macarcaporc /ˈport͡s/
gristle · cartilage
çekim: çoğul porcok
köken: Back-formation from porcogó (“cartilage”). Created during the Hungarian language reform, which took place in the 18th–19th centuries.
aile: porcos, gyűrűporc, kannaporc, pajzsporc, porckorong → porckorongsérv, porcleválás, porcszövet
Akár három különböző hasnyálmirigyük is előfordulhat. — Üç farklı kıkırdak tipi bulunur.
İbraniceסְחוּס
זה המתקן דמוי התנור; — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Latincecartilāgō
Dancabrusk /brusk/
cartilage, gristle
çekim: çoğul bruske · tamlayan brusks
köken: From Old Norse brjósk (“cartilage”).
Det bliver nu dækket med brusk. — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
Endonezcerawan, tulang rawan /ˈrawan/
affected, moved, touched · critical, crucial, serious, grave · problematic, vulnerable, fragile
çekim: karşılaştırma lebih rawan · üstünlük paling rawan
köken: From Malay rawan.
aile: berawan, kerawanan, merawan, merawankan, serawan, rawan bencana, rawan hati
Ini memiliki tulang rawan di sekitar itu dan membuat arti bahwa ia memiliki tulang rawan. — Çevresinde kıkırdak vardır ve gerçekten etrafında kıkırdak olması mantıklıdır.
Vietnamcasụn /sun˧˨ʔ/
cartilage
Bây giờ nó đang được cấy sụn — Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.

Deyimler

kulak kıkırdağı

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Kıkırdak kalus oluşumu iv.
Dance Improvisation, IV.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.
It's now being seeded with cartilage.
Bu yüzeyler kıkırdak ile kaplıdır.
These in turn, are covered with roofs.
En sık rastlanan kıkırdak tipidir.
This ridiculous-sounding case is typical.
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.
leaving just the cartilage.
Kulağın dış tarafı kıkırdaktan yapılmıştır.
The outer part of the ear is made of cartilage.
Bıngıldak bir kemik yapı değildir, kıkırdaktır.
The tree is not a walnut, being a laurel.
Büyüme kıkırdakları kapandığı an artık boyunuz uzayamaz.
Once the epiphyseal plates close, you can't grow any taller.
Menisküs bir kemik değildir. Bu bir kıkırdak, esnek, elastik bir dokudur.
The meniscus is not a bone. It is a cartilage, a flexible, elastic tissue.
Kıkırdaktan yapılmış bir kafatası ve iskelet yapıları var gibi görünüyor.
It appears to have a skull and skeletal structures made of cartilage.
Çevresinde kıkırdak vardır ve gerçekten etrafında kıkırdak olması mantıklıdır.
It has cartilage around it and it makes sense that it has cartilage.
Bu sebeple sertliğe ihtiyacı vardır, bundan dolayı etrafında kıkırdak bulunur.
So that's why it needs to have some rigidity-- so that's why it has cartilage around it.
kıkırdak ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelcartilage
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod