Ana içeriğe geç
Sözlük
/
güneyli

güneyli

C2 seviye
TR → EN
"güneyli" kelimesinin İngilizcesi: meridional, southerner. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelmeridional
Genelsoutherner

Tanım

•Çanakkale ili Gelibolu ilçesine bağlı bir köy.
•güney bölgelerinden olan, cenuplu
•Mardin ili Merkez ilçesine bağlı bir köy.
•Mersin ili Erdemli ilçesine bağlı bir köy.
•Sivas ili Suşehri ilçesine bağlı bir köy.
•Türkiye'nin güney illerinden olan
•Güney bölgelerinden olan kimse veya topluluk
•Türkiye'nin güneyinde bulunan illerinden olan kimse

Diğer Dillerde

AlmancaBewohner des Südens, Bewohnerin des Südens, Südländer, Südländerin, Südstaatler, Südstaatlerin (eril) /ˈzyːtˌlɛndɐ/
southerner
çekim: çoğul Südländern · tamlayan Südländers
köken: From Südland (“southland”) + -er (inhabitant suffix).
In Boston war ich aus dem Süden. — Boston'da ben güneyliydim.
Fransızcahabitant du sud, habitante du sud, sudiste /sy.dist/
southern
çekim: çoğul sudistes
köken: From sud + -iste.
À Boston, je venais du sud. — Boston'da ben güneyliydim.
İspanyolcasureña, sureño (dişil) /suˈɾeɲa/
female equivalent of sureño
çekim: çoğul sureñas
Por supuesto que esto era un privilegio de los ricos. — Bu güneyli bir zenginin hitap şekli olamazdı.
İtalyancameridionale /me.ri.djoˈna.le/
south; southern, meridional, southerly
çekim: çoğul meridionali
zıt: settentrionale
köken: Borrowed from Latin merīdiōnālis. Cf. also the older Italian meriggionale.
A Boston ero del sud. — Boston'da ben güneyliydim.
Rusçaюжанин (eril) /jʊˈʐanʲɪn/
southerner
çekim: çoğul южа́не · tamlayan южа́нина
zıt: северя́нин
köken: юг (jug, “south”) + -а́нин (-ánin).
Тёплые ветра южного направления формируются эффектом фёна. — Güneyli rüzgârlarsa ısıtıcı etki yaparlar.
Portekizcesulista /suˈlis.tɐ/
southern (of or relating to a southern region)
çekim: çoğul sulistas
eş: sul-brasileiro
köken: From sul + -ista.
Em Boston fui um Sulista! — Boston'da ben güneyliydim.
Japonca南国人
シカゴではフランス系カナダ人 — Boston'da ben güneyliydim.
İsveççesydbo, sydstatsbo
southerner (resident of any southern area) · Southerner (resident of the Southern United States)
çekim: çoğul sydbor · tamlayan sydbos
köken: From syd (“south”) + -bo (“resident”).
Den snarlika Sambar säljs fortfarande i Japan. — Bu "Güneyli Barbar" tatlıları halen Japonya'da satıştadır.
– Vi väntar på det officiella resultatet, men vi kommer att fira [...] i kväll, sade sydbon Ayen Deng.
Sydjemenitiska vicepresidenten anklagar [...] Saleh för att ignorera sydbornas behov.
20 miljoner sydbor riskerar att drabbas av den kraftiga stormen och varningar har utfärdats över delar av Alabama och Georgia.
Lehçemeridionalny, osoba z Południa, południkowy, południowiec, południowy
związany z południkami, dotyczący południków
Ktoś z południa może mówić inaczej niż ten z północy. — Güneyli biri, Kuzeyli birinden farklı konuşabilir.
Finceeteläinen, etelämaalainen, etelän asukas, pituuspirin suuntainen, pohjois–etelä-suuntainen /ˈetelæi̯nen/
southern, southerly
çekim: karşılaştırma eteläisempi · üstünlük eteläisin
zıt: pohjoinen
köken: etelä (“south”) + -inen
Salolainen valittiin vuonna 2014 Vuoden tekstiilitaiteilijaksi. — Allison, 2014'te Güneyli Yazarlar Cemiyeti’ne seçilmiştir.
Çekçejižan, jižanka (eril) /ˈjɪʒan/
southerner (someone from the south of a region)
çekim: çoğul jižané · tamlayan jižana
zıt: seveřan
köken: From jih (“south”) + -an.
Ukázala jim knihu o tom jižanském životě, který opustili. — Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.
Rumencede meridian, meridional /me.ri.di.(j)oˈnal/
southern, meridional
zıt: nordic, septentrional, boreal
köken: Borrowed from French méridional, Latin merīdiōnālis.
Uniunii Scriitorilor. — Güneyli Yazarların Yoldaşlığı.
Latincemerīdiōnālis
Bulgarcaюжняк (eril) /jo̟ʒˈnʲa̟k/
male southerner · souther (southern wind)
çekim: çoğul южня́ци
zıt: северня́к
köken: From юг (jug, “south”) + -няк (-njak).
Хората от юг говорят различно от северняците. — Bir güneyli, kuzeyliden daha farklı konuşur.
Katalancahabitant del sud, meridional /mə.ɾi.ði.oˈnal/
southern
çekim: çoğul meridionals
köken: Borrowed from Latin merīdiōnālis.
Galcedeheuwr, deheuwraig
İrlandacadeisceartach
southern, austral
çekim: karşılaştırma deisceartaí · üstünlük is deisceartaí
zıt: tuaisceartach
köken: From deisceart + -ach.
aile: dobhrán mara deisceartach, rón eilifintiúil deisceartach, smutrón deisceartach
Ermeniceհարավցի
Gürcüceსამხრეთელი /sämχɾe̞tʰe̞li/
southerner
çekim: çoğul სამხრეთელები · tamlayan სამხრეთელის
köken: From სამხრეთი (samxreti, “south”) + -ელი (-eli).
Esperantosudano, sudisto, Sudisto, sudlandano, sudulo /suˈdano/
southerner
çekim: çoğul sudanoj
zıt: nordano
köken: Etymology tree Esperanto sudo Proto-Indo-European *-nós Proto-Italic *-nos Latin -nus Latin -ānusder. Esperanto -ano Esperanto sudano From sudo (“south”) + -ano (“inhabitant”).
Mi estas sudano kaj okcidentano: mi loĝas en la sudokcidenta parto de Siberio.
Belarusçaпаўднёвік

Örnek Cümleler

O güneylidir.
He comes from the south.
O, Güneyli olmalı.
He must be from the South.
Boston'da ben güneyliydim.
In Boston I was Southern.
Tom güneyli aksanına sahip.
Tom has a southern accent.
Güneyli Yazarların Yoldaşlığı.
The Fellowship of Southern Writers.
Güneyli saldırısını durduramadılar.
They could not stop the southern attack.
Güneylilerin yumuşak karakteriyle konuştu.
He spoke with a softness characteristic of southerners.
Diğer yükselen kavim ise güneyli Babil'dir.
The vital statistics below include South Sudan.
Bir güneyli, kuzeyliden daha farklı konuşur.
A southerner speaks different than a northerner.
İsyan güneyli vatandaşlar tarafından yürütüldü.
The revolt was led by the southern citizenry.
Güneyli biri, Kuzeyli birinden farklı konuşabilir.
Someone from the south might speak differently than someone from the north.
Konfederasyon bayrağı güneyli değerlerin bir sembolü.
The confederate flag is a symbol of southern heritage.
güneyli ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod