flört etmek
verb
TR → EN
Çekim Tablosu
Geniş zamanflört edemem
Şimdiki zamanflört edebiliyor
Gelecek zamanflört edecek
Geçmiş zamanflört edemedi
Şartflört edemese
Gereklilikflört edememeli
Emirflört edeme
Tanım
•karşı cinsten biriyle duygusal ilişki kurmak, çıkmak
•Karşı cinsten biriyle duygusal ilişki kurmak
Etimoloji
İngilizce
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Onunla flört etmek.
To flirt with her.
Benimle flört etmek ister misin?
Would you like to go out with me?
Flört etmek çok stresli olabilir.
Dating can be very stressful.
Ben flört etmekle ilgilenmiyorum.
I'm not interested in dating.
Sanırım Tom flört etmek için çok genç.
I think Tom is too young to be dating.
Rahatla. Flört etmek eğlenceli olmalı.
Relax. Dating is supposed to be fun.
Sami, Leyla'yla flört etmek istiyordu.
Sami wanted to date Layla.
Tom'la flört etmek böyle iyi bir fikir değildi.
Dating Tom wasn't such a good idea.
Kızlar benimle flört etmek isterse elimde değil.
I can't help it if girls want to flirt with me.
Tom ve Mary birbirleriyle flört etmekten vazgeçtiler.
Tom and Mary decided to quit dating each other.
Kafeteryada çalışan çocukla flört etmekle meşgul sanırım.
She must be busy dating that guy who works in the cafeteria.
Çok daha genç bir kızla flört etmek onun için bir sorun değildi.
Dating a much younger girl wasn't a problem for him.