Ana içeriğe geç
Sözlük
/
el koyma

el koyma

Tanım

haciz
Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla ve hile ile alma
Bir yolsuzluğu ortaya çıkarma, inceleme

Örnek Cümleler

Duruma el koymalıyız.
We have to water down the situation.
Bıçağına el koymak zorunda kalacağım.
I'll have to confiscate your knife.
Perşembe yakın; tavsiye, kalp el koymak:
Thursday is near; lay hand on heart, advise:
"zenginlik dağıtmak", "kazanca el koymak"
"redistributing wealth" versus "confiscating earnings."
Bilgisayarýma el koymalarýndan korkuyordum.
I was so scared of having my computer seized.
Zamansız ölümü bazı aşağılık olarak el koyma:
By some vile forfeit of untimely death:
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.
The company was providing services for large corporations only.
Bu yaptırım değil, el koymakla ilgili bir tedbirdir.
This is about a measure of confiscation and not sanction.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.
The White House forced the Swedish government to intervene.
Bizimle onların arasında bir engel koyman için sana bir vergi ödeyebilir miyiz?"
May we pay you some tribute so that you could build a rampart between us and them?"
Ölçü ve tartıda dürüst davranın. İnsanların eşyasına el koymaya tenezzül etmeyin.
And We sent Shuaib to Madyan from their community; he said, “O my people!
Kızılderili El Koyma Kanunu tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.
The Indian Appropriation Act makes all Indians wards of the federal government.
el koyma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod