Ana içeriğe geç
Sözlük

el koyma ile cümle

el koyma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bıçağına el koymak zorunda kalacağım.I'll have to confiscate your knife.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.The company was providing services for large corporations only.
Bilgisayarýma el koymalarýndan korkuyordum.I was so scared of having my computer seized.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.The White House forced the Swedish government to intervene.
Duruma el koymalıyız.We have to water down the situation.
"zenginlik dağıtmak", "kazanca el koymak""redistributing wealth" versus "confiscating earnings."
Zamansız ölümü bazı aşağılık olarak el koyma:By some vile forfeit of untimely death:
Perşembe yakın; tavsiye, kalp el koymak:Thursday is near; lay hand on heart, advise:
Kızılderili El Koyma Kanunu tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.The Indian Appropriation Act makes all Indians wards of the federal government.
Ölçü ve tartıda dürüst davranın. İnsanların eşyasına el koymaya tenezzül etmeyin.And We sent Shuaib to Madyan from their community; he said, “O my people!
"Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o (şahsa el koymak) onun cezasıdır.They said, “His punishment, if it is found in his bag: he will belong to you.
Kişi, malvarlığını meşru yollardan elde etmemişse, devlet bunun tamamına el koyma hakkına sahiptir.If property is acquired without justifiable [means], then the state can confiscate all this wealth.
Kosova polisine Belgrad tarafından çıkarılan plakalara el koyması söylendi. [Reuters]Kosovo police have been told to confiscate Belgrade-issued plates. [Reuters]
Bu yaptırım değil, el koymakla ilgili bir tedbirdir.This is about a measure of confiscation and not sanction.
Uluslararası güçler çok sayıda eşyaya incelemek üzere el koymalarına rağmen tutuklama yapılmadı.International forces carried off numerous items for further examination but made no arrests.
Rapora göre arama ve el koyma nedeni yatırım dolandırıcılığı şüphesiyle ilgiliydi.[1]According to the report, the search and seizure is related to suspicion of investment fraud.[13]
Eylül 1525'te meclis, kilise hazinesinin kalanlarına da el koymayı kararlaştırdı.Im September 1525 beschloss der Rat daraufhin, auch die restlichen Kirchenschätze einzuziehen.
Herakles onun krallığına el koymaz ama bir gün kendi soyundan birinin oraya gideceğini söyler.Tom zieht nicht ahnend, wer Gacy ist, eines Tages bei ihm ein.
1967'deki savaşın ardından yine malvarlıklarına el koymalar gerçekleşti.Après la guerre de 1967, de nouvelles confiscations sont effectuées.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.Ce gouvernement encourage les grandes exploitations.
22 Şubat 1962 günü Albay Talat Aydemir'in başında bulunduğu cunta yönetime el koymaya kalkıştı.Le 22 février 1962, une tentative de coup d'État est menée par le colonel Talat Aydemir.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.El Partido Comunista decidió detener la situación antes de que fuera más lejos.
Daha sonra güce el koymak için üç kardeşinden de kurtulmuş ve babasını tahttan indirmiştir.У неё трое единокровных (по отцу) братьев и сестёр и родной младший брат.
TYT Bank el koymasıyla birlikte TMSF el koydu.Вместе с Гамбитом он боролся против Руки.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.تقديم الدعم للشركات الوطنية الكبرى.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.O Partido Comunista decidiu deter a situação, antes que fossem mais longe.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.De regering wil dat de corporaties veel investeren.
Nazi rejiminin yönetime el koymasından sonra, Busch SA tarafından tutuklanacaktı.Na de machtsovername door de nazi's probeerde de SA Busch te arresteren.
Feodal asillerin muhalefetini ezerek, topraklarına ve mallarına el koymayı planlar.Pozostawia Novalee w spadku swoją ziemię, ubezpieczenie i kapitał.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.Opowiadał się za decentralizacją wielkich korporacji.
Eylül 1525'te meclis, kilise hazinesinin kalanlarına da el koymayı kararlaştırdı.În septembrie 1572 Anna a decis să conteste hotărârea Curții Imperiale pentru drepturile sale financiare.
Lepidus Sicilya'da iktidara el koymak ve isyan çıkarmaya girişmekle suçlandı ve sürgüne yollandı.Lepidus blev dømt for oprør på Sicilien og blev tvunget i eksil.
Bu hazırlıkları haber alan Osmanlı merkezi yönetimi olaya el koymaya karar verdi.Disse klagene gikk til Direktoratet for naturforvaltning for endelig avgjørelse.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.Lalu Partai Komunis memutuskan untuk menghentikan situasi itu sebelum berkembang lebih jauh.
Fakat çok geçmeden askerin olaya el koymasıyla olaylar daha da fazla büyümeden bastırılmış oldu.不過,在一些士兵傷到自己後,更多的試驗不再被鼓勵。
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.이런 상황에서 기업들은 기업 관리를 중요시하게 되었다.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.Z zaroko bi morali pohiteti, preden bo škandal še večji.
1871: Kızılderili El Koyma Kanunu tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.1871: de Indian Appropriation Act maakt alle indianen tot beschermelingen van de federale overheid.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.- a causa della pirateria nel 2005. - La Casa Bianca ha costretto il governo svedese a intervenire.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.A Fehér Ház közbelépésre szólította fel a svéd kormányt
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Biały dom zmusił szwedzkie władze do interwencji w tej sprawie.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Bílý dům donutil švédskou vládu, aby zakročila.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Casa Albă a forţat guvernul suedez să intervină.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Das Weiße Haus zwingt die Schwedische Regierung einzugreifen.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Det Hvide Hus har tvunget den Svenske regering til at gribe ind.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Het Witte Huis heeft de Zweedse regering gedwongen in te grijpen.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı. İsveç otoritelerini takdir ediyoruz.Gedung putih menekan pemerintah swedia untuk melakukan intervensi. kami menghargai pemerintahan swedia.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.백악관은 스웨덴 정부에게 문제 해결을 촉구하였습니다.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.La Casa Blanca forzó al gobierno Sueco a intervenir.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.La Maison Blanche a obligé le gouvernement Suédois à intervenir
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Nhà Trắng buộc chính phủ Thụy Điển can thiệp.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Nhà Trắng đã buộc chính phủ Thụy Điển phải can thiệp.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Valkoinen talo pakotti Ruotsin hallituksen puuttumaan.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Белият дом принуди Шведското правителство да се намеси.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.Белый дом вынужден Шведское правительство вмешаться.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı..הבית הלבן כפה על הממשלה השוודית להתערב
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.أجبر (البيت الأبيض) الحكومة السويدية على التدخل
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.スウェーデン政府の 協力に感謝する
Bilgisayarýma el koymalarýndan korkuyordum.Avevo il terrore che mi sequestrassero il computer.
Bilgisayarýma el koymalarýndan korkuyordum.Estaba muy asustada de que revisaran mi computadora.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
el koyma ile cümle - el koyma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App