duraksama
TR → EN
"duraksama" kelimesinin İngilizcesi: indetermination. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelindetermination
Tanım
•isim: Duraksamak işi; tereddüt
Diğer Dillerde
Fincepäämäärättömyys, päättämättömyys /ˈpæːtːæmætːømyːs/
indecision, indecisiveness, irresoluteness
çekim: çoğul päättämättömyydet · tamlayan päättämättömyyden
köken: päättämätön + -yys
Ensimmäisenä päivänä, menin ravintolaan, ja tilasin vihreää teetä sokerilla. — Bir anlık duraksamanın ardından, Garson
Ermeniceանվճռականություն /ɑnvət͡ʃrɑkɑnuˈtʰjun/
indetermination, irresolution, uncertainty
çekim: çoğul անվճռականություններ
köken: անվճռական (anvčṙakan) + -ություն (-utʻyun)
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Ben duraksamadım.
It did not let up.
Düşman bir an bile duraksamadı.
The enemy didn't break a sweat doing it.
Mary duraksamadan buz gibi suya atladı.
Mary jumped into the icy water without hesitation.
Bir anlık duraksamanın ardından, Garson
After a pause, the waiter said,
Tom teklifi hiç duraksamadan kabul etti.
Tom accepted the offer without hesitation.
Tom öneriyi hiç duraksamadan kabul etti.
Tom accepted the offer without hesitation.
♪ Gecenin çağrılması ♪ ♪ Işığın duraksaması ♪
♪ Calling night ♪ ♪ Hovering light ♪
Ayrıca sessiz harflerde bir duraksama yaptırır.
It is also difficult to pick up on humor in written form.
Yanındakiler, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.
Those near Him are not too proud to worship Him, nor do they waver.
Gerçek dövüşte, duraksamanın çok tehlikeli bir şey olduğunu unutmamalısın.
In real combat, you must not forget that hesitation is a very dangerous thing.
Kısa bir duraksamadan sonra Takaki kendi kendine gülümser ve yürümeye devam eder.
After some time, Irma opens the truck windows and smiles to herself.