Tom derme çatma bir evde yaşıyor.
Tom lives in a hovel.
Derme çatma bir sığınağa benziyor.
It's like a makeshift shelter or something.
Sami derme çatma bir barınakta yaşıyordu.
Sami lived in a makeshift shelter.
Sami, Kahire'de derme çatma bir klinik kurdu.
Sami set up a makeshift clinic in Cairo.
Daha ziyade derme çatma bir kulübe olmuştu bitirdiğimde.
Well it looked like a little shanty shed when I'd finished.
(Onlar) Şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur.
They will be one more army vanquished among the many routed hordes.
Doğrusu, onların ahiret hakkındaki bilgileri derme-çatmadır.
Still less do they comprehend the life to come.
Anne, derme çatma çadırdan evinde yorgun ve bitkin görünüyor.
The mother looks tired and worn in her makeshift tent home.
Başka bir deyişle, derme çatma kalsın ve çok fazla mükemmel olmasın.
In other words, keep it rough, and don't perfect it too much.
Kütüphane Dermesi Dewey Ondalık Sınıflandırma Sistemine göre düzenlenmiştir.
The Library Service utilizes the Dewey Decimal Classification System.
Burada derme çatma bir yatak, battaniye... ...ve boş yemek kutularını görüyorsunuz.
Here you can see their makeshift bed, blanket and empty tins of food.
Sadece derme çatma bir cami ve gönüllü doktorların kullandığı bir çadıra dokunulmadı.
Only a makeshift mosque and a tent used by volunteer doctors were left intact.
derme ile daha fazla örnek cümle →