dağıtan
C2 seviye
TR → EN
"dağıtan" kelimesinin İngilizcesi: distributive, divisive. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldistributive
Geneldivisive
Görsel

Diğer Dillerde
auf mehrere, meistens viele Ziele verteilend, etwas verbreitend
Napoleon, der die Macht über das Militär hatte, hatte die Legislative aufgelöst. — Napoleon meclisi dağıtan ordunun başında olan kişi.
Fransızcaclivant, distributif /kli.vɑ̃/
present participle of cliver
L'Académie attribue également des récompenses. — Akademi Ödüllerini dağıtan kurumdur.
İspanyolcadistributivo, divisivo /distɾibuˈtibo/
distributive
aile: justicia distributiva
Kajima: Enseña al jugador a usar armas de fuego. — Pasör: Smaçörlere top dağıtan oyuncudur.
Rusçaдистрибуцио́нный, раскольнический
относящийся к раскольнику, раскольникам, принадлежащий, свойственный им
Наполеон во главе военных, которые ликвидировали законодательную власть. — Napoleon meclisi dağıtan ordunun başında olan kişi.
Yunancaδιανεμητικός
relating to distribution, distributive
Πως εμπιστεύεσαι κάποιον που μοιράζει καραμέλες Ginseng ως μέσο διαφήμισης; — İş yapmak için ginseng tatlısı dağıtan birisine nasıl güvenebilirsin ki?
Japonca分割的な
担当をした。 そのことにより、ナポレオンと、彼とともに画策した — Napoleon meclisi dağıtan ordunun başında olan kişi.
Lehçedzielący, rozdzielający, rozdzielny /rɔzˈd͡ʑɛl.nɘ/
separate, unconnected
köken: Etymology tree Proto-Slavic *orz- Old Polish roz- Polish roz- Proto-Indo-European *dʰayl-der. Proto-Balto-Slavic *dailas Proto-Slavic *dělъ Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *děliti Polish dzielić Polish rozdzielić Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Polish -ny Polish…
aile: rozdzielność
Jak możesz ufać, <br />komuś kto nas reklamuje cukierkami? — İş yapmak için ginseng tatlısı dağıtan birisine nasıl güvenebilirsin ki?
Fincedistributiivinen, erimielisyyttä aiheuttava, erottava, hajottava, jako-, mielipiteitä jakava /ˈdistributiːʋinen/
distributive
köken: Internationalism (see English distributive). Adapted with the adjectival suffix + -inen.
Akatemia jakaa useita palkintoja. — Akademi Ödüllerini dağıtan kurumdur.
Çekçedistributivní, kontroverzní, rozdělující, rozvratný, spory vyvolávající /ˈdɪstrɪbutɪvɲiː/
distributive
První licituje rozdávající hráč. — Dağıtan oyuncu desteyi karar.
Macarcamegosztó /ˈmɛɡostoː/
present participle of megoszt
çekim: karşılaştırma megosztóbb · üstünlük legmegosztóbb
köken: megoszt (“to share; to divide”) + -ó (present-participle suffix)
Az egó nagy megmentője. Mert akkor valaki, valahogy értékesnek tart engem, vagy valami ilyesmi. — Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!
İbraniceדיסטריבוטיב, דיסטריבוטיבי
זהו ארגון אמריקאי שמפיץ את הטכנולוגיה הזו לבתי חולים עניים באזור. — Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.
Latincedistribūtīvus
Bulgarcaразделителен, разпределителен
Наполеон управлява войската, която е разпуснала законодателството. — Napoleon meclisi dağıtan ordunun başında olan kişi.
Katalancadistributiu
İzlandacadreifinn
Gürcüceწილობითი რიცხვითი სახელი
Tagalogcabahagihin
Makedoncaраздорен
Malayalamcaഭിന്നിപ്പിക്കുന്ന
Örnek Cümleler
Bizim dikkat dağıtan bir şeye ihtiyacımız var.
We need a distraction.
Napoleon meclisi dağıtan ordunun başında olan kişi.
Napoleon is in charge of the military that dissolved the legislature.
Onları dağıtan Sim'ler de gazeteye bir ilan verebilir.
Sims who are giving them away will also put an advertisement in the newspaper.
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!
Isn't it? One of the great distractions can be a relationship!
İş yapmak için ginseng tatlısı dağıtan birisine nasıl güvenebilirsin ki?
How can you trust a person who gives out ginseng candy as a way to advertise?
Yazı dökümhanesi, yazı tiplerini tasarlayan veya dağıtan bir şirkettir .
A type foundry is a company that designs or distributes typefaces.
‹‹Otlağımın koyunlarını yok edip dağıtan çobanların vay başına!›› diyor RAB.
Woe to the shepherds who destroy and scatter the sheep of my pasture! says Yahweh.
Yalanladı Semud ve Âd, insanların başına kopan, akıllarını dağıtan kıyameti.
The Thamud and 'Ad denied the consequential calamity.
İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,
And those who distribute (it) by command,
Araçlarıyla yolda ilerlerken dini broşürler dağıtan bisikletli iki çocuğa rastlarlar.
They drive past two young boys on bicycles who are distributing religious tracts.
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?
We fill our head with distraction, with busyness, so that we don't have to ask, am I well?
Anlaşmaya göre, 10.000 ABD dolarından fazla ödül dağıtan turnuvalarda Blizzard'tan izin alınmalıdır.
Blizzard requires authorization for tournaments with more than $10,000 USD in prizes.