dağıtan ile cümle

dağıtan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bizim dikkat dağıtan bir şeye ihtiyacımız var.We need a distraction.
Anlaşmaya göre, 10.000 ABD dolarından fazla ödül dağıtan turnuvalarda Blizzard'tan izin alınmalıdır.Blizzard requires authorization for tournaments with more than $10,000 USD in prizes.
Napoleon meclisi dağıtan ordunun başında olan kişi.Napoleon is in charge of the military that dissolved the legislature.
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!Isn't it? One of the great distractions can be a relationship!
Kafalarımızı dikkatimizi dağıtan meşguliyetlerle dolduruyoruz ki; İyi miyim? Mutlu muyum?We fill our head with distraction, with busyness, so that we don't have to ask, am I well?
İş yapmak için ginseng tatlısı dağıtan birisine nasıl güvenebilirsin ki?How can you trust a person who gives out ginseng candy as a way to advertise?
‹‹Otlağımın koyunlarını yok edip dağıtan çobanların vay başına!›› diyor RAB.Woe to the shepherds who destroy and scatter the sheep of my pasture! says Yahweh.
İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,And those who distribute (it) by command,
Yalanladı Semud ve Âd, insanların başına kopan, akıllarını dağıtan kıyameti.The Thamud and 'Ad denied the consequential calamity.
Araçlarıyla yolda ilerlerken dini broşürler dağıtan bisikletli iki çocuğa rastlarlar.They drive past two young boys on bicycles who are distributing religious tracts.
Yazı dökümhanesi, yazı tiplerini tasarlayan veya dağıtan bir şirkettir .A type foundry is a company that designs or distributes typefaces.
Onları dağıtan Sim'ler de gazeteye bir ilan verebilir.Sims who are giving them away will also put an advertisement in the newspaper.
Akademi Ödüllerini dağıtan kurumdur.L'Académie attribue également des récompenses.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Sorte de Robin des Bois japonais, il vole les riches pour distribuer aux pauvres.
Pasör: Smaçörlere top dağıtan oyuncudur.Kajima: Enseña al jugador a usar armas de fuego.
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.Gli imaret distribuivano cibo gratuito ai poveri.
Danimarka resmî listesinin oluşturucusudur ve satış sertifikalarını dağıtan kurumdur.تصميم توزيع غرف العربية ونوعية مادة تقسيمها.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Ele é um "Robin Hood ", que se supõe ter roubado dos ricos para dar aos pobres.
Dağıtan oyuncu aynı şekilde, kendi önüne de kapalı olarak 5 kartı yan yana dizer.Então a mão começa com os jogadores recebendo cinco cartas fechadas.
Reich, Bulut Dağıtan ile "Kozmik Orgon Mühendisliği" adını verdiği birçok deney yaptı.Reich przeprowadził wiele eksperymentów z cloudbusterem, nazywając badanie "Cosmic Orgone Engineering".
Araçlarıyla yolda ilerlerken dini broşürler dağıtan bisikletli iki çocuğa rastlarlar.På vägen stannar de och pratar med två pojkar som delar ut religiösa broschyrer.
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.Він першим впровадив практику роздачі бідним бесплатної їжі.
Her seferinde bir nane dağıtan ambalajları ile tanınırlar.Часто зустрічаються кишені з вміщувальних порід.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin Hood je archetyp anglického lidového hrdiny, který bohatým bere a chudým dává.
Dağıtan oyuncu desteyi karar.První licituje rozdávající hráč.
Eğer ilk üç oyuncu pas geçerse dağıtan kozu belirlemek zorundadır.Ha három ász hozzánk kerül azt egyből el kell passzolni.
Şerbet dağıtan kişiye bahşiş verilir.Palkinto myönnetään levittäjälle.
Akademi Ödüllerini dağıtan kurumdur.Akatemia jakaa useita palkintoja.
Her oyuncu sırayla oyuna başlayabilir, ilk başlayan kâğıtları dağıtan kişinin sağında oturandır.Σε κάθε διανομή πρώτος παίζει ο δεξιά αυτού που μοίρασε και μπορεί να παίξει οποιοδήποτε φύλλο.
Prusya meclisini dağıtan Bismarck Danimarka'ya savaş açtı.Næsten som forudset erklærede Bismarck Danmark krig.
Dağıtan oyuncu saatin ters yönünde ↺ {\displaystyle \circlearrowleft } kartları dağıtır.Opgaven med at dele kort ud går med uret rundt fra spil til spil.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin kjemper for de fattige med å stjele penger fra de rike og gi til de fattige.
Bir sonraki tur bir önceki tur dağıtanın solundaki oyuncu dağıtıcı olur.前のゲームにおけるディーラーの左隣の人が次のゲームのディーラーになる。
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.몰수한 빵들은 빈민들에게 무료로 나누어 주었다.
Yine 1990'larda içeriğini yılda 4 kez CD-ROM'larla dağıtan ilk dergi oldu.1999년 대한민국 최초로 40배속 CD-ROM을 개발.
Üç yüksek noktadaki su terazileri de kaledeki sarnıçtan su dağıtan sistemin birer parçasıdır.Четвърта група са останалите водоснабдителни системи в поречието на Струма.
Her oyuncu sırayla oyuna başlayabilir, ilk başlayan kâğıtları dağıtan kişinin sağında oturandır.To može napraviti bilo koji igrač u paru, tj. onaj koji se prvi riješi svojih karata.
Topu elde tutan grup, kapakları dağıtan grubu topla vurmaya çalışırlar.Zmaga moštvo, ki večkrat zabije plošček skozi vrata.
Tatum okulda dikkatini en çok dağıtan şeyin kızlar olduğunu söylemiştir.Tatum on öelnud, et kõige enam hajutasid tema tähelepanu koolis tüdrukud.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.C'est une fondation américaine qui distribue cette technologie aux hôpitaux pauvres de cette région.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.En amerikansk fond som distribuerer teknologi til fattige hospitaler i den region.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.É uma fundação americana que distribui essa tecnologia para hospitais pobres nas redondezas dessa região.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.È una fondazione americana che distribuisce quella tecnologia negli ospedali poveri della zona.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.이 단체는 이 지역의 가난한 병원에 그 런 기술 제품을 공급하는 단체에요.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.Nó được thành lập ở Mỹ chuyên phân phối công nghệ đó... đến các bệnh viện khó khăn trong vùng.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.To je americká nadace, která distribuuje tyto technologie chudým nemocnicím v tomto regionu.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.Πρόκειται για ένα αμερικάνικο ίδρυμα που διανέμει αυτή τεχνολογία σε φτωχά νοσοκομεία στην περιοχή.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.Това е американска фондация, която е дистрибутор на тази технология за бедни болници в този район.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.Эта американская организация занимается распространением таких технологий в бедных больницах в регионе.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.זהו ארגון אמריקאי שמפיץ את הטכנולוגיה הזו לבתי חולים עניים באזור.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.هذه مؤسسة أمريكية توزع التقنية للمستشفيات الفقيرة حول تلك المنطقة.
Bu, teknolojiyi o çevredeki fakir hastanelere dağıtan bir Amerikan kurumu.貧しい病院に広める 活動を行っています 私たちはまず「何をしましょうか? どんな問題を解決したいですか?」
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!Az egó nagy megmentője. Mert akkor valaki, valahogy értékesnek tart engem, vagy valami ilyesmi.
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!Is het niet? Eén van de grootste afleidingen kan een relatie zijn. dat is een grote redding voor het ego.
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!Není to tak? Jedno z velkých rozptýlení může být vztah!
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!N'est-ce pas ? Une des plus grandes distractions qui puisse être c'est une relation !
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!¿No es verdad? ¡Una de las más grandes distracciones puede ser una relación!
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!Nu-i așa? Una dintre cele mai mari distrageri poate fi : o nouă relație ?
Büyük ölçüde dikkat dağıtan şeylerden biri bir ilişki olabilir!Не так ли? Отношения для эго могут быть спасением, потому что они отвлекают.
İş yapmak için ginseng tatlısı dağıtan birisine nasıl güvenebilirsin ki?Come puoi fidarti di una persona che da caramelle al ginseng come modo per fare pubblicità?

İlgili Sayfalar