aracılık

C2 seviye
TR → EN

Tanım

•aracı olma durumu, vasıta, vasıtalık
•aracının yaptığı iş, tavassut
•Aracının gördüğü iş, anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi

Diğer Dillerde

Rusçaпосредничество (nötr) /pɐsˈrʲedʲnʲɪt͡ɕɪstvə/
mediation, intermediation, medium, agency
çekim: çoğul посре́дничества · tamlayan посре́дничества
köken: посре́дник (posrédnik) + -ество (-estvo)
сутенёрство. — Cinsel ilişkilere aracılık etmek
Felemenkçetussenkomst, bemiddeling
Tussen twee werelden. — İki dünya arasında aracılık yapar.

Örnek Cümleler

Elçilik (Aracılık)
Elçilik (Matchmaking)
O iki parti arasında aracılık yaptı.
He mediated between the two parties.
Lisanslama, aracılık, doğrudan satış vb.
licensing and intermediation and direct sales, etc.
Aynısı etki ve aracılık için geçerlidir.
And, as well, as of efficacy, agency.
Geleneklerde aracılıktan sonra nişan gelir.
Matchmaking follows engagement traditions.
Ve bunların bazıları aracılık etmek içindir.
And some of these are actually meant to mediate experiences.
1930'larda iki taraf arasında aracılık yaptı.
During the 1930s, he served as an intermediary between both sides.
Bizim için aracılık edecek bir şefaatçı var mı?
Do we have any one to intercede for us?
İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez.
None can intercede with Him except by His leave.
Bir diğer gelir stratejisi de aracılık ücretidir.
Another type of revenue strategy could be an intermediation fee.
İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir?
Who is he that shall intercede With Him except with His leave!
Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.
Interpreters mediate between different cultures.
aracılık ile daha fazla örnek cümle →