Ana içeriğe geç
Sözlük

aracılık ile cümle

aracılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
O iki parti arasında aracılık yaptı.He mediated between the two parties.
Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.Interpreters mediate between different cultures.
Böyle bir parçacık yerçekimi özellikleri ile bir kuvvete aracılık edebilir.Such a particle would mediate a force with the properties of gravity.
Bu reaksiyonlara T hücreleri, monositler ve makrofajlarca aracılık edilir.These reactions are mediated by T cells, monocytes, and macrophages.
Lisanslama, aracılık, doğrudan satış vb.licensing and intermediation and direct sales, etc.
Böyle yaparız, hatırlayın, içgüdüsel olarak, zahmetsizce. Dilimizin aracılık ettiği bir şey değil.We do so, remember, intuitively, effortlessly.
İşte bu, etkiyi harekete geçiren ya da buna aracılık yapan şeydir.So this is what's driving the effect, or mediating the effect.
Aynısı etki ve aracılık için geçerlidir.And, as well, as of efficacy, agency.
Web herşeyi bağlar. ve çok yakında birçok insan aktivitesine aracılık edecek.The Web links everything, and very soon it will mediate most human activity.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarThey appointed an officer who would mediate between the vendor and the purchaser.
Bir diğer gelir stratejisi de aracılık ücretidir.Another type of revenue strategy could be an intermediation fee.
Ve bunların bazıları aracılık etmek içindir.And some of these are actually meant to mediate experiences.
Bizim için aracılık edecek bir şefaatçı var mı?Do we have any one to intercede for us?
İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez.None can intercede with Him except by His leave.
Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez.None will have power to intercede for them except one who obtains a promise from Ar-Rahman.
İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir.Who is there that shall intercede with Him save by His leave?
İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez. Rabbiniz ALLAH budur, O'na kulluk edin.Intercessor there is none, save after His leave that then is God, your Lord; so serve Him.
İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir?Who is he that shall intercede With Him except with His leave!
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir?To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth.
BM özel temsilcisi Matthew Nimetz, isim anlaşmazlığı meselesinde aracılık ediyor. [Getty Images]UN envoy Matthew Nimetz is the mediator in the name dispute issue. [Getty Images]
Aracılık, çift evliliği kabul ettiğinde bile vazgeçilmez bir gelenektir. [1]Matchmaking is an indispensable tradition even when the couple agrees to the match.[1]
Geleneklerde aracılıktan sonra nişan gelir.Matchmaking follows engagement traditions.
Elçilik (Aracılık)Elçilik (Matchmaking)
Damadın daha çok saygı gösterilen yaşlı akrabaları “asıl” aracılık törenine katılıyor.More respected, elder relatives of the groom take part in the “main” matchmaking ceremony.
Fototaksiler, iki çift daha karmaşık kupalı pigment gözüyle aracılık eder.Phototaxis there is mediated by two pairs of more complex pigment cup eyes.
Sarkozy, Rusya'yı aracılık ettiği ateşkesi ihlal etmekle suçladı.Sarkozy accused Russia of violating the ceasefire that he brokered.
Bu, dopaminin hazza aracılık ettiğine dair geleneksel varsayımı yanlışladı.This discounted the conventional assumption that dopamine mediates pleasure.
Sancak, Milletler Cemiyeti'nin aracılık ettiği bir düzenlemeyle Kasım 1937'de özerklik kazandı.The sanjak was given autonomy in November 1937 in an arrangement brokered by the League.
1930'larda iki taraf arasında aracılık yaptı.During the 1930s, he served as an intermediary between both sides.
Boina kralı, tanrı ve atalarla aracılık yapan yarı ilahi olarak kabul edildi.The king of Boina was considered to be quasi-divine, interceding with god and ancestors.
Bundan iki gün sonra Abdülhamid'in isteği doğrultusunda İkinci Meşrutiyet'in yeniden ilanına aracılık etti.Zwei Tage später rief er auf Wunsch Abdülhamids die Konstitutionelle Monarchie wieder aus.
Çöpçatan, Evlenmelerde aracılık eden kimse.Böhlken in Wesermünde, verheiratet.
Çöpçatan, Evlenmelerde aracılık eden kimse.En mariage trompe qui peut.
Beni Tanrı'yı bilmem konusunda aracılık edecek kişi olan öğretmeni seçmeliyim."Je pense que Dieu nous montrera pourquoi il a permis que nous nous trompions.»
Onun teorisine göre, çok büyük bozonlar (mezonlar) iki nükleon arasındaki etkileşime aracılık eder.Selon sa théorie, des bosons massifs (mésons) servent de médiateurs à l'interaction entre deux nucléons.
Böyle bir parçacık yerçekimi özellikleri ile bir kuvvete aracılık edebilir.Tal partícula mediaría una fuerza con las propiedades de la gravedad.
İki dünya arasında aracılık yapar.Mi atardecer entre dos mundos.
Çöpçatan, Evlenmelerde aracılık eden kimse.Gente que vino a mi boda.
Bu daha güçlü kuvvete glüonlar tarafından aracılık edilmiştir.È protetto da potenti scudi.
Savaşın sonlarına doğru Mustafa Kemal Paşa ile Türk-dostu Pierre Loti arasındaki yazışmalara aracılık etti.و في نهاية الحرب تدخلت مفيدة فريد في المراسلات الودية فيما بين مصطفى كمال أتاتورك و بيير لوتي الصديق التركي.
Çöpçatan, Evlenmelerde aracılık eden kimse.Todas carentes e loucas para casar.
Bruegel'in Aylar serisine aracılık eden Jonchelinck, bu eserde de aynı görevi yapmış olabilir.Foi Jonghelinck que encomendou a Bruegel a série os Meses (Months) e pode também, ter encomendado esta obra.
İki dünya arasında aracılık yapar.Tussen twee werelden.
Yol ulaşıma aracılık eden bir yapı değil, onlar için adeta bir yaşama alanıdır.Een afgesloten parkeerplaats is geen weg maar wel een terrein.
İki dünya arasında aracılık yapar.Żyje między dwoma światami.
Bu amaçla açılacak kamu borçlanma ihalelerine aracılık yapmaktadır.Na ten cel postanawiają zaciągnąć kredyt.
Beni Tanrı'yı bilmem konusunda aracılık edecek kişi olan öğretmeni seçmeliyim."Det är jag som tar honom till doktorn, jag vill veta allt vad som händer min son."
İki dünya arasında aracılık yapar.Mellan två världar.
İki dünya arasında aracılık yapar.Нео виявляється замкненим між двома світами.
Çöpçatan, Evlenmelerde aracılık eden kimse.Nebo někomu, kdo se za něj vydává.
Onun teorisine göre, çok büyük bozonlar (mezonlar) iki nükleon arasındaki etkileşime aracılık eder.Conform teoriei sale, bosonii masivi (mezonii) mediază interacțiunea dintre doi nucleoni.
Schindler bu malların satışında aracılık etmiş ve çalıntı malları alıkoymuştur.Divariin voi myydä löytämänsä ylimääräiset tavarat.
İki dünya arasında aracılık yapar.Ανάμεσα σε δύο κόσμους'.
Yol ulaşıma aracılık eden bir yapı değil, onlar için adeta bir yaşama alanıdır.Προς το παρόν δεν είναι αυτοκινητόδρομος, αλλά οδός ταχείας κυκλοφορίας.
İki dünya arasında aracılık yapar.Mellem to verdener.
Bu reaksiyonlara T hücreleri, monositler ve makrofajlarca aracılık edilir.Reaksi tersebut diperantarai oleh sel T, monosit, dan makrofag.
Bu tarihten sonra İsa'nın insanlarla Tanrı arasında aracılık etmesine gerek kalmayacaktır.Sesudah berkata demikian, Yesus pergi bersembunyi dari antara mereka.
Bu reaksiyonlara T hücreleri, monositler ve makrofajlarca aracılık edilir.これらの反応に関与しているのはT細胞、単球およびマクロファージである。
Bu reaksiyonlara T hücreleri, monositler ve makrofajlarca aracılık edilir.这类反应由T细胞、单核细胞及巨噬细胞所介导。
Fuhuşa Aracılık etmek için Çıkar Amaçlı Örgüt Kurmakla suçlanmıştır.”相信伏见出家应属事实。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod