Bunların birçoğu arabalı idi.
A lot of them had to do with a car.
İki arabalık bir garajımız var.
We have a two-car garage.
Bu evin iki arabalık garajı var.
This house has a two-car garage.
İZDENİZ, üç arabalı vapur ile hizmet vermektedir.
The Coast Guard dispatched three patrol vessels.
Yine de iki kez arabalı gençlerin aralarından geçmekle suçlandı. .
In all the years I had known my wife, never had I seen her appear so dull ...
En çok satan modelse 5 bin 800 arabalık satışıyla Clio olarak açıklandı.
The best-selling model was the Clio, with 5,800 cars sold.
Olarak bilinir 五車一 (Beş Arabalı Birinci Yıldız)Çin'de.[kaynak belirtilmeli]
It is known as 五車一 (the First Star of the Five Chariots) in Chinese.
Bitişikteki 500 arabalık garajda konuklar için indirimli park yeri mevcuttur.[1]
Discounted parking is available for guests in the attached 500-car garage.[3]
Feribot toplam 250 yolcu, 12 kamyon ve 40 arabalık bir taşıma kapasitesine sahip.
The ferry has the capacity to transport up to 250 passengers, 12 trucks and 40 cars.
Hizmet yapıları mutfakları, arabalıkları, gardiyan kışlalarını, Mareşal çalışma odasını kapsar.
The service buildings include kitchens, garages, guards barracks and the office of the Marshal.
arabalı ile daha fazla örnek cümle →