Bu alçaltıcı.
It's demeaning.
Alçaltıcı azab onadır.
A humiliating chastisement awaits him.
Lütfen sesinizi alçaltın.
Please keep your voices down.
Halkı alçaltır, yüceltir.
Degrading (some) and exalting (others);
Lütfen sesinizi alçaltınız.
Please lower your voice.
O, alçaltıcı, yükselticidir.
Degrading (some) and exalting (others);
Lütfen sesini alçaltır mısın?
Would you please lower your voice?
O alçaltıcıdır, yücelticidir.
Degrading (some) and exalting (others);
Onlara alçaltıcı bir azap var
And for them is a disgracing torment.
Sesinizi alçaltın ve dinleyin.
Keep your voice low and listen.
O, alçaltıcıdır, yükselticidir.
Degrading (some) and exalting (others);
Kafirlere alçaltıcı bir azap var.
The punishment for disbelievers is ignominious.
alçaltı ile daha fazla örnek cümle →