Tom zayıflıyor.
Tom is weakening.
Benim koku alma duyum zayıflıyor.
My sense of smell is weakening.
Sonra dan sakatlandı ve bir süre gözükmedi.
Weakening was seen later that day, and its eye disappeared.
Çoğu uyku sırasında uyananınca gerçekleşir.
The weakening process occurs mostly during sleep.
Aynı zamanda, Han merkezi hükümeti içten zayıflıyordu.
At the same time, the Han central government was weakening internally.
1980'lerin sonunda Sovyetler Birliği çözülmeye başladı.
By the 1980s, the Soviet Union was weakening.
Demek ki bir şey görmenin zayıfladığının bile farkında.
So something is aware even of the weakening of eyesight, even.
Zayıflama süreci çoğunlukla uyku sırasında ortaya çıkar.
The weakening process occurs mostly during sleep.
Bu nedenle Katarî döneminde Haricîler gitgide zayıfladı.
Perhaps, too, they were slowly weakening with the aeons.
Ardından yaramazlığından veya rüzgardan dolayı yere düşmüştür.
Weakening ensued thereafter due to increased wind shear.
Akyuvar yapımı Dalak, akyuvarların bir çeşidi olan lenfositleri yapar.
Weakening suffixes trigger a kind of lenition.
Onların çalışmaları 1990'ların sonunda kendi zayıflamalarıyla sonuçlandı.
Their work has resulted in their weakening in the late 1990s.