Tom onu videoya kaydetti.
Tom videotaped it.
Ben bir video kaseti satın aldım.
I buy a videotape.
Bu sabah bir video kaseti kiraladım.
I rented a videotape this morning.
Sami kendini videoya çekmeyi severdi.
Sami liked to videotape himself.
Dan, Linda'nın dairesini videoya aldı.
Dan videotaped Linda's apartment.
Rogers olayı video kasetten izliyor. [1]
Rogers is shown the event on videotape.[6]
Bir rugby maçını video kasete kaydettim.
I recorded a rugby game on videotape.
Bu prodüksiyonun Kanada'da video kaydı yapıldı.
The production was videotaped in Canada.
DVD oynatıcı, video kaset oynatıcının yerini aldı.
The DVD player replaced the videotape player.
Ne? Adam: Beni kaydetmek için bir kamera ister misin?
Do you want a camera to videotape me?
Filmden video kasete geçiş, şirketin önemini artırdı.
The company's rise to prominence was fueled by the industry switch from film to videotape.
Bugün, Sasha'nın ilk kez traş olmasını kayda alacağız.
Today we're gonna videotape Sasha doing his first ever shave.