Ana içeriğe geç
Sözlük
/
unforgivable

unforgivable

5 hece
C1 seviye
EN → TR

Tanım

•not excusable

Diğer Dillerde

Fransızcaimpardonnable
İspanyolcaimperdonable
İtalyancaimperdonabile
Rusçaнепрости́тельный
Arapçaلَا يُغْتَفَرُ
Azericebağışlanmaz, üzürlü sayıla bilməyən, üzürsüz
Felemenkçeonvergeeflijk
Portekizceimperdoável
Japonca許されない
Korece용서하지 못하다, 용서할 수 없다
İsveççeoförlåtlig
Lehçeniewybaczalny
Ukraynacaневиба́чний, непроба́чний, непрости́мий, непроще́нний
Çekçeneodpustitelný
Rumencede neiertat, de nescuzat, impardonabil, neiertabil, nescuzabil
Dancautilgivelig
Bulgarcaнепрости́м, непрости́телен
Slovakçaneodpustiteľný
Slovenceneodpustljiv
Litvancanedovanotinas
Galiçyacaimperdoábel, imperdoable
İzlandacaófyrirgefanlegur
Ermeniceաններելի

Etimoloji

Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Indo-European *n̥- Proto-Germanic *un- Proto-West Germanic *un- Old English un- Middle English un- English un- English forgivable English unforgivable From un- + forgivable.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Bu affedilemez,
It's unforgivable
Onun suçu affedilemez.
His crime is unforgivable.
Yaptığım bağışlanamaz.
What I've done is unforgivable.
Yaptığım şey affedilmez.
What I've done is unforgivable.
Yaptığın şey affedilmez.
What you're doing is unforgivable.
O affedilmez bir hataydı.
That was an unforgivable error.
Bağışlanamaz bir şey yaptım.
I've done something unforgivable.
Bir dizi affedilmez suç işledi.
He committed a series of unforgivable crimes.
Tom'un yaptığı şey affedilmezdi.
What Tom did was unforgivable.
Bu affedilir gibi değildir." dedi.
That is unforgivable," Savo Strbac of the Veritas centre told SETimes.
Fadıl affedilemez bir çizgiyi geçti.
Fadil has crossed an unforgivable line.
O gün Tom'la benim yaptığım şey affedilmezdi.
What Tom and I did that day was unforgivable.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod