throbbing
2 hece
C2 seviye
EN → TR
Tanım
•a sound with a strong rhythmic beat
•pounding or beating strongly or violently
Örnek Cümleler
Kafam zonkluyor.
My head is throbbing.
Heyecandan kalbi titriyordu.
Her heart was throbbing with excitement.
Zonklayan bir baş ağrım var.
I have a throbbing headache.
Burada zonklayan bir ağrım var.
I have a throbbing pain here.
Halsiz hissediyorum ve başım zonkluyor.
I feel listless and have a throbbing headache.
Ağrı sabit mi yoksa zonklama şeklinde mi?
Is the pain throbbing or constant?
Benim üst sağ azı dişim dünden beri zonkluyor.
My upper-right molar has been throbbing since yesterday.
Dün gece içtiğim tüm votkadan dolayı başım zonkluyor.
My head is throbbing because of all the vodka I had last night.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.
You can almost hear the drums throbbing back in that little cottage where we stay when we're there.