punctuate

/ˈpʌŋktjuːeɪt/3 hece
EN → TR
"punctuate" kelimesinin Türkçesi: noktalamak, cümleleri ayırmak için nokta koymak, üzerinde durmak, nokta gibi arasına girmek (söz). Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelnoktalamak
Genelcümleleri ayırmak için nokta koymak
Genelüzerinde durmak
Genelnokta gibi arasına girmek (söz)

Tanım

•interrupt periodically

Diğer Dillerde

Almancainterpunktieren
Fransızcaponctuer
İspanyolcapuntuar
İtalyancainterpungere
Portekizcepontuar
İsveççeinterpunktera

Etimoloji

Borrowed from Medieval Latin pūnctuātus, perfect passive participle of pūnctuō (“to mark with points”), from Medieval Latin pūnctus (“a point, dot”), from pungō (“to prick, punch”); see -ate (verb-forming suffix) and -ate (adjective-forming suffix). Doublet of punch.

Kelime Ailesi

interpunctuate
mispunctuate
overpunctuate
punctuatable
punctuative
punctuator
repunctuate
underpunctuate
unpunctuate

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Kısa barış dönemleriyle ara verilen on yıllık bir iç savaş süre geldi.
A decade of civil war and fluctuating alliances followed, punctuated by brief periods of peace.
Trafik ve sanayinin yoğunluğundan, çok sık hava kirliliği sorunu yaşanır.
Drug and arms trafficking are punctuated by periodic violence.
1949 ve 1954 yılları arasında Suriye siyaseti dört askeri darbeyle noktalandı.
Between 1949 and 1954 Syrian politics was punctuated by four military coups.
Saman nezlesi mevsiminde, Mary'nin cümleleri genellikle hapşırmalarla noktalandı.
During hayfever season, Mary's sentences were usually punctuated by sneezes.