Mecazen değil.
I don't mean this metaphorically.
Mecazi olarak mı konuşuyorsun?
Are you speaking metaphorically?
Ve ne yazık ki metaforik olarak doğrudur.
Sadly, it's metaphorically true.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.
It turns out there is a back room that is kind of windowless, metaphorically speaking.
Mevcut engeller, hem fiziksel hem de mecazi olarak nasıl aşılabilir?" [2]
How can existing hurdles be overcome, both physically and metaphorically?"[13]
Metaforik olarak, kenarları üzerine koyarsanız bir parça elbise elde edersiniz.
Metaphorically, you turn it on the side, and you have a piece of cloth.
'Tutmak' gibi kelimeleri mecazi anlamda kullanıyoruz, mesela anlamak anlamında.
We use words like "grasp" metaphorically to also think about understanding things.
Baden-Powell, bir İzcinin mecazi anlamda kendi kanosuyla kürek çekmesi gerektiğini yazdı.
Baden-Powell wrote that a Scout should paddle his own canoe, metaphorically speaking.
Bir diğer olasılık da bizzat "fabula"nın Yunan stilinde mecazî olarak "örtülü" (palliata) olmasıdır.
Another possibility is that the fabula itself is metaphorically "cloaked" in a Greek style.