Ve öyle de oldu.
Or those would make for good basis vectors.
Akşam yemeği için ne yapacaksın?
What are you going to make for dinner?
Yarın öğle yemeği için ne yapacaksın?
What'll you make for lunch tomorrow?
Tom, Mary için kaç tane sandviç yaptı?
How many sandwiches did Tom make for Mary?
Yaldızlı dizginler daha iyi bir at yapmazlar.
Gilded reins do not make for a better horse.
Akşam yemeği için ne yapacağımı merak ediyorum.
I wonder what to make for dinner.
Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap!
Make for us an ilahan (a god) as they have aliha (gods)."
Bunun filme kazandıracağı pek fazla bir şey yok tabii.
It just doesn't make for as much of a movie.
Bana kahvaltı hazırlamanı dört gözle bekliyordum oysa ki..
I was looking forward to what you would make for breakfast.
Adım Britlin Losee, ve bu sizin için çekmek istediğim bir video.
My name is Britlin Losee, and this is a video that I'd like to make for you.
Spordan daha az büyülenenler için bu ay çileden çıkarıcı olabilir.
For those who are less enchanted with the sport, that can make for an exasperating month.
Tom, Mary'nin akşam yemeği için ne yapmayı planladığını bilmiyordu.
Tom didn't know what Mary was planning to make for dinner.