jewellery

/ˈdʒuːlɹi/
C1 seviye
EN → TR
"jewellery" kelimesinin Türkçesi: mücevher, takı, ziynet, süs eşyası. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelmücevher
Geneltakı
Genelziynet
Genelsüs eşyası
Görsel
Pembe mor kristal mücevher - pürpurit taş detayıSıcak Işıklar Altında Mücevher Tasmalı Chihuahua Köpek PortresiMücevher ve Metal Detaylarla Süslenmiş Fantastik Kaplumbağa OrmandaPudra pembe çekmeceli mücevher kutusu ve altın takı aksesuarları
Tanım
•an adornment (as a bracelet or ring or necklace) made of precious metals and set with gems (or imitation gems)
Diğer Dillerde
AlmancaSchmuck
Fransızcabijoux, joaillerie
İspanyolcaalhaites (disused), alhajas, joyas, joyeles, joyería
Rusçaбижуте́рия, драгоце́нности, украше́ния, ювели́рные изде́лия
Arapçaمُجَوْهَرَات
Kazakçaзергерлік бұйымдар
Özbekçejavohirot
Felemenkçesieraad
Portekizcejoalheria, joias
Korece보석류, 장신구, 주얼리
İsveççesmycke
Lehçebiżuteria
Ukraynacaбіжуте́рія, прикра́си, ювелі́рні ви́роби, ювелі́рні прикра́си
Fincekorut
Çekçeklenoty, šperky
Rumencebijuterii
Macarcaékszer
İbraniceתַּכְשִׁיט, תַּכְשִׁיטִים
Latinceōrnāmentum
Dancasmykker
Vietnamcađồ châu báu, đồ kim hoàn, đồ nữ trang
Bulgarcaбижу́та, на́кити
Slovencenakit
Estoncaehted
Etimoloji
Inherited from Middle English juelrye, from Old French juelerye, equivalent to jewel + -ery.
Kelime Ailesi
Jewellery Quarter
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
jewelry
tom
bling
bling-bling
tomfoolery
Örnek Cümleler
Şu anda platin takı moda.
At the moment, platinum jewellery is in fashion
Fadıl mücevheri rehin verdi.
Fadil pawned the jewellery.
Sami mücevherleri rehin verdi.
Sami pawned the jewellery.
Mary bir mücevher yapımcısıdır.
Mary is a jewellery maker.
Kendini Zarif Takılarda Gösteriyo�
Captured in Fine Jewellery
O, o takıyı herkesin önünde takmaz.
She doesn't wear that jewellery in public.
Linda'nın üzerinde birkaç mücevher vardı.
Linda had some jewellery on her.
Bir kuyumcuyu soymuştum Onlarda peşime takıldı
I robbed that jewellery shop. They chased after me.
Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık.
They snatched the couple's purses, jewellery and cellphones.
Fadıl, Leyla'ya para, araba ve mücevherat sözü verdi.
Fadil promised Layla money, cars, and jewellery.
Nübye Kraliçesi Amanishakheto'nun mücevher hazinesi ve II.
Very precious is the treasure of jewellery of the Nubian Queen Amanishakheto.
Müzede ayrıca tarihi giyim ve mücevherler koleksiyonu vardır.
The museum also has a collection of historical clothing and jewellery.