18 (3): 209.
"Women in Biotechnology: Barred from the Boardroom".
Klüpten men edilmiştir.
He has been barred from the club.
O, kulüpten men edildi.
She was barred from the club.
Kapıyı sürgüleyip kilitledik.
We barred the door and locked it.
Tom bu kulüpten men edilmiştir.
Tom has been barred from this club.
Ailenin ülkeden ayrılması yasak.
The family is barred from leaving the country.
Devrilmiş ağaç, yolumuzu kapattı.
The fallen tree barred our way.
Barodan ihraç edilmek istemiyorum.
I don't want to be disbarred.
Düşmüş bir kaya onun yolunu kapadı.
A fallen rock barred his way.
Bu, onun ihraç edilmesine neden oldu.
This resulted in her being disbarred.
Ancak bu kanıtlar mahkemede engellendi.
Such evidence, however, was barred at their trial.
Bunun tabhaneye çıkan kapısı eski camiden uçmuştur.
The door that led upstairs was barred against him.