zulu ile cümle
zulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak Debşelim hükümdar olduktan sonra halkına zulüm etmeye başladı.ولما رجع الحارث إلى قومه تشاءموا به ولاموه، وأبوا أن يجيروه فكره أن يكون لهم عليه منة، فهرب ونبت في البلاد.
Olayı zulümlere bir başkaldırış olarak tanımladı.فنسي العالم ذلك الجرم الغريب.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Em 1946, ela foi obrigada a deixar o país por causa da perseguição do ditador Rafael Trujillo.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.A perseguição aos judeus atingiu seu primeiro pico durante as Cruzadas.
Vuvuzela, adını Zulu dilindeki Vuvu sözcüğünden alıyor.O nome Amazulu é tirado da uma palavra da língua zulu do povo zulu.
Diktatör insanlara zulüm yapıyordu.O ditador oprimiu o povo.
Bu ve diğer zulümlerin etkisiyle, Yahudiler 17. yüzyılda Batı Avrupa'ya geri döndüler.Gedwongen door deze en andere vervolgingen, bewogen de Joden zich naar westelijk Europa in de 17e eeuw.
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.Of zij trokken later hun onterechte schadeclaim in.
Peygamberlik sözlerinde zulümden söz edildiğinde, bunun Sebt hakkında olduğu düşünülmüştür.Wanneer immers de leugenaar deze uitspraak doet, heeft hij reeds gelogen.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Een uitzondering zal worden gemaakt voor hen die onrechtvaardig en zondig handelen.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Ook zou hij een eed gezworen hebben om voortaan slechts van aalmoezen te leven.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.De vervolgingsgolf bereikte zijn eerste piek tijdens de Kruistochten.
Ancak Diocletianus da zulüm politikalarını aynı şevkle benimsedi.Samen met BASTA! bracht Dilamo de single Verdraagzaamheid uit.
İlk dörtlükte ki ilk iki satır Xhosaca, son iki satır ise Zuluca dilindedir.Pierwsze 2 wersy pierwszej zwrotki są w języku xhosa, kolejne 2 w języku zulu.
Şayet zulüm ve fenalık kesinleşirse aslında onu görevden almakla yetinilmesi doğru değildir.Złem i grzechem było jedynie korzystanie z niego w niewłaściwy sposób.
Ona Zülüflü Saduki Kral deniyordu.Włada nimi tak zwany Bezkresny Król.
Zulu, Cy Endfield'in yönettiği 1964 yapımı İngiliz sinema filmi.Zulu) – brytyjski film wojenny z 1964 roku w reż. Cy Endfielda.
İmparator Diokletian yönetiminde Hıristiyanlara yönelik zulüm doruğa çıktı.Za czasów panowania cesarza Dioklecjana miały miejsce prześladowania chrześcijan.
Ama sonunda Floransa halkı Savonarola'nın zulümüne isyan etti.Florentinarna började emellertid att ifrågasätta Savonarolas auktoritet.
Misilleme olarak Britanyalılar Zululara savaş ilan etti.Britterna förklarade krig mot zuluerna som vedergällning.
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.Intet får uteslutas från Guds väsen, inte ens motsatserna, då han är allt i allt.
Çinlilerin Türkistan'daki zulümlerine karşı direnen önemli önderlerden biridir.Trungsystrarna motstår de kinesiska influenserna i Vietnam.
Marinetti'ye göre "sanat şiddet, zulüm ve adaletsizlik dışında hiçbir şeydir".Marjasin kommenterade åtalet med att han handlat "klantigt, men inte oetiskt eller brottsligt".
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.У 1946 році вона була змушена покинути країну через переслідування диктатора Рафаеля Трухільйо.
Zulüm-Büyük Sıkıntı: Büyük Babil'in başına gelecek sıkıntıdır.Труднощі завдань, що стоять перед бібл.
Analyzing oppression (Zulüm Analizi.Факторний аналіз (Factor analysis).
Şarkıda Jackson, dünyaya yapılan tüm zulümden ve kötülüklerden bahseder.У пісні розповідається про продажність і лицемірство у всьому, що пов'язано із грошима.
İmparator Diokletian yönetiminde Hıristiyanlara yönelik zulüm doruğa çıktı.Jak rytíř císaře Diokleciána přijal křesťanství.
Ottla böylece Yahudilere karşı yapılan zulümlere karşı korumasını kaybetmiş oldu.Ottla și-a pierdut astfel protecția împotriva persecuției la adresa evreilor.
Bu ne saç, bu ne kahkül, bu ne zülüftür?Mi-e sacul gol - dar ce liniste, ce racoare!
Menajeri Chaka Zulu'yla beraber Disturbing tha Peace Şirketi'ni kurmuştur.A menedzserével, Chaka Zuluval együtt alakították a Disturbing Tha Peace nevű kiadót.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Mindenkit szeretni erény, másokat gyűlölni bűn.
Çalışmasında değişik ülkelerdeki tartışmalar, Yahudi gelenekleri ve zulümler aktarılmıştır.Rögzíti a különböző zsidó közösségek hagyományait, szokásait, szertartásait, valamint az imarendet.
Bu tarihte Hıristiyanlarıın maruz kaldığı en büyük zulümlerden biriydi.Ezzel kezdődött a történelem egyik legnagyobb keresztényüldözése.
Zülüflü Baltacılar Koğuşu'nda kalanların sayısı 120-200 kişi civarındaydı.A bánya dolgozóinak száma ekkortájt 120-150 fő lehetett.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.A föld pedig romlott vala az Isten előtt és megtelt a föld erőszakoskodással.
Ona Zülüflü Saduki Kral deniyordu.Kuningas määräsi hänet surmattavasti.
Kraliçe, "Zulüm ve acıya dair her şey" diye tarif ettiği kutlamalara katılmak zorunda kaldı.Häntä alettiin palvoa "toiveita täyttävänä Inarina", onnen ja vaurauden kamina.
Halkı baskı ve zulüm ile sindirdi.Kansa lankesi synteihin ja viettelyksiin.
Shaka Zulu, (1787 - 1828) Zulu halkının efsanevi lideri.Lajinimi tulee Zulujen johtajan, kuningas Shaka Zulun (1787–1828) mukaan.
Bu nedenle, zulüm gördüler ve toprakları harap oldu.Για το λόγο αυτό υπέστησαν διωγμούς και τα εδάφη τους ερημώθηκαν.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.Αλήθεια θα βλαστήσει από τη γη και δικαιοσύνη θα κοιτάξει από τους ουρανούς.
Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek." diyerek bağırmaya başladı.Enhver, der har en rolle i denne undertrykkelse vil dø, én efter én."
Kraliçe, "Zulüm ve acıya dair her şey" diye tarif ettiği kutlamalara katılmak zorunda kaldı.Denne ærefrygt drev ham også til at kræve, at der skulle tales om "de hedengangne Konger med Hede og Ømhed".
Poyrazoğlu hiç ham değil, Daha zulümün tam değil.Den selvbestaltede ridder er dog ikke kun en nar.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Et annet spørsmål er om Ono ubevisst sådde splid i gruppen.
1929 yılında ailesi zulüm korkusuyla Sibirya'ya taşındı.I 1929 flyttet familien til Sibir av frykt for å bli forfulgt.
Ama sonunda Floransa halkı Savonarola'nın zulümüne isyan etti.Florentinerne hadde imidlertide begynt å sette spørsmålstegn ved Savonarola.
Zülüflü baltacılar kemend atarak onu padişah önünde boğup idam ettiler.Den døde Angantyr kastet da Tyrfing opp til henne.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.Hans herlighet dekker himmelen, og lovsang til ham fyller jorden.»
Bu zulüm hareketi azınlık grubunu radikalleştirebilir.Dette kunne true hele NS-bevegelsens enhet.
Halkı baskı ve zulüm ile sindirdi.Folk reagerte med sjokk og vantro.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.I det store og hele ble jødene i stor grad forfulgt og plaget i kristne Europa i tiden etter 1300.
İlk dörtlükte ki ilk iki satır Xhosaca, son iki satır ise Zuluca dilindedir.De to første linjene i det første verset er oversatt til zulu, mens de to siste linjene er beholdt på xhosa.
TV kanalı TV 2 Zulu, yılda bir kez Zulu Rocks isminde büyük bir konser organizasyonu düzenlemektedir.Stasiun televisi TV 2 Zulu menyelenggarakan sebuah konser besar bernama Zulu Rocks setiap satu tahun sekali.
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.Akan tetapi, tidak semua bentuk penyimpangan dari Islam itu menjadikan pelakunya bisa divonis sesat.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Kekejaman Kepausan and pengikutnya, dalam hal ini, dengan zalim menindas dan menghancurkan Jiwa-jiwa.
Tartışma ve riyâdan hoşlanmaz; dedikodu, gıybet ve zulümden uzak dururlar.Dapat tertawa dan bergembira secara bebas, dan mampu menghayati penderitaan dan kedudukan tanpa lupa diri.
Zulüm 37 yılında Tiberius'un ölümüne kadar sürdü.Những vụ hành hạ tiếp tục kéo dài cho tới khi Tiberius chết vào năm 37.
Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek." diyerek bağırmaya başladı.Bất cứ ai có một vai trò trong sự đàn áp này sẽ chết từng người một."