zulu ile cümle
zulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Erişim tarihi: 12 Mart 2013. ^ "'Zulu' to Close Cannes Film Festival".Truy cập ngày 15 tháng 5 năm 2013. ^ “‘Zulu’ to Close Cannes Film Festival”.
Kamptaki gardiyanlar esirlere büyük zulüm ettiler.Các chỉ huy trong quân đội đã đánh đập tù nhân tàn bạo.
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.火乃香の相棒であり、保護者であり、また親友でもある。
2005 yılında Avrupa Parlamentosu eşcinsellere zulümü de kapsayan bir Holokost çözülümünü benimsemiştir.2005年、欧州議会はホロコーストに同性愛者に対する迫害を含む決議を採択した。
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.平等を愛し、不平等を嫌う。
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.欺瞞(ぎまん) 何もかもが上手くいってない人。
Zuluca ya da Zulu dili (isiZulu), Zulu halkın dili olup yaklaşık 10 milyon kişi tarafından konuşulur.ズールー語(Zulu、isiZuluとも)は、南アフリカ共和国のズールー族の95%、約900万人によって話される言語である。
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.悪が消えた世界で正義のパワーが暴走!
Bu ve diğer zulümlerin etkisiyle, Yahudiler 17. yüzyılda Batı Avrupa'ya geri döndüler.由于迫害驱使,犹太人在17世纪搬回西欧。
1929 yılında ailesi zulüm korkusuyla Sibirya'ya taşındı.1929年,因担心受到迫害,卓娅全家搬到西伯利亚。
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.但是約櫃並沒有保護他們,使他們不致遭受他們肆意違反耶和華的律法所招致的惡果。
Fakat Kaçar hanedanlığının başa gelmesiyle 1794'te eski zulümlere devam edildi.律师们在1790年仍然试图处理他的破产纠纷。
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.1300年后,犹太人在基督教欧洲受到更多的歧视和迫害。
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.天庭設有玉樞院,為職掌雷霆生發、賞善罰惡的機構。
Roma İmparatoru Diocletian döneminde Hristiyanların gördüğü zulüm esnasında tutuklandı.据说在罗马皇帝戴克里先迫害基督徒期间被杀。
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.應仁之亂後,宗教勢力因治安惡化而強化武力。
Zulular genelde kabileler halinde yaşayagelmişlerdir.氏族一般作为部落的成员而存在。
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.雅志困轩冕,遗恨寄沧洲。
Ancak Debşelim hükümdar olduktan sonra halkına zulüm etmeye başladı.在宥明法印圓寂後,當地居民開始供奉燈籠來追思他。
2005 yılında Avrupa Parlamentosu eşcinsellere zulümü de kapsayan bir Holokost çözülümünü benimsemiştir.雖然這段歷史仍具爭議,但是歐洲議會于2005年採納了關於對同性戀屠殺的解決方案。
Çalışmasında değişik ülkelerdeki tartışmalar, Yahudi gelenekleri ve zulümler aktarılmıştır.他们提出各种思想上的矛盾及犹大行为和永刑的差异。
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.하위 집합은 삭제에 대한 조건을 정의할 수 있으며, 정의하지 않으면 모든 행이 삭제된다.
Korkunç zulümler ve katliamlar yaparak, Müslümanların mallarını yağmalattı.불교의 지나친 부패와 타락은 필연적으로 유생들 사이에 배불론(排佛論)이 대두되게 하는 결과를 가져왔다.
Zulular, Güney Afrika'da yaşayan bir Afrika kabilesi.코사족(Xhosa)은 아프리카 남부에 사는 종족이다.
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.‘착한 일을 하는 사람에게는 하늘이 복을 주고 악한 일을 하는 사람에게는 하늘이 재앙을 준다.’는 孔子(공자)의 말로 상선벌악(賞善罰惡)과 그 뜻을 같이 하고 있음을 알 수 있다.
Adaletin zıddı ise zulümdür.השאלה: האם צדק טוב יותר מאי-צדק?
Kamptaki gardiyanlar esirlere büyük zulüm ettiler.השומרים התנהגו באכזריות רבה כלפי הכלואים.
Ona Zülüflü Saduki Kral deniyordu.תהיה זו טעות לכנות אותו שליט פסיבי.
İngiliz, Avusturya ve Fransız hükümetlerinden araya girilmesi ve zulümlerin durdurulması istendi.הם החליטו לבקש מהממשלות הבריטיות, האוסטריות והצרפתיות להתערב בעניין אצל הממשלה העות'ומנית ולהפסיק את הרדיפות.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.בשנת 1946 היא נאלצה לעזוב את המדינה בגלל הרדיפות של הדיקטטור רפאל טרוחיו.
Zuluca ya da Zulu dili (isiZulu), Zulu halkın dili olup yaklaşık 10 milyon kişi tarafından konuşulur.זולו (isiZulu) היא שפה ממשפחת שפות הבנטו, לשונם של בני הזולו החיים בדרום אפריקה, ולה כ-10 מיליון דוברים.
Antlaşma ile Osmanlı, Ermeni konularını zulüm ve şiddetten korumayı üstlendi.В договора, османска Турция се ангажира да защитава своите арменски граждани от потисничество и насилие.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Отговорна за множество атентати и убийства.
Zulüm 37 yılında Tiberius'un ölümüne kadar sürdü.Progoni su se nastavili jednakom žestinom do Tiberijeve smrti 37. godine.
Menajeri Chaka Zulu'yla beraber Disturbing tha Peace Şirketi'ni kurmuştur.Zajedno sa svojim menadžerom Chakom Zuluom suosnivač je diskografske kuće Disturbing tha Peace.
Kahramanları, tiranlık ve zulüm üzerindeki onurun zaferini belirtir.Bio je to dokaz pobjede istine nad lažju, nevinosti nad zloćom.
Aslında, Hristiyanlar, ilk yüzyıllar da büyük zulümlere uğramıştır.Tako su smatrali i kršćani prvih stoljeća.
Ancak Diocletianus da zulüm politikalarını aynı şevkle benimsedi.Diomédes sa rovnako statočne správal aj vo vojenskej rade.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Po ňom nasledovala séria ďalších útokov a protiútokov.
Bu zulümler Hollanda'nın bölgeye ayak basmasıyla son buldu.Dogodki so do skrajnosti razgibali politično vrenje na južnem Nizozemskem.
Ona Zülüflü Saduki Kral deniyordu.Omenjen je kot škratovski kralj.
1929 yılında ailesi zulüm korkusuyla Sibirya'ya taşındı.Leta 1929 se je družina preselila v Sibirijo zaradi strau pred preganjanjem in naslednje leto v Moskvo.
Bu zulümler Hollanda'nın bölgeye ayak basmasıyla son buldu.Tai galutinai baigė bandymus suvienyti Nyderlandus politiškai.
TV kanalı TV 2 Zulu, yılda bir kez Zulu Rocks isminde büyük bir konser organizasyonu düzenlemektedir.Kord aastas korraldab telekanal TV 2 Zulu seal suure kontserdi "Zulu Rocks".
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.Jaffa langes ristisõdijate kätte Esimeses ristisõjas.
Nazilerin zulüm kurbanları için tazminat ve rehabilitasyon programlarının kurulmasına katıldı.Need on vanglapõhised integratsiooni- ja rehabilitatsiooniprogrammid.
Ülkenin her köşesinde zulüm, göçler, açlık ve ölümle karşılaşırlar.Ümberringi valitseb kaos, viletsus ja nälg.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.(27)Устата му са пълни с проклинание и угнетяване и насилство; Под езика му има злоба и беззаконие.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.(9:28) уста его полны проклятия, коварства и лжи; под языком – его мучение и пагуба;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.A sua boca está cheia de imprecações, de enganos e de opressão; debaixo da sua língua há malícia e iniqüidade.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Gura îi este plină de blesteme, de înşelătorii şi de vicleşuguri; şi supt limbă are răutate şi fărădelege.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hänen suunsa on täynnä kirousta, petosta, sortoa; tuho ja turmio on hänen kielensä alla.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans mun är full av förbannelse, av svek och förtryck; hans tunga gömmer olycka och fördärv.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans Mund er fuld af Banden og Svig og Vold, Fordærv og Uret er under hans Tunge;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans munn er full av forbannelse og av svik og vold; under hans tunge er ulykke og ondskap.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Ia terus mengutuk, mengancam dan menipu, kata-katanya penuh kebencian dan kejahatan
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Jeho ústa sú plné kliatby, lesti a úžerného útisku; pod jeho jazykom je trápenie a márnosť.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Kletve polna so usta njegova in zvijač in zatiranja; pod jezikom njegovim je nadloga in krivica.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.그 입에는 저주와 궤휼과 포학이 충만하며 혀 밑에는 잔해와 죄악이 있나이다
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Miệng hắn đầy sự nguyền rủa, sự giả dối, và sự gian lận; Dưới lưỡi nó chỉ có sự khuấy khỏa và gian ác.