zulu ile cümle
zulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Calvert, koloniyi İngiltere'de zulüm gören Roma Katolikleri için bir sığınak yapmak istedi.Calvert wished to make the colony a refuge for Roman Catholics facing persecution in England.
Zulu'da mbaqanga terimi, günlük bir mısır unu lapası anlamına gelir.In Zulu, the term mbaqanga means an everyday cornmeal porridge.
Unsondo, Zulu, gökyüzü, güneş, gök gürültüsü, deprem tanrısıUnsondo, Zulu, god of the sky, sun, thunder, earthquake
Nokhubulwane, Zulu gökkuşağı, tarım, yağmur ve bira tanrıçası.Nokhubulwane, Zulu goddess of the rainbow, agriculture, rain, and beer.
1937'de Sovyet yetkililer tarafından zulüm görmeye başladı.From 1937, Chanturia was persecuted by the Soviet authorities.
New England'da Quaker'lara ya büyük zulüm yapılmaktaydı.The colonial leadership was the most active in New England in the persecution of Quakers.
Zulüm görmesine rağmen, ifşaatlarının doğru olduğu kanıtlandı.Though persecuted his revelations proved to be true resulting in booking the culprits.
Çok daha fazlası zulüm gördü. [1] [2]Many more were persecuted.[12][13]
Biharilere yönelik zulümPersecution of Biharis
Zulüm sanrılarıPersecutory delusions
Bilim adamlarına uygulanan zulümPersecution of scientists
Kololo, 1830'larda Shaka Zulu'nun Mfecane'sinden kaçmak zorunda kaldı.The Kololo were forced to flee from Shaka Zulu's Mfecane during the 1830s.
Raporda, Sünni çoğunluğun zulüm gören başlıca grup olduğu belirtildi.[1]The report said the Sunni majority is the primary persecuted group.[9]
Ortaklığı açığa çıktı, dolayısıyla zulüm başladı.His partnership got exposed, hence the persecution began.
Kültür Devrimi sırasında zulüm gördü ve siyasi sürgünde zaman geçirdi.He was persecuted during the Cultural Revolution and spent time in political exile.
Babası, Brüksel'deki zulümden kaçan zengin bir kuyumcu ustası, mücevherci ve oymacıydı.His father was a wealthy goldsmith, jeweller, and engraver who had fled persecution in Brussels.
Zülüflü baltacılar kemend atarak onu padişah önünde boğup idam ettiler.Bösartige Verleumder hätten ihn ins Unglück gestürzt.
Zülüflü Baltacılar Koğuşu'nda kalanların sayısı 120-200 kişi civarındaydı.Die Zahl der ritterlichen Teilnehmer an den Landtagen schwankte zwischen 120 und 200.
Zulu, yönetmenliğini Jérôme Salle'nin yaptığı Fransız suç filmidir.Als Abschlussfilm wurde der in Südafrika spielende französische Kriminalfilm Zulu von Jérôme Salle benannt.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Zudem sind sie für zahlreiche Morde und Vertreibungen verantwortlich.
Devşirme olarak İstanbul'a getirilmiş ve Zülüflü Baltacılar ocağında eğitim almıştır.Er wurde aus seiner Heimat durch das System der Knabenlese nach Istanbul gebracht und ausgebildet.
Anavatanlarındaki dinî baskı ve zulümlerden kaçarak önce Hollanda'ya, sonra da Amerika'ya gelmişlerdi.Vor der Machtergreifung der Nationalsozialisten flüchtete er nach Holland und von da in die USA.
Adaletin zıddı ise zulümdür.Wo Unrecht zu Recht wird.
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.Même si le stratagème ne trompe personne, ils sont à l'abri de toutes poursuites.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.En 1946, elle doit quitter le pays en raison des persécutions perpétrées par le dictateur Rafael Trujillo.
Ottla böylece Yahudilere karşı yapılan zulümlere karşı korumasını kaybetmiş oldu.Ottla perd alors sa protection contre la persécution des Juifs.
Bu ne saç, bu ne kahkül, bu ne zülüftür?Quel est ce mythe, ce symbole, cette allégorie, ce miracle ?
ABD emperyalizminin küçük çocuğu İsrail bir zulüm yaptı.La mort du fils du premier astronaute israélien a provoqué une forte émotion en Israël.
Güney Afrika'daki Zulu kabilesinin kendi dili vardır.La tribu Zulu de Sudáfrica tiene su propia lengua.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.La persecución alcanzó su primer pico durante las Cruzadas.
Antlaşma ile Osmanlı, Ermeni konularını zulüm ve şiddetten korumayı üstlendi.En el tratado, la Turquía otomano aceptó proteger a sus súbditos armenios de la opresión y la violencia.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Le advirtieron, eso sí, que no dejara entrar a nadie mientras ellos estuvieran en las montañas.
Sırasıyla zuluflu, baltacı ve casnigar oldu.Fue arriero, pescadero y barrenero.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Se le atribuían asesinatos y otros métodos desagradables.
Misilleme olarak Britanyalılar Zululara savaş ilan etti.El Senado declaró la guerra a los labicanos.
Ona Zülüflü Saduki Kral deniyordu.El sería asesinado por Rey Reloj.
Kitabın ilk sözünü ise Kılıçdaroğlu'nun, "Adaletle değil, zulümle hükmedenlere asla boyun eğmeyeceğiz.Nel libro non si fa menzione di parenti in vita, il che suggerisce che non sia sposato e non abbia figli.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Nel 1946 fu però costretta a lasciare il paese per via della dittatura di Rafael Trujillo.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.Dopo il 1300, gli ebrei soffrirono ulteriori discriminazioni e persecuzioni nell'Europa cristiana.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.La persecuzione arrivò al suo primo culmine durante le Crociate.
Yazı kariyeri boyunca Korolenko İnsan haklarını savundu ve adaletsizlik ve zulüme karşı oldu.Il Corano quando descrive Eliseo, narra circa la sua onestà e la sua giustizia.
Zulular genelde kabileler halinde yaşayagelmişlerdir.I cavalieri furono disposti, al solito, sulle ali.
Poyrazoğlu hiç ham değil, Daha zulümün tam değil.Non sono pazzo, Malatesta, non è così semplice.
Tüm büyük adamlara olduğu gibi; çarpıtma, iftira ve zulüm onu izledi.Tutti gli altri vennero assolti: tra loro Evola, Rauti ed Erra.
Kal MEM ve soyuda bu zülüm ve yağmadan kaçabilenler arasındadırlar .Он может наказать тех, которые не повинуются Ему, в этой и в будущей жизни.
Zulüm 37 yılında Tiberius'un ölümüne kadar sürdü.Преследования продолжались до самой смерти Тиберия в 37 году.
Adaletin zıddı ise zulümdür.Несправедливый суд - зло.
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.В качестве последнего, он смягчает наказания, делая силу милосердия более могущественной, чем силу карающую.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.В 1946 году она была вынуждена покинуть страну из-за преследований диктатора Рафаэля Трухильо.
Bunların üzerine flama gibi çekilen kıvrıklara zülüf veya zülfe denmektedir.При этом тот, кто дотронулся до этой птицы или поднял её, остается чистым.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Это вызывало растерянность обидчиков, а иногда и вразумление о подвиге блаженного.
III İoannis'in tahta çıkışını aristokrasinin üyelerine karşı yapılan zulümler izledi.Вступление Иоанна III на престол сопровождалось преследованиями членов аристократии.
Oğullarını askere gönderen ailelere zulüm ederler.Подготовьте своих потомков к будущему.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.Любит — поддерживать справедливость, не любит — злодеев.
Kamptaki gardiyanlar esirlere büyük zulüm ettiler.Охрана концлагеря отличалась особой жестокостью по отношению к заключённым.
Komünist rejim ona herhangi bir zulüm de bulunmadı.Режим, в свою очередь, не остался перед ними в долгу.
Halkı baskı ve zulüm ile sindirdi.Народ приходит в ужас и негодование.
Ancak Diocletianus da zulüm politikalarını aynı şevkle benimsedi.Гунарис стоял перед той же дилеммой.
Zulüm 37 yılında Tiberius'un ölümüne kadar sürdü.الاضطهاد استمر حتى موت طبريا في 37.
“Dalitlerin” (dokunulmazların) hareketidir (Dalit, zulüm ve baskıya karşı gösterilen köklü bir tepkidir).من الاصل"دونك"،يقال"دونك اياه" أي خذه وعليك به ( دُوْن ): الدون: الناقص والناقصة من كل شيء.